Ralph Fiennes’in yönetmenliğini yaptığı ve ünlü balet Nureyev’in hayatından bir kesiti anlatan Beyaz Karga hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik.




1-Ülkesinden uzakta bir beyaz karga!

Banu Bozdemir’in yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Aslında film, sanatından çok kişiliğine dair çıkarımlarda bulunuyor, doya doya dans edişini seyredemiyoruz, hep ensesinde biten elleri, onun hayatının akışına etki eden insanları seyrediyoruz. Oysa Nureyev, Uyuyan Güzel ve Kuğu Gölü’nün en iyi yorumcularından biri olarak kabul edilir. Ünlü baletin Türkiye’deki yakın arkadaşı Yasemin Pirinççioğlu’nun çabalarıyla yapılmış bir belgeseli de mevcut. Belgesel daha çok Nureyev’in Türkiye günlerini anlatıyor ve tanıklıklarla devam ediyordu!”

2-Beyaz Karga: Parçalı Bir Hafızadan Geriye Kalanlar

Esen Tan’ın yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Her ne kadar Ralph Fiennes üçüncü uzun metrajıyla artık rüştünü ıspatlamış bir yönetmen olarak karşımıza çıkmış olsa da, ilginç bir hayat hikâyesini, oyunculuk ve anlatı kurgusu gibi bazı reji hatalarına kurban ediyor. Yine de Sovyetler Birliğini kötüleyen sıradan bir propaganda filmi olmayı yaratıcı anlatım stratejileri nedeniyle aşabileceği düşünülebilir.”

3-Beyaz Karga: Besle kargayı

Cüneyt Cebenoyan’ın yazısı için tıklayın – Birgün

““Beyaz Karga”, Nureyev’e takılan bir lakapmış. Onun aykırı ve uyumsuz kişiliğini sembolize ediyormuş beyaz karga imgesi. Film, bize Nureyev’in doğumundan Fransa’ya iltica ettiği ana kadarki hayatından kesitler sunuyor; Nureyev’i sevdirmeye hiç çalışmadan. Bize sunulan Nureyev, kimseyi sevmeyen, kimseye minnet duymayan, son derece bencil ve kaba biri.”

4-Nureyev’in bir genç adam olarak portresi

Mehmet Açar’ın yazısı için tıklayın – Habertürk

“Senaryo yazarı David Hare, Julie Kavanagh’ın “Rudolf Nureyev: The Life” adlı biyografi kitabından yararlanmış. İngiliz tiyatro ekolünden gelen Hare, oyun yazarlığı ve film yönetmenliği de yapmış tecrübeli bir isim. Dolayısıyla, filmin senaryo açısından sağlam bir omurgası var. ”

5-‘Sanatçı’yı sanatla anlatamamak…

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Gazete Duvar

“Fiennes’in film boyunca hissettirip bir türlü bütünlüklü olarak anlatamadığı şey; Nureyev’in özel, hiçbir kurala, kalıba sığmayan, üstün bir yetenek, yaratıcı bir balet ve derinlikli bir sanatçı olduğu tezi. Kuşkusuz ki özel bir isimdi. Ancak filmin yaratıcılarının bilip, hissedip seyirciye hissettiremedikleri şey bu ‘özel’ olma duygusu.”

6-Beyaz Karga: Altın Kafesteki Beyaz Güvercin

Halil Şimşek’in yazısı için tıklayın – Pera Sinema

“Dünya prömiyerini geçtiğimiz sene gerçekleştirilen Telluride Film Festivali’nde yapan film, ülkemizde ise ilk olarak bu sene gerçekleştirilen 38. İstanbul Film Festivali’nde seyirci ile buluşmuştu. Film, efsane balet Rudolf Nureyev‘in hayatını anlatıyor. Senaryosunu The Hours (Saatler) ve The Reader (Okuyucu) ile Oscar’a aday gösterilen senarist ve oyun yazarı David Hare‘in yazdığı ve son derece göz alıcı bale sahneleri içeren film, Nureyev’in Sibirya’da bir trendeki doğumundan gençliğine, eğitim aldığı yıllara değinerek 1961’de Paris Le Bourget havaalanında Sovyetler’den Batı’ya ilticasına kadar yaşamını ele alıyor.”

7-Bir ilticanın anatomisi…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“Sinema yoluyla sanatçı öykülerinde, trajedilerinde ve hayatlarındaki iniş çıkışlarda gezinmeye devam… Bu açıdan haftanın yenilerinden ‘Beyaz Karga’ (The White Crow’), ‘Bohemian Rhapsody’ ve ‘Rocketman’la aynı kulübün üyesi. Ralph Fiennes’ın yönetip kendisine de yan karakterlerden bir rol biçtiği yapım, Sovyet asıllı ünlü balet Rudolf Nureyev’in çocukluk ve gençlik yıllarında dolaşırken asıl olarak Batı’ya ilticasına odaklanıyor.”

8-Devletin Soğuk Eli: The White Crow

Valerii Ege Deshevykh’in yazısı için tıklayın – Arakat Sanat

“Film, Rudolf’ün hayatını aktarıyor olsa da aslında Sovyetler Birliği ve Sanat ilişkisini derinden anlatan ve inceleyen özel ve güzel bir filmdir. Yavaş ilerlemesine karşın sıkmayan, kendini izlettiren bir film. Kurgulardaki sert kesmeler hariç üzerine çok fazla konuşulacak bir eksisi de yok.”

9-Sanatın politikayla mücadelesi “Beyaz Karga”

Mehmet Erduğan’ın yazısı için tıklayın – Independent Türkçe

“Eğer film Nureyev’in hayatını bale performans ağırlıklı anlatsaydı belki bu durum gözüme o kadar çarpmayabilirdi fakat aksine Julie Kavanagh’ın Rudolf Nureyev: The Life isimli kitabından esinlenerek filmin senaryosunu yazan David Hare hikayeyi performanslarla çekici hale getirmekle ilgilenmiyor gibi görünüyor.”

10-Nureyev’in Fetret Devri

Mustafa İri’nin yazısı için tıklayın – Popüler Sinema

“Yönetmen Ralph Fiennes, senaryonun sakin yapısına tutarlı şekilde eşlik ederken şık bir yorum yakalamayı başarmış. O’nun bu dingin tavrı, değişik bir izleme önerisi getiriyor. Yaşam biçimini çılgın aşırılıklarla şekillendiren ünlü bir baleti sıradan insan halleriyle savaşırken görmek, onun da hepimiz gibi doğal evrelerden geçtiğini hatırlamak beklentiyi zorluyor ve dönüştürüyor.”

11-Rudolf Nureyev kimdir?

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Annesinin, küçük Rudolf’u elinden tutup, dans dersine götürdüğü gün, günün birinde belki de dünyanın en önemli dans figürlerinden biri haline geleceği o ilk an, henüz o gün ‘başka bir hayat’ için attığı kocaman adımı fark eden küçük çocuğun, gelecekte vereceği hayati kararı, çok önce verdiği gerçeği! Bununla ilgilenmiş daha çok Ralph Fiennes. Nureyev’in özel hayatı, SSCB’de rahat yaşamayacağını düşündüğü cinselliği üzerinden de şekilleniyor. Öfkeli, asi, özgürlük aşığı bir sanatçının seçimleri, geçmişiyle hesaplaşması ve ‘yaşamın başka yerde olduğuna’ dair inancı…”

12-Sıradanların Arasından Sıyrılan Beyaz Karga

Korkut Akın’ın yazısı için tıklayın – sadibey.com

“Bu yıl epey bir biyografik film izledik, her biri kendince etkili. Beyaz Karga da onlardan biri, ama bir farkı var: Sanatın gerekliliğini vurguluyor. Rudi, kendini geliştirmek, en iyi olmak için öğrenme, görme, yaşama sevdasında… Sahnede miydiniz diye soranlara, “Dans etseydim fark ederdiniz” diyecek kadar özgüvenli. Film gerçekten başarılı. Soluksuz izletiyor kendisini. Kendisi de bir oyuncu olan yönetmen, filmin ritmini düşürmeden, etkisini dağıtmadan düş(ünce)lerini aktarmayı başarmış.”

13-Özgürlüğe dans…

Sungu Çapan’ın yazısı için tıklayın – Cumhuriyet

“Finale doğru gerilim dozu yükselerek tavan yapan, heyecanlı bir casusluk serüveni sekansıyla soğuk savaş dönemine göz kırpmaktan da geri durmayan ama yer yer dans çekimleriyle tekdüzeleşmekten de sıyrılamayan filmde, balenin-dansın asi genci Rudi’yi oynayan, ilk kez kamera önüne çıkmış Ukraynalı balet Oleg Ivenko, acemice ama çok gayretli performansıyla filmin lokomotifi payesini hak ediyor.”

Comments

comments