Cannes Film Festivali’nin dikkat çeken filmlerinden biri olan ve başrol oyuncusu Marcello Fonte’ye festivalde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandıran Dogman hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik. iyi okumalar…




1-İyilikten maraz doğar!

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Gazete Duvar

““Dogman”, kötülüğün değil de onunla kurduğumuz ilişkinin farkında olmadan bizi sürükleyebileceği noktaları göstermesi açısından oldukça çarpıcı anlar barındıran bir yapım. Korkunun, sinmenin insanoğlunu getireceği noktaları; bütün bunları bertaraf etmeye çalıştığımızda da düşmanına benzeme potansiyelini sıradan bir adamın hikayesi üzerinden anlatıyor.”

2-Yine şiddet, yine anatomisi…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“Şimdiki zaman İtalyan sinemasının sağlam yönetmenlerinden Garrone, son çalışması ‘Dogman’de şiddetin ve erkeklik hallerinin daha bireysel ölçekteki yansımalarında geziniyor. ‘Gomorro’daki organize suç yapısı, adeta burada iki kişilik düete dönüşüyor…”

3-Dogman: Günah Keçisi

Coşkun Liktor’un yazısı için tıklayın – Altyazı

“Filmin başarısı, sonundaki kanlı hesaplaşmayı iki karakter arasında gittikçe tırmanan gerilimin doğal bir sonucu olarak sunabilmesinde. Aksi takdirde Dogman’in Yeni Fransız Aşırılığı filmlerine yaraşır finali, hikâyenin organik bütünlüğünü bozup inandırıcılığını zedeleyebilirdi. Marcello’nun dükkânında dip dibe sıralanan kafeslerin içindeki köpekler, filmin sonundaki kanlı hesaplaşmanın sessiz tanıkları oluyor. Köpeklerin yakın çekimde gördüğümüz hayret dolu bakışları, insanın hiçbir canlıyla kıyaslanamayacak bir şiddet potansiyeline sahip olduğunu ima ediyor.”

4-Sam Amca Adalet Dağıtıyor: Dogman

Valerii Ege Deshevykh’in yazısı için tıklayın – Arakat Sanat

“Matteo Garrone’nin yönetmenliğini yaptığı Dogman, Filmekimi kapsamında izlediğimiz bir Cannes 2018 filmi. Altın Palmiye’ye aday olan film ödülü alamasa da başrol Marcello Fonte’ye en iyi erkek ödülünü kazandırdı. Aynı zamanda Altın Palmiye Köpeği ödülü de Dogman’e gitti. Arka planı oldukça dolu olan filmi aslında izleme gibi bir planım yoktu fakat Suspiria’nın iptali sonrası “ee hadi bir şansımızı deneyelim” dedim ve salondaki yerimi aldım. Son 5 dakikasını ayrı bir parantez içine alırsak izlediğime için hiç pişman olmadım; oldukça hoş, tatlı ve gerçekçi bir film izledim. Ama o son 5 dakika yok mu? Ah o son 5 dakika!”

5-Dogman: Köpekler ve İnsanlar

Aslı Ildır’ın yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Farklı türleri bir araya getiren ve neredeyse zaman-mekânsız bir anlatı kuran yönetmen, İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nden devraldığı mirası kendince dönüştürmeyi de başarıyor. Dogman, sıradan olmanın artık mümkün olmadığı, kuralların ve sınırların geçerliliğini yitirdiği bir tür “Vahşi Batı” kasabasında geçiyor. Sakin bir yaşam sürdüren ve tek isteği gündelik rutinini devam ettirmek olan Marcello’nun hikâyesi, film ilerledikçe şiddet dolu bir yere evriliyor, sıradanlığını yitiriyor ve aşırılaşıyor.”

6-Dogman (2018): İçkin Dönüşüm ve Köpekleşme

Salih Alp Gökçek’in yazısı için tıklayın – birdunyafilm.co

“Dogman, söylemleri ile alışılmış kalıpların dışına çıkamayan, genel anlamda vasat bir sinema örneği. Filmdeki en önemli unsur kuşkusuz ki Marcello Fonte’nin doğal ve bir o kadar da çarpıcı performansı. Film, insanların sömürme yönüne dokunurken, bir yandan da bu sömürüye uğrayan karakterin; devinim halindeki intikam sürecine gerçekçi bir tonda odaklanmakta.”

7-Bir şiddet var mı benden içeri?

Duygu Kocabaylıoğlu’nun yazısı için tıklayın – Beyazperde

“İlk intibada seyirciye bir “erkeklik” öyküsü aktarıyor gibi görünen Dogman, aslında alt metinlerinde cinsiyetten bir nebze bağımsız olarak daha temel bir yoksunluğa işaret ediyor: aidiyetsizlik hissi çok tehlikeli bir duygudur ve insanı çok uçlarda, bambaşka bir varlığa dönüştürebilir!”

8-Köpekleşmek Nereye Kadar

Ferhan Baran’ın yazısı için tıklayın – Sadi Bey

‘Dogman’ köpeklerin dünyasından yola çıkarak enfes bir alegoriyle insan tabiatını kurcalıyor. Güçlü bir koruyucuya sırtını dayamak suretiyle ayakta kalmaya çabalayan küçük adam portresi çizmeye soyunuyor. Köpekler gibi insanların da yalnız yaşayamayacağının altını çiziyor. Bir insanın hayatta kalabilmek için nereye kadar köpekleşebileceği sorusunu soruyor. Korku ile onurun insan ruhundaki ezeli çatışmasına ışık tutuyor.”

9-İçeriye bir bakış!

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Çoğu zaman nedensiz bir kötülükle sarmalanmış gündelik hayat ve içselleştirilmiş şiddetle yaşamak zorunda kalanlar. Örselenen insan ruhu, yitirilen onur ve masumiyet! ‘İtalyan Yeni Gerçekçiliğe’ saygılarını sunan klasik sineması ile gerçekçilikten bir an bile prim vermeyen, gittikçe ciddileşip, sertleşen tedirgin edici atmosferiyle, ‘huzursuz bir seyir’ hali sağlayan yapımın, ‘oyunculuk eğitimi almamış’ başrol oyuncusu Marcello Fonte, zihin ve yüreğe, bir daha silinmeyecek biçimde kazınıyor kuşkusuz!”

10-İki köpeğin hikâyesi

Emrah Kolukısa’nın yazısı için tıklayın – Cumhuriyet

“Film boyunca onu tarttığımız durumlar bir yandan kişiliğinin karmaşıklığını, bir yandan da gerçek bir olaydan hareketle yazılan senaryonun asıl zenginliğini yansıtıyor; çizgisel ve tahmin edilebilir bir senaryo akışı yerine neredeyse Brechtiyen ve süprizlerle dolu bir bir hikâye çıkıyor ortaya.”

11-Dogman – Afişinde ne görüyorsak aynen onu anlatan film…

Murat Dural’ın yazısı için tıklayın – Zaytung Sinema

“Bu filmde ne anlatılıyor bilmiyorum. İki karakter arasındaki sado-mazo ilişki mi gösteriliyor, yoksa ‘değişik köpekler ve değişik adamlar’ üzerine bir film mi bu, emin değilim. Hani köpekler cins cins olur ya, bu film de “Ne cins adamlar var yaa” diyor galiba. Köpek-insan ilişkisi üzerinden bir otorite durumu gösteriliyor, ama çok bir yere varılamıyor. Başından sonuna kadar şiddet var ama bu bir gerilim duygusu sağlamıyor.”

 

Comments

comments