Isabelle Huppert ve Chloë Grace Moretz başrolünde oynadığı usta yönetmen Neil Jordan’ın son filmi “Greta” hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…

1-Greta: Hayatı Alt Üst Eden İyilikler

Ecem Şen’in yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Kendisini ciddiye almakla almamak arasında, korkutmakla güldürmek arasında gidip gelen, bu ikili durumun ortasında ne gerilimi ne de komediyi layığıyla sunabilen Greta, ne yazık ki başarılı bir kadronun elinden çıkan ortalama bir film olarak tanımlanabilir.”

2-Greta: Geleneğe Karşı

Gözde Onaran’ın yazısı için tıklayın – Altyazı

“Jordan, ilk görüşte tanınan belirgin bir üsluba sahip auteur’lerden değil; pek çok farklı türü ve tarzı deneyen bir yönetmen. Greta’da da, 80’ler ve 90’larda popüler olan, Öldüren Cazibe (Fatal Attraction, 1987), Ölüm Kitabı (Misery, 1990), Korku Burnu (Cape Fear, 1991), Genç Bekâr Bayan Aranıyor (Single White Female, 1992) ve Beşikteki El (The Hand that Rocks the Cradle, 1992) gibi örneklerle zihinlerimize kazınan stalker thriller türüne el atmış.”

3-Çantadan çıkan ‘canavar’

Mehmet Açar’ın yazısı için tıklayın – Habertürk

““Ağlatan Oyun” (Crying Game – 1992), “Vampirle Görüşme” (Interview with the Vampire – 1994), “The End of the Affair” (1999) gibi filmlerle 90’lı yıllar sinemasına damgasını vurmuş Neil Jordan, öyle inceliklerle ne yazık ki hiç uğraşmamış. “Greta” tam da senaryo gurusu Blake Snyder’ın tarif ettiği türden bir “canavar filmi” olmuş… Jordan, bütün ustalığını gerilim sahnelerini daha iyi çekmek için kullanmış.”

4-Greta: New York’ta bir göçmen

Cüneyt Cebenoyan’ın yazısı için tıklayın – Birgün

“Greta aslında ilginç bir karakter analizi yapacakmış gibi başlıyor. Yabancılarla tanışmak için onlara yem atan, yemine gelen genç kadınların hayatından çıkmak bilmeyen, çıkmakta direneni de buna pişman eden tacizci bir kadın Greta (Isabelle Huppert). Kadın tacizci de olur! Burada bir kadının başka bir kadını tacizi söz konusu. Ama her türlü kombinasyon mümkün. Tabii hangi kadının beyanının asıl olduğu gibi bir problem de var önümüzdeki hikâyede. Çünkü tacizin iki tarafında da kadınlar var.”

5-Germeyen nağmeler…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“Farklı yaş kuşaklarına ait iki kadın arasında gidip gelen öykü, cazibe içermese de öldüren tanımını hak eden bir yakınlaşmanın ifadesi oluyor. Isabelle Huppert’in ‘Piyano Öğretmeni’ndeki (Yön: Michael Haneke) kimi kadrajları adeta tekrarladığı film klişelere göz kırpıyor ama asıl sorunu mantık dışı sahneleri. Hitchcock mesela duygularımız kadar aklımıza da seslenirdi; Neil Jordan ise “Aklı tamamen boş verin” diyor. ‘Greta’ bence İrlandalı yönetmenin kariyerindeki en vasat iş.”

6-Bakın burası çok ciddi!

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Gazete Duvar

“Geçmiş günlerin hatırına İstanbul Film Festivali sırasında merakla beklediğimiz Neil Jordan’ın “Greta” filminden çıktıktan sonra bir grup arkadaş şaşkınlık içinde ‘trollendiğimize’ karar verdik. Mona Lisa, Ağlatan Oyun, Zor Tercih, Vampirle Görüşme, Breakfast on Pluto, The Miracle, The Butcher Boy gibi filmlere imza atmış, yönetmenliğinden daha çok senaryolarındaki maharetiyle anılmış bir ismin ne yapmaya çalıştığını anlayamamanın şaşkınlığına, yaptığı şeyin de anlamsızlığı eklenmişti çünkü.”

7-İyi yönetmenin kötü film çekme hakkı var

Olkan Özyurt’un yazısı için tıklayın – Sabah

“Jordan, Ray Wright ile birlikte yazdığı senaryoda aslında psikopat olarak tanımlanabilecek Greta’nın portresini çiziyor. Kuzuların Sessizliği filmindeki Hannibal kadar manyak değil Greta ama en az onun kadar zeki ve soğukkanlı. Modern dünya içinde yalnızlıktan dem vurup sanki bir avcı gibi yaralı genç kızları avlıyor.
Peki neden? Jordan bir psikopatın portresini çizerken onun neden bunları yaptığına dair bize inandırıcı bir neden sunmuyor. Sadece onun neler yaptığını ve avlanmasını anlatıyor.”

8-Klişeler geçidi

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Maika Monroe, Colm Feore ve yönetmenin başucu aktörlerinden Stephen Rea’nın oyuncu kadrosunun öne çıkan diğer isimlerini oluşturduğu kara film, klişelere fazlasıyla saplanıp kalmış yapısı, sürpriz gibi gösterdiği ‘belirgin’ hamleleriyle, Neil Jordan’ın bir hayli formsuz olduğunu kanıtlıyor adeta!”

9-Duygunun Sürüklediği Yaşamlar

Korkut Akın’ın yazısı için tıklayın – sadibey.com

“Yönetmen Neil Jordan, filmin ritmini, gerilimin dozunu çok iyi korumuş, izleyici gözlerini perdeden ayıramıyor bile. Müzik de dozunda… Mekân kullanımı ise çok başarılı.”

 

Comments

comments