Nuri Bilge Ceylan’ın uzun süredir beklenen filmi Ahlat Ağacı hakkında yazılmış eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…

1- Mayıs Sıkıntısı’na Dönüş

Fatih Özgüvan’in yazısı için tıklayın – Ekranella

Ahlat Ağacı elbette Mayıs Sıkıntısı dünyasına bir geri dönüş. Kendi kendine bir şey ispat etmek için, yeniden baba evine ve ana kucağına dönen Oğul hikayesi. Ama tabii burası Mayıs Sıkıntısı’nın Türkiyesi değil. Daha çok, düsturu meşhur ‘sıkıntı yok’ lafı olan, günümüzün gergin Türkiyesi. Ahlat Ağacı’nın belli başlı övgüye değer yönlerinden biri de yeni Türkiye’yi ele alışındaki derinlik.”

2-“Kur’agaca yol sorunca teferrüclen yoluna geç”

Alin Taşçıyan’ın yazısı için tıklayın – Ahwal News

“Her kuşak bir öncekiyle çatışarak, eğitim ve dünyaya bakış açısından belirli bir açıdan ileri giderek, bazı nitelik ve değerleri kazanıp bazılarını yitirerek, taşranın ve ülkenin koşullarında hayal kurmaya devam ederek, hayalini gerçekleştirse bile gerçekliğin sınırlarını aşamayarak, onun içine kapanıp kalarak yaşıyor bu film-roman içinde.”

3-Genç ‘Sinan’ın acıları…

Uğur Vardan!ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“İlk gösterimi Cannes’da yapılan ‘Ahlat Ağacı’, sıcağı sıcağına salonlarımıza uğruyor. Üniversite sonrası kasabasına dönen ve yazar olmakla baba mesleği öğretmenlik arasında bir tercih yapmak durumunda kalan genç Sinan’ın dertlerini anlatan film, uğradığı limanlar ve memleket meseleleri açısından muhteşem bir hesaplaşmanın ifadesi ve bence yönetmeni Nuri Bilge Ceylan’ın da en iyi yapıtı..”

4-Ahlat Ağacı: N.B. Ceylan’ın Memleketinden İnsan Manzaraları

Kaya Özkaracalar’ın yazısı için tıklayın – İleri Haber

Ahlat Ağacı, konvansiyonel ana-akım sinemadan alıştığımızdan farklı olarak akıcı bir olay örgüsüne sahip değil, daha çok Sinan’ın kendi aile fertleri dahil çeşitli kişilerle muhtelif ortamlarda, muhtelif vesilelerle diyalogları üzerine kurulu. Ancak bu yapısına ve de üstelik üç saati aşkın süresine karşın kesinlikle izlemesi zorlayıcı, “sıkıcı” bir film değil, belki bir bölüm hariç, beklenmedik ölçüde sürükleyici ve su gibi akıp gidiyor.”

5-Bir Memleket Filmi

Mehmet Açar’ın yazısı için tıklayın – Habertürk

“Nuri Bilge Ceylan sineması, her yeni filmde tekrara düşmeden şaşırtıcı, kafa karıştırıcı ve heyecan verici olmayı başarıyor. “Ahlat Ağacı”, dakikalarca uzayıp giden diyalogları, alışıldık bir hikâye anlatmaması ve seyircinin karşısına öyle kendinden emin fikirlerle çıkmaması itibarıyla zihninizdeki sinema tarifine uymayabilir. Ama yeniliğe açıksanız, kalbinize ve aklınıza seslenen, zekânıza saygı duyan, duygusal olmaktan hiç kaçınmayan bir film bekliyor sizi…”

6-Ahlat Ağacı: Baba, oğul ve kutsal isyan

Cüneyt Cebenoyan’ın yazısı için tıklayın – Birgün

“Ahlat Ağacı bir sürü süreklilik içermesine karşın ciddi kopuşlar da içeriyor Ceylan sinemasında. Her şeyden önce sanırım ilk defa bu filmde değişen, ekşi tutumunu yitiren, başkaları için fedakarca bir iş yapmaya koyulan, kısacası duygularını bastırmayan, cıvık cıvık duygusal olmaktan kaçmayıp ağlayan, başkalarını sevme iznini kendisine bağışlayan bir kahraman var: Sinan. Sinan bütün sevimsizliğine rağmen, diğer Ceylan filmlerindeki kahramanlar gibi ekşiliğini sürdürmüyor filmin sonunda.”

7-¨Anadolu insanı Ahlat ağacına benzer. Kendisi şekilsiz, meyvesi buruk…¨

Murat Tolga Şen’in yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Nuri Bilge Ceylan, erken yaşta tükenişin taşraya dair bir lanet olduğunun altını çiziyor, neredeyse tüm filmlerinde hem de ancak ben bunun festivaller için gerekli fena halde gizlenmiş oryantalist bir bakış olduğunu düşünüyor/d/um. Bence ortada köylülükle, kasabalılıkla ilgili bir sorundan çok bir sınıf ve sistem sorunu var. Eğer şartlarınız iyi değilse İstanbul’un göbeğinde de üstünüze hamam böceği gibi basıp geçiyor hayat”

8-Ahlat Ağacı: Besleyen ve Büyüten Kupkuru Bir Ağaç

Ecem Şen’in yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Nuri Bilge Ceylan’ın yeni filmi Ahlat Ağacı, sekanslara bölünmüş, bu bölünmüşlüğünde geçmişin ve bugünün farklı yüzleşmelerini taşıyan ve nihayetinde “aynı oluşu” anlamak üzerinden yarınla barışmaya, uzlaşmaya, kabul etmeye açılan bir film.”

9-Ahlat Ağacı (2018): Memleketle Diyaloglar

Kaan Karsan’ın yazısı için tıklayın – Ekşi Sinema

“Türkiye sinemasının hem uluslararası camiada hem de ülkesinde en çok heyecan yaratan yönetmeni Nuri Bilge Ceylan, dört yıllık bir aranın ardından yeni filmiyle karşımızda. Üniversiteden mezun olur olmaz evine dönen, hevesli, gözü kara, kibirli ve yetenekleri belli ki tartışmalı genç bir yazarın devletin, toplumun ve ailenin farklı yüzleriyle yaşadığı karşılaşmalar üzerinden ilerliyor Ceylan’ın filmi.”

10-Ahlat Ağacı: Köklerden Kopamayışa Dair Bir Roman

Onur Kırsavoğlu’nun yazısı için tıklayın – Pera Sinema

“Üniversiteden yeni mezun olan ve yazar olma hayalleri kuran bir genç adamın memleketine geri dönmesi üzerinden ilerleyen hikaye, insanların kopmaz bağlarla tutunduğu köklerine ve evlatların babalarına olan hissiyatlarını anlatan güçlü bir şiir, etkisi uzun süre çıkmayacak esaslı bir roman gibi. Ahlat Ağacı, Ceylan’ın en dolu, en konuşkan ve şimdiye kadarki en politik filmi. Filmografisinde nereye konur belli olmaz ama salondan çıkan herkes yine sinemanın büyüsünü iliklerine kadar hissetmiş olarak adımlarını atacak.”

11-Ahlat Ağacı: Kör kuyularda…

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Gazete Duvar

“Öncelikle 188 dakikalık, çok katmanlı, bol karakterli; edebiyattan dini metinlere, mitolojiden günümüz Türkiye toplumuna uzanan onlarca göndermeyle bezeli bir filmi, üstelik izledikten birkaç saat sonra, bütünüyle değerlendirmenin zorluğunu belirterek başlamakta yarar var. Bir yanda Sinan’ın kendisi ve babası ile olan dertleri, diğer yandan ise belki de bu dertlerin ‘üst çerçevesi’ olarak tanımlayabileceğimiz aşk, yaratıcılık, inanç gibi sorgulamalar…”

12-Bazen Yaşamak, Başlı Başına Bir Mahkumiyet

Burak Göral’ın yazısı için tıklayın – Sözcü

“Nuri Bilge Ceylan, adındaki gibi bilge filmler yapmayı sürdürüyor. Zira karşımızdaki film başı-ortası-sonu olan klasik bir hikaye değil. Düşünen ve düşündüren bir eser.”

13-Uzun, geveze, yer yer sıkıcı. Ama yine de bir başyapıt!..

Atilla Dorsay’ın yazısı için tıklayın – T24

“Ama hakkını verelim. Film tüm bu sinema-karşıtı gibi duran bölümlerinde bile olabildiğince sinemasaldır. Bir yandan  Ceylan’ın değişmez işbirlikçilerinden görüntü sihirbazı Gökhan Tiryaki’nin çabasıyla… Ki en uzun konuşmalar bile hareket halindeki bir kamerayla, kentin yörenin veya doğanın en değişik ve etkili görüntüleri eşliğinde sunulur. Kimi sahnelerde en panoramik görüntüler, enfes doğa anları veya yöre renkleri yakalayan kamera, bazen de gökyüzünde uçar olur.”

14-3 saate değen bir başyapıt…

Sungu Çapan’ın yazısı için tıklayın – Cumhuriyet

“Öğretmen, yazar, imam, vb. gibi karakterler arasında süregelen yoğun konuşmalı, diyalog ağırlıklı ama görsel bakımdan (sinemamızın en değerli kameramanlarından ve NBC’nin demirbaş elemanlarından Gökhan Tiryaki ustanın pentür tadındaki kadrajları her zamanki gibi çok nefis) yine çok zengin bir düzeyde seyreden “Ahlat Ağacı”, son dönemde gitgide azgınlaşıp yaşamımızı kuşatarak yaklaşık 100 yıllık Cumhuriyetimizin tüm kazanımlarını bir bir elden çıkarmayı, bütün değer yargılarını geriye doğru aşındırmayı benimsemiş, dindar, despot, baskıcı bir cehaletin yönetimine bırakılmış memleketin hali pür melaline de dokunduran imalarla dolu.”

15-Buruktur tadı bazı hayatların

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Nuri Bilge Ceylan, sekizinci uzun metrajında; üniversiteyi bitirdikten sonra, doğup büyüdüğü yere, taşraya dönen genç adamın, kendiyle, ailesiyle ve dünyayla olan hesaplaşmasını, yüzleşmesini öykülemiş. Çanakkale’deki üniversitenin ‘sınıf öğretmenliği’ bölümünden mezun olan Sinan, doğup büyüdüğü kasabaya, Çan’a geri döner. Taşranın olanca ‘yoksunluğu’ ve hayal kırıklıkları içinde, başta; sürekli suçladığı babası dahil hemen herkes ve her şeyle yüzleşecektir genç adam. ”

16-Nefret Ettiğine Dönüşür İnsan

Serkan Baştimar’ın yazısı için tıklayın – Sinefesto

“Nuri Bilge Ceylan, geçmişten günümüze Türk sinemasının en önemli isimlerinden biri, kuşkusuz dünya sinemasında da çok özel bir yere sahip. Şu son Cannes mevzularından sonra aramıza uzaydan gelmiş Süperman muamelesi yaptığımız, filminin ödül almamasına ise içimizde travmaya neden olmuş eski Eurovision sancıları ile tepki verdiğimiz Ceylan, önceki filmlerinin övgülerine aldırmaksızın, kendini geliştirerek her filminde yine kendi eliyle yukarıya taşıdığı çıtayı bu filmde de yükseltmiş. Şöhretin ve takdirin ‘doyurmadığı’, mükemmelin ve sahiciliğin ismidir Nuri Bilge Ceylan.”

17-Babalar ve Oğullar ve Rüyalar: Ahlat Ağacı

Tanju Baran’ın yazısı için tıklayın – Ters Ninja

Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı, babasına doya doya sarılamayanların, yüreğindeki taşrayı atamayanların ve yeni Türkiye’ye sıkışanların filmi; üstelik hiçbir NBC filminin olmadığı kadar hisli ve kalbî… Kim bilir, yönetmenin yeni dümen kırdığı ve önceliklerinin değiştiği yolun ilk durağında bir kez bile sarılamayan babayla oğlu, sıradaki durakta birbirlerinin kulaklarına rüyalarını fısıldarken görürüz. “

18-Ahlat Ağacı (2018): Akasya Ağaçları Akasya Kokuyor

Kürşat Saygılı’nın yazısı için tıklayın – Cinerituel

“Ahlat Ağacı; Kasaba, Mayıs Sıkıntısı, Kış Uykusu (2014) ve belki biraz da Bir Zamanlar Anadolu’da (2011) filminde gördüğümüz karakterin baba evine geri dönmesini anlatıyor. Ancak bu sefer diğer filmlerinden farklı olarak peşinen teslimiyeti kabul etmiş, yenilmiş, sinmiş bir karakter yok. Daha çok Turgenyev’in Babalar ve Oğulları’ndaki sözde nihilist Bazarov gibi bir karakter var.”

19-Cannes’dan Yine Geçti Bir Nuri Bilge Ceylan!

Duygu Kocabaylıoğlu’nun yazısı için tıklayın – Popüler Sinema

“Öncelikle bu bir eleştiri yazısı değil, izlenim yazısıdır en baştan belirtelim. Çünkü 188 dakikalık bir Nuri Bilge Ceylan yapıtını “eleştirmek” için en az 2 kez daha, mümkünse gündüz vakti, zihin dinçken, -tercihen kahve ile- izlemek gerekiyor. Çünkü ülke sinemamızın gurur ismi Ceylan, sinema filmi çekmiyor; film formatında roman yazıyor. Ve perdede akan romanının ola ki bir karakterini, bağını, bölümünü, diyaloğunu kaçırırsanız ya da tam olarak işlevini algılayamazsanız 2 sayfa geriye gidip tekrar okumanız olası değil!”

20-O eski kasabadan eser yok şimdi

Olkan Özyurt’un yazısı için tıklayın – Sabah

“Nuri Bilge Ceylan, Ahlat Ağacı’nda kendi kasabasına ve baba ocağına zorunlu dönüş yapan bir gencin babasıyla olan ilişkisini anlatıyor. Mükemmelliyetçi estetiğini öykü lehine esnekleştiren Ceylan, hem en dinamik filmini çekmiş hem de sinemasında ileriye doğru yeni bir hamle yapmış oluyor”

21-En azından bir “En iyi Erkek oyuncu” ödülü almalıydı!

Yazgülü Aldoğan’ın yazısı için tıklayın – Orta Koltuk

“Bitince ayakta alkışlanacak film mi? Nihayet bitti diye olmasın? 197 salonda vizyona giriyor. Yapımcısı Zeynep Atakan‘a “Bu büyük bir iddia değil mi, bu film 197 salonda seyirci bulur mu?” diye sanatsal yönüne gönderme yapıyorum, sonuçta komik bir Şahan filmi değil! “Talep onlardan geldi, vermeyelim mi?” diye savunuyor. Yolu açık olsun. Cannes’da o kadar alkışa ödül alamadı ya, bence asıl haksızlığı Doğu Demirkol‘a yapmışlar, o filmi sırtlanmış götürüyor, En İyi Erkek Oyuncu ödülünü gani gani hak ediyordu.”

22-Ahlat Ağacı-İnceleme

Zeynep S. Urak’ın yazısı için tıklayın – Seyir Listesi

“Ahlat Ağacı; başında, sonunda hiçbir yerinde adını yazmayan fakat buna rağmen her yeri buram buram Nuri Bilge Ceylan kokan bir film. Tam olarak herkesin çekmek isteyip asla yanına yaklaşamayacağı, sinema dünyasını ikiye bölüp bir yarıyı Nuri Bilge Ceylan’ın arkasında ondan arta kalanları toplayıp kendi hikayelerini anlatmak isteyenlere veren; diğer yarıyı sırf böyle bir filmi asla çekemeyeceklerini bildikleri için, onun karşısına geçenlere veren bir sinema devrimi. Normalde önce filmin konusuna daha sonra geneline bakarım ama öyle bir konu var ki ortada tam olarak neyi baz almamız gerektiği büyük bir kara delikten ibaret.”

23-Ağacın gölgesi nereye düşer?

Nil Kural’ın yazısı için tıklayın – Milliyet

“Nuri Bilge Ceylan yeni filmi “Ahlat Ağacı”nda, Türkiye’de yaşayanlara çok tanıdık  karakterler yaratmadaki hünerini dünyada çok az sinemacının sahip olduğu bir gözle birleştirerek, evrensel gücü yadsınamaz bir sinemanın yeni bir halkasını sunuyor.”

24-Ahlat Ağacı Filmi Eleştirisi

Muhammet Erkam Bülbül’ün yazısı için tıklayın – Sinefesto

Ahlat Ağacı, Nuri Bilge’nin Bir Zamanlar Anadolu’da filmiyle oldukça yakın bir mekan birliğinde duruyor. Pek çok yazar taşra derken neyi kastettiğini tam olarak bilmiyor çünkü. Fakat Nuri Bilge’nin bu iki filmi de tam olarak taşrada geçiyor. Ahlat Ağacı‘nı Bir Zamanlar Anadolu’da ve Kış Uykusu‘nun eksik kalan kısımlarını tamamlayan bir film olarak nitelendirsem aşırı kaçmaz. Öyle ki iki filmde konuşulmayan her şey konuşulmuş.”

25-Çıta çok yükselince iyi film çekseniz de tatmin olamıyorsunuz

Serdar Akbıyık’ın yazısı için tıklayın – Star

“Filmi seyrettiğimde Ahlat Ağacı’nın bu iki filmin gerisinde kaldığını düşündüm. Buna rağmen Cannes’da izleyicinin ayakta alkışlamasını da hak ettiğini söylemeliyim. Peki bu sınırlı başarının sebebi nedir? Bu sebebi anlayabilmek için filmin öyküsünü anlatmalıyız. Yazının bundan sonrası spoiler içerebilir ama bu filmin kritiğini de başka türlü yapamayız.”

26-Ahlat Ağacı (2018): Bir Ağaç ve Ona Benzeyen, Biçimsiz Meyvesi

Hürrem Celil Erdoğan’ın yazısı için tıklayın – Birdunyafilm.co

“Ahlat Ağacı’nda geçen diyalogların neredeyse hiç biri kısa sürmüyor ve sığ sularda yüzmüyor. Her biri derin sulara giriyor. Sinan; ailesiyle, eski arkadaşlarıyla, caminin imamıyla bir şekilde o konuşmalara girebiliyor. Toplumun sormadıklarını, sormaya çekindiklerini soruyor. Çekirdek ailesinin, dedelerinin sorunlarını kendi yöntemleriyle çözmeye çalışıyor ama hiç birinde başarılı olamıyor. Bu sırada da babasıyla arasındaki kutuplaşma ve sorunlar da gitgide artıyor.”

27-Ahlat Ağacı: Nuri Bilge Ceylan yapmış yine yapacağını

Mert Tanöz’ün yazısı için tıklayın – Ranini.tv

Ahlat Ağacı, alışık olduğumuz Nuri Bilge Ceylan filmlerinden biraz daha farklı. Kamerayı, renkleri, mekanı ve objeleri kullanmadaki özgünlüğüyle tanıdığımız Nuri Bilge, bu filminde ise diyaloglara ve senaryoya ağırlık vermiş. Sürekli bir konuşma, sürekli bir diyalog hali söz konusu, bu da filme akışkanlık ve seyir kolaylığı katıyor.”

28-Ahlat Ağacı: Aydın’ın özeleştirisi olarak İdris

Selçuk Candansayar’ın yazısı için tıklayın – Birgün Pazar

“Ahlat Ağacı’nı bir kez seyrettim. Hangi anında bilmiyorum ama seyrederken Kış Uykusu’nun Aydın’ı ile Ahlat Ağacı’nın İdris’ ini karşılaştırdığımı fark ettim. Film bittiğinde ise kendimi, Ceylan sanki bir kaç yıl önce Aydın’ la yerden yere vurduğu Cumhuriyet’ ten bu kez İdris ile özür diliyor, belki de özeleştiri yapıyor diye düşünürken buldum.”

Comments

comments