Gerçek bir olaydan uyarlanan “Amerikan Soygunu” filmi hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…




1-American Animals (2018) – Film Eleştirisi

Müge İbrikçi Baran’ın yazısı için tıklayın – Karanlık Sinema

“American Animals’ı izlemeyi düşünenlerin bir soygun filmi gayesiyle değil, sıradan hayatlarından sıkılan gençlerin diğerlerinden farklı olduklarını kanıtlama çabasını anlatan bir film olarak seyretmelerini tavsiye ederim. Çünkü bu filmde karizmatik adamlar ve kahraman polislerin yerine acemi öğrenciler, son teknoloji korunan bir bankanın yerine ise orta yaşlı bir kadının başında durduğu bir kütüphane var.”

2-Her suçun altında, daha büyük bir suç vardır!

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Gazete Duvar

“Bart Layton, gerçek suç hikâyelerini nefes kesen, seyircide önce gerilim sonra katarsis yaratan olay örgüleri olarak ele almak yerine, suçun arkasındaki daha büyük anlatıya odaklanan yapımlarıyla dikkat çekiyor. Sanki “her suçun altında daha büyük bir suç vardır” dercesine bireysel eylemlerin nedenlerini toplumsalın içinde bulmaya çalışıyor. “Amerikan Soygunu”, “Hayat Avcısı” kadar şaşırtıcı olmasa da merakla izlenen, seyircinin ilgisini toplamayı başaran bir yapım.”

3-Bir Soygunun Anatomisi

Mehmet Açar’ın yazısı için tıklayın – Beyazperde

“”Amerikan Soygunu” net fikirlerle karşımıza gelmeyen, bunun yerine bizi düşündürmek isteyen filmlerden biri. Belgeselle kurmaca arasında gidip gelen yapısıyla yenilikçi bir yanı var. Her şey için bir yana, içerdiği sinemasal haz duygusuyla dahi gönül rahatlığıyla önerebileceğim bir film…”

4-Amerikan rüyasının sonu: Hırsızlık

Olkan Özyurt’un yazısı için tıklayın – Sabah

“Gerçek faillerin anlatıcı olarak yer aldığı filmde, gençler tane tane bu kabusa nasıl kapıldıklarını anlatırken içlerinden birinin söylediği ilginç “Kimse sıradan olmak istemez.” İşte ‘sıradan olma, iz bırak, özel ol’ telkininin hatta psikolojik baskısının gençleri nasıl bir çıkmaza soktuğunu gösteriyor Layton. Yönetmen olarak gayet serinkanlı ve hikayesini anlattığı gençlere karşı yargılayıcı bir tavra bürünmüyor. Ama filmin önermesi gayet sert. “Amerikan rüyasının sonu hırsızlık” diyor…”

5-Bu harf söylenmişti!

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“Spencer’ı ‘Kutsal Geyiğin Ölümü’nden hatırladığımız Barry Keoghan’ın, Warren Lipka’yı da ‘X-Men’ serisinden tanıdığımız Evan Peters’in canlandırdığı ve performanslarıyla sürükledikleri filmi, doğrusunu isterseniz ben daha çarpıcı ve etkileyici bekliyordum. ‘Amerikan Soygunu’ evet, izlemesi güzel, gerçekle kurgunun karıştırılma çabası ilginç ve kayda değer ama birçok Batılı eleştirmen, Layton’ın yapıtını ‘2018’in en iyi 10 filmi’ listesine dahil etmişti; elbette görüşler sübjektif ama bana kalırsa geçen yıl çok daha iyi yapımlar vardı sanki…”

6-Amerikan Soygunu Film Eleştirisi

Ayşe Başak Uçan’ın yazısı için tıklayın – Filmlerin Sesi

“Bu klasik hikayeye rağmen American Animals klasik bir macera yada soygun filmi değil ama özellikle ilk yarısındaki akıcı kurgusu, işleyen senaryosu, müzikleri ve aralara serpiştirdiği hikayenin gerçek kahramanlarının duygu ve düşüncelerini yansıtan söyleşi formatındaki  sahneleri sayesinde  belgesele yakın duran hikaye anlatımı ile seyirciyi kolayca yakalıyor.”

7-Hep hayal kırıklığı yüzünden!

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Soygun yapmış dört karakteri canlandıran oyuncular ve soygunu yapan hakiki dört genç, hınzır kurguda beraber naklediyorlar olayı! Belgesele göz kırpan yapısıyla Amerikan toplumuna ve değerlerine uçan tekme bir saldırı orijinal adıyla ‘American Animals’. Barry Keoghan, Evan Peters, Blake Jenner ve Jared Abrahamson’a gerçekten soyguna karışmış dört isim; Spencer Reinhard, Warren Lipka, Eric Borsuk ve Chas Allen eşlik ediyorlar.”

8-Gerçekten Gerçek Bir Soygun

Korkut Akın’ın yazısı için tıklayın – Sadi Bey

“Gerçekten gerçek dedik ya… böylesi bir girişim söz konusu. Yönetmen yaşanmış bu olaydaki kişileri bulmuş, onlarla söyleşiler gerçekleştirmiş ve genç oyuncularla çok iyi harmanlayarak filmi çekmiş. Gerçekle kurgu o denli iyi harmanlanmış, o denli iç içe geçirilmiş ki, merak ve heyecanla ne olacağını izliyorsunuz.”

Comments

comments