Luc Besson’un yönetmenliğini yaptığı Anna filmi hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…




1-Bir Nikita değil..

Hande Kara’nın yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Evet biraz olumsuz başladım yazıya ama, filmde eğlenmediğimi söyleyemem. Zira nasıl geçtiğini anlamadığınız iki saat boyunca kesintisiz bir aksiyon ve ters köşelerle bezeli bir film Anna ama inanın benzerlerini çok izledik. Üstelik ortada bu konuda gelmiş geçmiş en iyi hikayeye sahip olan The Americans dizisi gibi bir gerçek varken, bu soğuk savaş aksiyonlarının çok daha fazla yaratıcılığa ihtiyacı var.”

2-Anna: Vasat Bir Femme Fatale Fantezisi

Ekrem Buğra Büte’nin yazısı için tıklayın – Altyazı

“Çok güzel ve yetenekli bir kadın, zorluklarla dolu bir özgürleşme hikâyesi, Soğuk Savaş kaynaklı bir politik gerilim atmosferi ve tempo yükseltici aksiyon sahneleri. Bayatlamış bir sinema evrenine hapsolmuş, temel gücü cinselliğine ve güzelliğine dayalı ölüm makinesi bir kadın; erkekleri cezalandıran bir femme fatale fantezisi… Evet, bu filmi daha önce görmüştük.”

3-‘Nikita’nın kemikleri sızlıyor

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Evrensel

“Filmin bitişine yarım saat kala kimin kiminle iş birliği yaptığı ve aslında nasıl biteceğinin apaçık ortada olması. Daha geçen yıl izlediğimiz “Kızıl Serçe”nin bir tekrarının, “Nikita”nın kötü bir kopyasının ve en fenası umutsuz bir “John Wick” öykünmesinin perdede akıp gittiği bir iki saate hazırsanız bu film tam size göre.”

4-Anna: Bir başka ‘Kızıl Serçe’

Tunca Arslan’ın yazısı için tıklayın – Aydınlık

“Luc Besson, çeşitli tarihler arasında gide gele seyirciyi hayli yoruyor doğrusu. Filmin sürpriz(leri)ini de bozmak istemem ama Fransız devletinin ABD ile SSCB arasındaki “uzlaştırıcı” tavrına dair vurgu da komik kaçmış açık söylemek gerekirse. Çatışma-dövüş sahnelerinin klişeleri tekrarlamak dışında pek etkileyici olmadığını da belirteyim.”

5-Luc Besson’un vizyon filmi ‘Anna’; oyunu kadınlar kurar!

H. Ayhan Tinin’in yazısı için tıklayın – Diken

“Fransız sinemasının usta öykü anlatıcısı Luc Besson, geçen hafta vizyona giren filmi ‘Anna’ ile izleyiciye yine keyifli bir sinema şöleni vadediyor.”

6-Luc Besson’un yeni ‘Nikita’sı

Kerem Bumin’in yazısı için tıklayın – Gazete Duvar

“Göründüğünden çok daha karmaşık (karışık değil!), çok daha katmanlı ve çok daha şaşırtıcı politik gerilim bizce Luc Besson’nun en iyi filmlerinden biri kesinlikle değil! Ancak yine de Fransız yönetmenin gösterişçi bilimkurgu filmleri yaratmaya ara vererek biraz ‘özüne’ döndüğünü görmek, bizce sevindirici bir durum. Ne diyelim? ‘Bazen geçmişe dönmek iyi sonuçlar verebilir!’”

7-Dön dolaş, ‘Nikita’ya gel…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“Kim bilir, belki de kendince haklıdır… Kariyerine ‘Nikita’ gibi ilgi görmüş ve bu nedenle de el üstünde tutulmanı sağlayan bir filmle başlarsan, sinema serüvenin boyunca aynı suda yıkanmak için çabalar durursun. Ama yaklaşık 30 yıl sonra, hele ki son derece karikatürize tipler ve akıl dışı senaryoyla kamera arkasına geçersen, bu durum hatıralardaki birkaç iyi şeyi de silip atmaktan başka işe yaramıyor.”

8-Yeni nesil Nikita!

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Model kökenli aktris Sasha Luss’u, başrole taşımış Luc Besson. Aktrisin, güzelliği ve enerjisinden yararlanarak yeni nesil bir aksiyon figürü yaratmayı denemiş. Benzerlerini birçok defa izlediğimiz ‘güzel ve gizemli ajan’ filmlerinden biri ‘Anna’. Örneğin geçtiğimiz yıl, başrolünü Jennifer Lawrence’ın üstlendiği aynı durumlar etrafında dönen ‘Red Sparrow / Kızıl Güvercin’i izlemiştik perdede. ‘Anna’ ise, Besson’un yorgun günler yaşadığının kanıtı niteliğinde.”

9-Bu kaçıncı Nikita?

Emrah Kolukısa’nın yazısı için tıklayın – Cumhuriyet

“Aksiyon sosu bol bir casusluk hikâyesi olan “Anna” 80’li yılların ikinci yarısı ile 90’ların başını kapsayan 5 yıllık bir zaman dilimi içerisinde Moskova-Paris hattı üzerinde geçiyor. İleri geri zaman atlamalarıyla seyircinin başını döndürmeyi hedefleyen ve sonlarda yer alacak sürprizleri örtbas edebilmek uğruna senaryonun önemli bir kısmını tekrarlar yüzünden feda eden Besson filme de adını veren Anna karakterinde tanınmamış bir oyuncuyu tercih etmiş.”

10-Matruşka Anna

Korkut Akın’ın yazısı için tıklayın – Sadi Bey

“Filmin aksiyon dozu yüksek. Gerçekten de soluk soluğa izliyorsunuz. Yönetmenlerin merak katsayısını yükselten yeni bir buluşu var: Zaman sıçramaları. Bir olay yaşıyorsunuz, sonra onun üç gün öncesine gidiyorsunuz, yetmiyor üç, hatta altı ay öncesine; sonra da üç, hatta altı yıl sonrasına… Hasbelkader oyuncunun güzelliğine veya aksiyonun gücüne takıldıysanız ipin ucunu kaçırdığınızın resmidir. Zor bir yöntem, ama pürdikkat izlenme olanağı verdiği için de tercih ediliyor.”

 

Comments

comments