Dünya prömiyerini 2019 yılında Toronto Film Festivali’nde yapan distopik film Bina hakkında yazılan eleştirileri sizin için derledik. İyi okumalar…

1-Tepeden Sızan Bir Otorite…

Tuba Büdüş’ün yazısı için tıklayın – Beyazperde

““Bina”, tamamıyla apartman dairesinde geçen bir tek mekân filmi öncelikle. Kendine seksenleri referans olarak alsa da daha çok zamansız ve mekânsız bir film diye tanımlayabileceğimiz “Bina”nın böyle bir tercih yapması elbette işini oldukça kolaylaştırıyor. Zira seksenlerde geçen bir filmin dışarıda gezinmesi işleri oldukça zorlaştırırdı. Çünkü darbe günlerinde ülke sokaklarında gezen bir filmi yapmak, dikkat edilmesi gereken birçok farklı detayı da beraberinde getirirdi.”

2-Bina: Tanıdık Bir Distopya

Zeynep Pınar Uçar’ın yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Dünya prömiyerini geçtiğimiz yıl, Toronto Film Festivali’nin “Keşif” bölümünde yapan film, hikâyesi için belirli bir zaman veya belirli bir mekân vermiyor. Atmosferinden anladığımız kadarıyla 80’li yıllara yakın olan bir dilimde, Türkiye’de bir şehirde geçen hikâyede, ülkedeki tüm binalara devlet yetkililerinin emriyle yerleştirilen siyah bir anten vasıtasıyla yapılan kitlesel, ortak yayın uygulaması ve bu uygulamanın evleri, evlerin içindeki insanları zamanla tekdüzeliğin kapkara ziftiyle kaplamasını, tek taraflı görüşlerin içlerini çürütmesini anlatıyor.”

3-Bina: Distopik bir alegori

Kaya Özkaracalar’ın yazısını için tıklayın – İleri Haber

“Fantastik bir gerilim filmi olarak başlayıp son çeyreğinde katıksız biçimde korku sularına giren Bina, biraz gereğinden fazla ağır temposuna karşın çok yetkin set tasarımları, görüntü yönetimi ve ses/müzik kuşağının da katkısıyla önce tekinsiz, ardından dehşetengiz bir atmosfer kurmada başarılı bir çalışma.”

4-Bina (2019) – Film Eleştirisi

Müge İbrikçi Baran’ın yazısı için tıklayın – Karanlık Sinema

“Korku-gerilim türü üzerinden Bina filmine bakarsak; Balıkesir’deki eski PTT binasını mekan olarak seçmek iyi bir tercih olmuş ve kullanılan dekorlar da yaratılmak istenen atmosferle uyum içinde. Binayı ele geçiren siyah sıvının kullanıldığı ve korkuyu tetiklemeyi başaran birkaç iyi sahne de mevcut. Ama uzun uzun yayılmasını izlemek, yukarıda da bahsettiğim gibi bir yerden sonra can sıkıcı bir hal alıyor.”

5-39. İstanbul Film Festivali Yarışma Seçkisi-2

Duygu Kocabaylıoğlu’nun yazısı için tıklayın – Popüler Sinema

“Bu anlamda yönetmen ve senarist Behram da aslında nokta atışı bir saptama yapıyor ve bence böylesi bir konu için de filminin türünü doğru belirlemiş görünüyor. Distopya ve baskıcı devlet yönetimi dendiğinde aklımıza gelen ilk örnek olan 1984’ün BigBrother’ını alıp, hepsi birbirinden beter karakterlerle bezeli bir apartmanın ortak yayın sistemine oturtuyor yönetmen hikayesini.”

6-Siyasî, Teknolojik ve Yerli

Gizem Şimşek Kaya’nın yazısı için tıklayın – gizemsimsekkaya.com

“80’li yıllarda karşımıza çıkan teknolojinin ve televizyonun bizi ele geçirmesine yönelik korkuları tekrar gün yüzüne çıkaran Bina, gerilim atmosferini bilinmezliğin korkusuyla harmanlıyor. Radyo, televizyon gibi kitle iletişim araçlarının insanların tektipleştirilmesi amacıyla hükümet tarafından desteklenen bir projeyle kontrol altına alınmasını anlatırken, tektipleşmeye boyun eğmemeye çalışan Mehmet’in hükümet ve güçlülerden kaçmaya çalışmasını ele alıyor.”

7-56. Antalya Altın Portakal Film Festivali Günlükleri: Bina, Ceviz Ağacı

Murat Emir Eren’in yazısı için tıklayın – FilmLoverss

” Bina, günümüz Türkiye’siyle dirsek temasındaki hikâyesi ve ülkemizde örneğini az gördüğümüz bir türe dâhil olmasıyla dikkat çeken bir film. Bununla beraber vaatlerini tam anlamıyla yerine getirebildiğini söylemek güç. Bir distopya hikâyesi sunan filmin, bu ditopyanın sınırlarını çizmekle ilgili ciddi bir sorunu var. Baskıcı rejimin dayanağına ve ideolojisine dair bir izahat göremiyoruz zira.”

8-Yerel ‘big brother’!

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Otoritenin toplumun hemen her alanına enjekte ettiği mesajların ortasında kalan küçük insanın çıkmazı ve günümüz insanının hücresine nüfuz eden çaresizlik ve çıkışsızlık hissi! Tek mekânda geçen yapım, işin aslı eski ve çok anlatılmış meselelerin ötesine geçmeyi başarsaymış çok çok iyi olabilirmiş. Yine de dertli hali ve uğraşılmış yapım tasarımı, ilk film için bir hayli önemli kılıyor ‘Bina’yı.”

9-Uydusu Çekmeyen Panoptikon Bir Distopya: Bina

Arzu Arda Değer’in yazısı için tıklayın – Haberem

“Daha derinlikli bir senaryo yapısı kurabilseydi şayet sinematografik olarak da başarıyı yakalayacak olan Bina, sanat yönetimi, görüntü yönetimi ve ses tasarımındaki başarısıyla seyirciye maksimum tatmini veren bir tür denemesi. İşin teknik kısmını analiz etmeden, sadece hikayesi üzerinden yapılan kritikler eksik yorumlama olur, kaldı ki haksızlık da olur.”

10-3 Dakikada Film Analizi: Bina (Toronto 2019)

Kerem Akça’nın hazırladığı videoyu izlemek için tıklayın – Film Ölçer

Comments

comments