İkinci Dünya Savaşı sırasında bir çocuğun hayatta kalma mücadelesini siyah-beyaz olarak anlatan ve Jerzy Kosinski’nin aynı adlı ünlü eserinden uyarlanan Boyalı Kuş / The Painted Bird filmi hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…

1-Masum değilsiniz hiçbiriniz…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“Marhoul epizodik bir anlatımla genel bir çerçevede kötülüğün resmini çiziyor. Kosinski’nin romanı insan doğasının karanlık taraflarında dolaşıyordu, film bu metni benzer  şekilde görselleştirmiş. Doğrusu karşımızda izlenmesi ve hazmedilmesi çok zor bir yapıt var.”

2-Adını arayan çocuklar

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Evrensel

““Boyalı Kuş”, savaşın bir çocuğun üzerinde yarattığı etkileri anlatması bakımından Elem Klimov’ın 1985 tarihli başyapıtı “Gel ve Gör”ü de anıştırmıyor değil. Yalnızca hikaye açısından değil tabii estetik açıdan da. Ancak filmin her karesinde Doğu Avrupa sineması hissi akıyor. Tekinsiz bozkırlar, bataklıklar, şiddet, dinmek bilmeyen uğultu ve bedenin her türlü kullanımı…”

3-Boyalı Kuş: Acının ve Zulmün Temsili

Tayfun Bodur’un yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Boyalı Kuş, diğer ‘’savaş ve çocuk’’ filmlerinden ayrılıyor. Bu filmdeki acının temsili ve şiddetin resmedilmesi, bir çocuğun edilgen bakışından vurgulanıyor. Her ne kadar filmde şiddetin son derece sert sahnelerine tanık olsak da yönetmen Václav Marhoul, seyircinin acıyı hissetmesini isterken, bir duygusal manipülasyona uğratmıyor. Öte yandan 35mm çekilen filmin her bir karesi, vahşetin seyrini, ‘’bilinçli olarak’’ estetik bir zevk hâline getiriyor ki bu tercih, görsellik açısından bir başarı olsa da aslında etik bir probleme işaret ediyor.”

4-Siyahın Bin Bir Rengi: The Painted Bird (2019)

Rabia Elif Özcan’ın yazısı için tıklayın – Fil’m Hafızası

“Tüm bu dokusal unsurlarına baktığımızda filmin umuda hiçbir surette yer vermemesi, acımasızlığı ise kurgusal bağlamda gerçekte olduğundan daha yoğun ve uç örneklerle yansıtması yönünde sert eleştiriler alması şaşırtıcı değil. Ancak kitabının yayımlandığı dönemde de büyük bir kitle tarafından reddedilen, sansürlenmek istenen bu çıplaklık, senaristin ailesinin II. Dünya Savaşı’nda bizzat yaşadığı olaylara dayanıyor.”

5-THE PAINTED BIRD: Cehennemin Bilinmez Evrelerine Yolculuk

Burcu Meltem Tohum’un yazısı için tıklayın – Dial M for Movie

“The Painted Bird, tüm zor ve kötü koşullarda fiziksel çöküş buhranının bir katarsisini yansıtıyor. Maddi değil ancak manevi olan bir katarsis bu. Film adını, anlattığı hikayelerden birinden alıyor; burada “farklılığın” toplumsal olarak ne kadar kötücül sonuçları olabileceğine tanık oluyoruz. The Painted Bird’deki çocuk karakter ise aidiyetsizliğin, yersizliğin ve yurtsuzluğun içinde o hikayedeki boyalı kuş misali oradan oraya savruluyor.”

6-Boyalı Kuş sinemaya kondu

Olkan Özyurt’un yazısı için tıklayın – Sabah

“Yönetmen Vaclav Marhoul’un uzun yıllar üzerinde çalışıp çekebildiği Boyalı Kuş, Kosinski’nin kitabına halel getirmiyor ve yazarın söylemini mükemmel bir sinematografi ile beyazperdeye taşıyor. Daha filmin açılışında güçlü ile güçsüz arasındaki şiddet ve vahşet ilişkisini çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Sıradan insanın, içindeki faşiste kulak verince, kendinden güçsüz birine (çocuk, hayvan fark etmiyor) karşı nasıl acımaz olduğunu anlamamızı sağlıyor.”

7-Kötülüğün görünen sahnesi ve kökleri…

Onur Çakmak’ın yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Henüz ilk sahneden devamına dair kuvvetli bir ipucu veren filmde, çocuğun yol boyunca yaşadıkları ve geçirdiği evrimle, boyalı kuş isminin altındaki fikrin nasıl cisimleştiğini izliyoruz. Ancak olanca sertlikteki sahnelere rağmen bize ulaşan kişisel bir drama değil, yönetmen tüm titizliğiyle savaşın özellikle saha dışındaki bütüncül etkilerini hissetmemizi istemiş. Çocuk yaşadıklarından etkileniyor, değişiyor ancak hiç ağlamıyor, şikayet etmiyor.”

8-İçinizi parçalayacak bir film; Boyalı Kuş

Mehmet Erdoğan’ın yazısı için tıklayın – Independent Türkçe

“Yönetmenin kamera çalışması son derece nefes kesici, ıstırap verici ve o kadar güzel bir şekilde oluşturulmuş ki üç saat süren filmin, seyredilmesi zor en korkunç görüntülerinde bile sahnelerin sinematografik güzelliğinde kaybolmak mümkün.”

9-Boyalı Kuş – The Painted Bird (2019)

Murat Can Aslak’ın yazısı için tıklayın – muratcanaslak.com

“Film, Doğu cephesinde savaşın son yıllarının bireyi umursamayan, farklılığa tahammülsüz savaş havasını solutmak istiyor; bunun için de izleyiciyi sinema koltuğunda oturmanın rahatlığından tamamen koparmak gerektiğini düşünüyor.  O koltuğu –rahatlık açısından- dişçi koltuğuna çevirmeye çalışıyor ve bu yola çıkmaya hazır olmayanları elemek için daha filmin ilk sahnesinde izleyiciyi test ediyor.”

10-The Painted Bird (2019): Şiddetin Büyüttüğü Çocuk

Ali Rıza Koçak’ın yazısı için tıklayın – birdunyafilm.co

The Painted Bird filmini beğenmeme rağmen diyalogların yetersiz olduğunu, duyguların tam yansıtılmadığını düşünüyorum. Yoğun şiddete ve dışlanmışlığa maruz kalan 10’lu yaşlardaki bir çocuğun yaşadığı travmayı tam olarak hissedemedim. Marhoul’un, sadece olay örgüsünü ve çocuğun akıbetini sinema perdesine yansıttığını söylemek tabii ki haksızlık olacaktır. Ancak film boyunca birçok kez arazide yaşamını sürdürmek zorunda kalan çocukta bir türlü tesir etmeyen açlık hissi ve korku duygusu filmi sıradanlaştırdığını söylemek pek de yanlış olmaz.”

11-Boyalı Kuş: Şiddetin Pençesinde

Halil Şimşek’in yazısı için tıklayın – Pera Sinema

“Kitap uyarlaması olan bir filme nazaran oldukça iyi sinyaller veren yapım, nispeten daha tempolu şekilde başlasa da ilerleyen dakikalarla beraber üç saate yaklaşan süresinin de verdiği durumu dezavantaja dönüştürerek seyirciyi bunaltacak noktaya getirebiliyor.

12-Derinde yatan karanlık

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Küçük yıldız Petr Kotlár’a uluslararası ustalarla dolu bir oyuncu kadrosu eşlik ediyor bu karanlık yolculukta! Harvey Kietel, Udo Kier, Stellan Skarsgård, Julian Sands, Barry Pepper, bu isimlerden ilk akla gelenler. Vladimír Smutný’nin görkemli kamerası eşliğinde, yürek dağlayan ve bizi; insan atlasının en ücra köşelerinde kapkara bir yolculuğa çıkaran siyah beyaz yapımın 35mm sinemaskop çekildiğini de önemle not düşelim.”

13-Karanlığın içindeki aydınlık

Aslı Selçuk’un yazısı için tıklayın – Cumhuriyet

“Yönetmen-senarist Vaclav Marhoul’un Polonyalı yazar Jerzy Kosinski’nin tartışmalı romanı The Painted Bird’ü (Boyalı Kuş) sinemaya uyarlaması 11 yıl sürdü. Marhoul, iki yıl romanın telif haklarını almak için uğraştı, 3 yıl boyunca 17 adet senaryo yazdı, 4 yılda projeye finansal destek aradı.”

14-Boyalı Kuş: “Cehennem Başkalarıdır”

Öykü Gizem Gökgül’ün yazısı için tıklayın – parsomenfanzin.com

“Duygu sömürüsü yapmaya/melodrama dönüşmeye ve klişelere boğulmaya gayet müsait bir konuyu ne kitap ne de film bu şekilde işliyor. Kitaptaki doğrudan anlatım, yönetmenin sade film dilinde karşılığını buluyor. Üç saate yaklaşan süresine rağmen film, tıpkı kitap gibi, oldukça akıcı. Filmde müzik kullanılmaması ve filmin siyah-beyaz çekilmiş olması; farklılıklardan ve renklerden, dolayısıyla gerçek anlamda bir “yaşam” ibaresinden yoksun bir ortamı resmetmeye hizmet ediyor.”

Comments

comments