Elia Suleiman’ın yeni filmi Burası Cennet Olmalı / It Must Be Heaven hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…

1-Cennet Ne Tarafta?

Eren Odabaşı’nın yazısı için tıklayın – Altyazı

“Cannes Film Festivali’nde Mansiyon Ödülü kazanan Burası Cennet Olmalı Nasıra, Paris ve New York’ta geçen üç bölüm üzerinden yersiz yurtsuzluğu, kültürel önyargıları, Batı’nın Doğu’ya bakışını irdeleyen bir taşlama. Ancak filmin, Elya Süleyman’ın önceki filmlerini tekrarlamanın ötesine geçebildiğini söylemek güç.”

2-Burası Cennet Olmalı: ‘Yeterince Filistin değil’ (!)

Kaya Özkaracalar’ın yazısı için tıklayın – İleri Haber

“Suleiman’ın Batı’ya getirdiği en dişe dokunur eleştirilerin başında ise Batı sinema endüstrisine ilişkin olanı geliyor. Yönetmenin yeni film projesini sunduğu bir yapımevi yetkilisi bu projeyi “yeterince Filistinli değil” diye reddediyor: “Filistin’de geçiyor ama her yerde geçebilirdi, hatta burada bile.” Bu replik, Batı sinemasının Batılı-olmayan ülke sinemalarına bakışının, beklentilerinin çok yerinde bir teşhiri.”

3-Burası Cennet Olmalı: Cennet Nerede?

Güvenç Atsüren’in yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Anlatıda ve görsel dilde gerçekleşen bu dalgalanma, Elia Suleiman’ın bu renkli dünyada karşılaştığı olayların ve durumların kendi ülkesindekilerinden çok da farklı olmaması sebebiyle duruluyor. It Must Be Heaven’ın meramı da aslında tam olarak bu noktada yatıyor. Orta Doğu da Batı medeniyetinin göbeği de birinden çok da farklı değil yönetmenin bakışında.”

4-Burası Cennet Olmalı: Cennet ve Sonrası

Kerem Akça’nın yazısı için tıklayın – keremakca.net

“Belgeselleri de sayarsak 29 senedir film çeken 1960’lı Elia Suleiman’ın yeni eseri kariyerinin üst sıralarına yerleşiyor. “Burası Cennet Olmalı”, Ortadoğuluların tüm dünyada ötekileştirilmesine dair incelikli bir yolda geçen poker surat komedisi filmi.”

5-Distopyaya Dönüşen İkincil Yuva Simülasyonu

Ece Mercan Yüksel’in yazısı için tıklayın – Dial M for Movie

“Burası Cennet Olmalı tüm süresi boyunca bir şekilde izleyicisini güldürüyor. Düşündürse veya hüzünlendirecek olsa bile bunu zihni veya ruhu yoran bir biçimde yapmıyor. Film, görüntüleri ve Elia Suleiman’ın oyunculuğu sebebiyle daha çok komedi gibi görünse de, asıl işini süresi bittikten sonra yapıyor. Zihne yavaş yavaş damlayıp bir birikinti oluşan su damlaları gibi, üzerinden zaman geçtikçe ve güldürü ögeleri etkisini yitirdikçe daha ciddi ve insanı düşündürücü bir anlam kazanıyor.”

6-Alternatif Bir Cehennem Betimlemesi

Onur Çakmak’ın yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Suleiman; film boyunca işlediği tahakküm, kısıtlanma, sürekli kontrol altında tutulma gibi durumların yalnızca küçük, deyim yerindeyse yıllardır yok sayılan bir bölge özelinde yaşanmadığı, farklı diyarlarda farklı ölçeklerde, hatta “Amerikan rüyası”nda bile cisimleştiğini ve adeta ortaya nasıl global büyüklükte bir Filistin çıktığını, anlatımsal tekrarlar kullanarak vurgulamak istemiş.”

7-Bir Filistin filmi nasıl olmalı?

Mehmet Açar’ın yazısı için tıklayın – Habertürk

“Paris, New York ve Nasıra’nın en önemli ortak özelliği ise polisler… Birçok sahnede farklı bağlamlarda çıkıyorlar karşımıza. Mesela Paris’teki polisler kafenin kaldırım yönetmeliğine uyup uymadığını santimetre hesabıyla kontrol ediyor. Amerikalı polisler ise parkta melek giysili bir kızın peşine düşüyorlar… Elya Süleyman, çağımızın huzursuzluğunu biraz da polislerle anlatıyor; otoriter devletin varlığının altını çiziyor…”

8-Burası cennet olmalı

Bülent Vardar’ın yazısı için tıklayın – T24

“”Burası Cennet Olmalı”, bu bağlamdaki sinematografik anlatımıyla dikkati çeken bir film. Konuşmaların oldukça ekonomik kullanıldığı filmde, efektler haricinde belirleyici olan ses tasarım öğesi olarak müzikler dikkati çekiyor ve Suleiman’ın, filminin bütününe egemen olan kara mizah eşliğinde sürdürdüğü yolculuğuna, aynı zamanda farklı kültürlerin ve halkların yaşamlarına ayna tutan bir turnusol kağıdı işlevi de taşıyor.”

9-Ev gibisi yoktur!

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Filistinli usta sinemacı Elia Suleiman, Cannes’de ‘Altın Palmiye’ adayı olduğu, festivalden prestijli FIPRESCI ve mansiyon ödülleriyle ayrıldığı yeni filminde, farklı ülke ve şehirleri gezerken peşinden sürüklediği memleketine zarif bir sevda mektubu yazmış. Hınzır mizahı ve keskin hüznü ile yaşadığı coğrafyanın gerçeklerini perdeye yansıtan Suleiman, doğduğu yerden, Nasıra’dan başlayan yolculuğunu bu kez Paris’ten, New York’a dek sürdürüp, tekrar evine dönüyor.”

10-Suleiman’dan sessiz komedi

Nil Kural’ın yazısı için tıklayın – Milliyet

““Burası Cennet Olmalı”, Suleiman’ın komedisinin tanıdık anlayışıyla örülmüş skeçlerden oluşuyor. Skeçlerden bazıları çiğ veya garip dururken bazıları insani ve kırılgan anlarla çağın ruhunu mizahla gören durumlar yakalayabiliyor.”

Comments

comments