5-14 Ekim tarihlerinde İstanbul’da başlayacak olan Filmekimi’nin programı geçtiğimiz günlerde açıklandı. Dünyanın önemli festivallerinde ödül kazanmış pek çok filmin yanı sıra, ünlü yönetmenlerin yeni filmlerinden, ilk yönetmenlik denemeleriyle ses getiren sinemacıların filmlerine kadar festival bu yıl yine dopdolu. Festivalde öne çıkan filmler için hazırladığımız seyir listesini umarız beğenirsiniz…

1-Arakçılar / Shoplifters

Yönetmen: Hirokazu Kore-Eda – Oyuncular: Lily Franky, Sakura Ando, Mayu Matsuoka, Kirin Kiki, Kairi Jyo, Miyu Sasaki

2018 CANNES Altın Palmiye
2018 MÜNİH En İyi Uluslararası Film

Hirokazu Kore-eda’nın Cannes’dan Altın Palmiye’yle dönen yeni filmi, yönetmenin sevilen tarzını yansıtan dokunaklı bir aile dramı. Filmin kahramanları, ufacık bir evde yaşayan ve geçinmek için süpermarketlerden yiyecek çalan bir aile. Sokakta terk edilmiş küçük bir kızı kendilerince evlat edinen aile böylece büyüyor, ancak bu iyilik cezasız kalmıyor. 1997’den bu yana Altın Palmiye kazanan ilk Japon filmi olan Arakçılar’ı Cannes ana yarışması jüri başkanı Cate Blanchett, “oyuncuların performansları, yönetmenin vizyonuyla iç içe geçiyor” diyerek övmüştü. 2013’te Filmekimi’nde gösterilen Like Father Like Son / Benim Babam, Benim Oğlum filmiyle “aile nedir?” sorusunu toplumsal bir açıdan ele alan Kore-eda hem tekniği hem de konusuyla Japon sinemasının efsane yönetmeni Ozu’yu anımsatıyor. Filmde büyükanneyi canlandıran Kirin Kiki 15 Eylül’de hayatını kaybetti.

2-Climax

Yönetmen: Gaspar Noé –Oyuncular: Adrien Sissoko, Alaia Alsafir, Alexandre Moreau, Alou Sidibe, Ashley Biscette, Claude Gajan Maull, Giselle Palmer, Kendall Mugler

2018 CANNES Yönetmenlerin On Beş Günü­–En İyi Film

Tek Başına, Dönüş Yok, Boşluk ve Aşk gibi filmleriyle izleyicileri sonuna kadar zorlayan Gaspar Noé, Cannes’da prömiyerini yapan son filminde de kuralı bozmuyor. Gerçek bir haberden esinlenerek “rüya ve kâbuslarını” perdeye yansıtan Noé, son filminin merkezine bu kez dansçıları yerleştiriyor. “Cehennemvari bir sinemasal dans partisi” olarak tanımlanan Climax, gösterileri için hazırlanan bir dans grubunu izliyor. Dansçılar, son provalarını yaptıktan sonra beklenmedik bir gelişmeyle Noé tarzı olaylar birbirini kovalıyor. Paris’te dans savaşlarından dansçı-müzisyen Kiddy Smile tarafından seçilen dansçıların rol aldığı filmin koreografileri Diplo, Sia, Björk, Rihanna ve 30 Seconds to Mars’la çalışmış Nina McNeely’ye ait.

3-Don Kişot’u Öldüren Adam / The Man Who Killed Don Quixote

Yönetmen: Terry Gilliam
Oyuncular: Jonathan Pryce, Adam Driver, Joana Ribeiro, Olga Kurylenko, Stellan Skarsgard, Sergi Lopez, Rossy De Palma

Efsane yönetmen Terry Gilliam’ın kendisi de efsaneye dönüşen son filmi, bir tutku projesi; hiç dinmeyen temposu, yaratıcı olay örgüsü, dev oyuncu kadrosu, gözalıcı mekânları ve sıradışı mizah anlayışıyla tam bir Terry Gilliam başyapıtı. Cervantes’in başyapıtından esinlenen filmde Adam Driver kendini beğenmiş bir reklam yönetmenini, Jonathan Pryce ise kendini Don Quixote sanan bir adamı canlandırıyor. İkili, yıllar sonra yeniden karşılaşınca acımasız bir Rus oligark, ırkçı bir yapımcı ve eski aşkların da karıştığı, gerçekle hayalin, geçmişle günümüzün buluştuğu çağdaş bir Don Quixote hikâyesinin ortasına düşüyorlar. Filmin 1990’larda başlayan yapım süreci hastalıklar, davalar, finansman sıkıntıları, hatta sel baskını gibi çeşitli talihsizlikler yüzünden 2018’e kadar aksadı. “Yapılamama” hikâyesi 2002’de Lost in La Manchaadlı belgesele konu olan Don Kişot’u Öldüren Adam, dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nin kapanışında yaptı.

4-Herkes Biliyor / Everybody Knows

Yönetmen: Asghar Farhadi
Oyuncular: Penélope Cruz, Javier Bardem, Ricardo Darin, Bárbara Lennie, Carla Campra, Roger Casamajor

Bir Ayrılık ve Satıcı’yla iki kez Oscar kazanan İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin en yeni filmi Herkes Biliyor Cannes Film Festivali’nin açılışında gösterildi. Ustalığını konuşturduğu ahlaki seçimler ve aile dramı alanına bu kez psikolojik gerilim ve gizemi de katan Farhadi’nin bu sekizinci uzun metrajlı filmi, Madrid’de geçiyor ve diyaloglarının tamamı İspanyolca. Herkes Biliyor’da, Buenos Aires’te yaşayan bir kadının çocuklarıyla birlikte İspanya’ya gidişi ve eski tanıdıklarının da karıştığı olayların ortasında kalışı anlatılıyor. Görüntü yönetimiyle dikkat çeken filmin müziklerini Mujeres de Agua projesiyle 2011’de İstanbul Caz Festivali’ne konuk olan Javier Limón besteledi.

5-Jack’in Yaptığı Ev / The House That Jack Built

Yönetmen: Lars Von Trier
Oyuncular: Matt Dillon, Bruno Ganz, Uma Thurman, Riley Keough, Sofie Gråbøl, Siobhan Fallon Hogan

Her filminde izleyiciyi zorlayıp kışkırtan Lars Von Trier, Cannes’da dünya prömiyerini yapan son filminde çıtayı iyice yükseltti. 2013 tarihli Nymphomaniac’tan bu yana sessiz kalan Von Trier’in önce bir televizyon dizisi olarak planladığı Jack’in Yaptığı Ev, parlak oyuncu kadrosuyla göz kamaştırırken dehşet verici hikâyesi ve görselliğiyle izleyicileri ve eleştirmenleri ikiye böldü. 1970’lerde geçen film, 12 yıl boyunca bir seri katili izliyor ve işlenen korkunç cinayetleri katilin kendi gözünden perdeye yansıtıyor. Katil Jack rolünü üstlenen Matt Dillon’ın muhteşem performansıyla yükselen film, Von Trier’in her zamanki muzip ve sivri tarzıyla seri katil türünün kurallarını yıkıp geçiyor.

6-Kefernaum / Capernaum

Yönetmen: Nadine Labaki
Oyuncular: Zain Al Rafeea, Yordanos Shiferaw, Boluwatife Treasure Bankole, Kawthar Al Haddad, Fadi Kamel Youssef, Cedra Izam, Alaa Chouchnieh, Nadine Labak

2018 CANNES Jüri Ödülü

“–Neden anne-babana dava açtın? –Beni dünyaya getirdikleri için.”
Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki’nin son derece dokunaklı son filmi, işte bu diyalogla başlıyor. Kefernahum, 12 yaşındaki Zain’in kısacık hayat hikâyesini anlatıyor. Ailesinden sadece sevgi gördüğünü, bunun dışında hep ihmal edildiğini söyleyen, nüfusa kayıtlı bile olmayan Zain, Beyrut’un en fakir mahallelerinde bazen tek başına, bazen mülteci bir kadının sıcak kucağında hayat mücadelesini sürdürüyor ve sonunda anne-babasını mahkemeye veriyor. Çocukluk, aile, göçmenlik, sevgi gibi evrensel kavramları işleyen filmde Zain rolünü olağanüstü bir performansla üstlenen küçük Zain Al Rafeea, gerçekte Beyrut’ta Suriyeli mülteci bir ailenin çocuğu olarak tıpkı filmdeki gibi zorluklar yaşamış. Nadine Labaki, 2008’de Karamel adlı filminin gösterildiği İstanbul Film Festivali’ne konuk olmuştu. Kefernahum, Lübnan’ın Oscar adayı olarak açıklandı.

7-Müze / Museum

Yönetmen: Alonso Ruizpalacios
Oyuncular: Gael García Bernal, Leonardo Ortizgris, Alfredo Castro, Simon Russell Beale

2018 BERLİN En İyi Senaryo

25 Aralık 1985’te hırsızlar Meksika Antropoloji Müzesi’ne girdiler ve ülkenin en değerli hazinelerini alıp götürdüler. Bu müze, Meksika’nın en saygın, en bilinir, neredeyse kutsal mekânlarından biriydi. Bu olay, tarihin en büyük müze soygunlarından biriydi. Yetkililerin soyguncuları uzun süre bulamadı, zaten ipucu da yoktu. Yıllar sonra, müzeyi talan edenlerin 30’lu yaşlarında iki veterinerlik fakültesi öğrencisi oldukları anlaşıldı. Alonso Ruizpalacios’un birçok festivalde ödüllendirilen Güeros’tan sonra çektiği ilk film olan Museo, Meksika’nın bu en kötü şöhretli soygununu içeriden bir bakış açısıyla anlatıyor. Filmin senaryosunun yazım sürecinde soyguna bir şekilde bulaşanlarla da görüşmeler gerçekleştirildi. Başrollerden birini üstlenen Gael Garcia Bernal, aynı zamanda filmin yürütücü yapımcılarından. Filmin çekimleri 3 ay boyunca Mexico City, Acapulco ve Palenque’de yapıldı ve Antropoloji Müzesi’nde çekim yapılmasına ilk kez izin verildi.

8-Saray’ın Gözdesi / The Favorite

Yönetmen: Yorgos Lanthimos
Oyuncular: Olivia Colman, Emma Stone, Rachel Weisz, Nicholas Hoult, Joe Alwyn, Mark Gatiss

2018 VENEDİK Jüri Büyük Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu (O. Colman)

The LobsterKöpekdişi, Kutsal Geyiğin Ölümü gibi her filmi büyük ses getiren Yorgos Lanthimos’un, prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nde ödül kazanan son filmi, yönetmenin önceki filmlerine kıyasla çok farklı, çünkü bir dönem filmi. 18. Yüzyılda geçen filmde Fransa ile savaş sürerken iki soylu kuzen, Marlborough Düşesi Sarah ile akrabası genç Abigail, İngiltere Kraliçesi Anne’in gözdesi olmak için birbirleriyle rekabete girer. Kraliçe Anne’in sağlığı bozulurken iktidar, hırs, aşk ve hasetten güç alan saray entrikaları alıp başını gider. Günümüzün en parlak üç kadın oyuncusunu bir araya getiren The FavouriteThe Crown, All About Eve ve hatta Jackie Brown ile karşılaştırılan, yeni bir Lanthimos başyapıtı, Variety dergisine göre “kusursuz kesimli bir pırlanta”.

9-Soğuk Savaş / Cold War

Yönetmen: Pawel Pawlikowski
Oyuncular: Tomasz Kot, Joanna Kulig, Agata Kulesza, Jeanne Balibar, Cédric Kahn

2018 CANNES En İyi Yönetmen

Ida ile başta Oscar olmak üzere ödüle doymayan yönetmen Pawel Pawlikowski, yine İkinci Dünya Savaşı’nın küllerine dönüyor. Cannes’da dünya prömiyerini yaparak Pawlikowski’ye En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran film, 1950’lerde, Soğuk Savaş sırasında, Stalinist Polonya’dan Berlin’e, Yugoslavya’dan bohem Paris’in gece kulüplerine uzanan, iki müzisyen arasındaki tutkulu aşkı anlatıyor. Zamanda sıçrayarak ilerleyen hikâyesi, melankolik havası, sade, siyah-beyaz görüntüleriyle birbirinden vazgeçemeyen iki âşığın tutkusunu perdeye aktaran filmin en güçlü yönlerinden biri de müzikleri. Caz ve şansonların yanı sıra folk ezgilerini de barındıran filmdeki şarkılar ve aranjmanlar Mazowsze ile avangart piyanist ve besteci Marcin Masecki’ye ait.

10-Biz Hayvanlar / We The Animals

Yönetmen: Jeremiah Zagar
Oyuncular: Evan Rosado, Raúl Castillo, Sheila Vand, Isaiah Kristian, Josiah Gabriel

2018 LA OUTFEST Jüri Büyük Ödülü
2018 SUNDANCE Yenilikçilik Ödülü

Böyle bir aile sevgisi çok ender perdeye yansır: Hem sert, hem sıcak, bir yandan da dağınık ve neşe dolu… Biz Hayvanlar, anne-babalarının aşk-nefret ilişkisinde arada kalan üç küçük erkek kardeşi merkezine alan, duygu dolu bir büyüme hikâyesi anlatıyor. İki kardeş, sağı solu belli olmayan babalarının izinde büyürken en küçükleri Jonah, kendine git gide bağımlı kalacağı bir hayal dünyası kuracaktır. İlk gösterimini Sundance Film Festivali’nde yapan Biz Hayvanlar, belgeseli In A Dream ile Oscar adayı olan yönetmen Jeremiah Zagar’ın ilk kurmaca filmi. Bir işçi ailesinin iç dinamiklerini kardeşlik ve aile içi şiddet yoluyla ve belgeselci gözüyle aktaran Biz Hayvanlar, kardeşleri canlandıran amatör çocuk oyuncuları, duygusal atmosferi ve animasyon sekanslarıyla dikkat çekiyor.

 

 

 

 

Comments

comments