Geçtiğimiz yıl Film Ekimi seçkisinde yer alan ve gösterildiği festivallerden ödüllerle dönen Hayallerin Peşinde (The Peanut Butter Falcon) hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar.

Bu duygusal yol filmi, klasik Amerikan edebiyatının en tanınmış yapıtlarından Hucklebery Finn’in çağdaş ve duygusal bir uyarlaması sayılabilir. Filmin çıkış noktası ise, başrolü Shia LaBeouf ile paylaşan ve kendini canlandıran Down sendromlu Zack Gottsagen. Filmin kahramanı Zak, özel bir bakımevinden kaçar. Amacı, profesyonel Amerikan güreşi eğitimi almaktır. Karşılaştığı kanun kaçağı Tyler’la yol boyu balık tutar, içki içer, sohbet eder, yakınlaşır ve peşlerindekilerden uzak kalmaya çalışırlar. Yüreğiniz ısınacak; ne kahkahalarınıza ne de gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız. (Film Ekimi)

1-Hayallerin Peşinde: Mark Twain’in Amerika’sında Üç Yolcu

Erhan Tan’ın yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Hayallerin Peşinde’nin büyülü gerçekliğe yakın duran anlatısı ve film boyunca gülümseten sahnelerde kendisini gösteren pozitif tutumu, hikâyenin son perdesinde yönetmenlerin elindeki en önemli koz olarak kendisini gösteriyor.”

2-“Dostlar, seçebildiğimiz ailemizdir…”

Duygu Kocabaylıoğlu’nun yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Kelimenin tam anlamıyla bir ‘kendini iyi hisset’ filmi Hayallerin Peşinde. Zaten yayınlanan Türkçe altyazılı fragmanın henüz girişinde “Little Miss Sunshine’nin yapımcılarından” ibaresi, filmin seyirci kitlesi açısından da bu anlamda iyi bir referans.  Öte yandan Türkçe yerelleştirmede “The Peanut Butter Falcon” başlığının hakkını tam veremediğini de eklemek gerek; zira bu başrol Zack’in kendisine güreş ringi için seçtiği takma isim ve Fıstık Ezmeli Şahin/Doğan gibi bir anlama denk geliyor. Bu isimle vizyona giremese bile ‘hayallerin peşinden gitmek’ de Zack’in hikayesi için biraz fazla hafif kalıyor, diyelim.”

3-‘Kendini iyi hisset’ haftası

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Evrensel

““Hayallarin Peşinde” yalnızca Zak değil, aynı zamanda Tyler ve Eleanor’un da kendilerini yeniden inşa ettiği, geçmişlerini geride bırakıp geleceğe baktıkları bir yapım. Gösterildiği festivallerin hemen hepsinde seyirci ödülleri toplaması yalnızca Zak’i canlandıran Zack Gottsagen’in varlığıyla değil bütün oyuncuların uyumunun seyirciye geçişiyle açıklanabilir pekâlâ.”

4-Bir nevi ‘hayat güreşi’…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“‘Hayallerin Peşinde’ ön planda sistemden kaçanların dayanışmasına kulak kabartıyor gibi görünse de referanslarından biri nehir üzerindeki sal yolculuğu itibariyle ‘Huckleberry Finn’ sanki. Nitekim filmin etkileyici sahnelerinden birinde Tyler’la Eleanor küçük bir dükkânda tanışırken Mark Twain’in ismi zikrediliyor.”

5-Hayallerin Peşinde: “Fıstık Ezmesi” Kokan Dokunaklı Bir Macera-Dramedi

Kerem Akça’nın yazısı için tıklayın – keremakca.net

“Sinema tarihinde bedensel engelli karakterleri ele almak risklidir. Ama “The Peanut Butter Falcon”, down sendromlu bir tiplemenin izinde içinden doğa, dostluk, güreş, Mark Twain, southern gothic, iki kafadar komedisi ve aşk geçen, dokunaklı bir macera-dramedi filmi. Bağımsız Tyler Nilson-Michael Schwartz ikilisi, adeta meşhur ‘fıstık ezmesi’ tadında bir seyirlik sunuyor. Film sinemalarda izlenebilir.”

6-Engeller Hayatımıza İzin Verdiğimiz Kadar Etki Eder: The Peanut Butter Falcon (2019)

Efsane Karayılanoğlu Toka’nın yazısı için tıklayın – Fil’m Hafızası

“Karakterlerin hikâye boyunca öğrenme eğrilerini yüksekte tutması ve sonunda tatmin edici karakter arkları sağlaması nedeniyle birçok filmde tercih edildiği gibi The Peanut Butter Falcon’da da birbiriyle uyumsuz iki kişinin arkadaşlığı klişesi işleniyor. Fakat bu uyumsuzluk yalnızca fikir ayrılıklarıyla değil hem fiziksel hem de mental olarak farklı noktalarda duran çok katmanlı karakterlerle sağlanıyor.”

7-İç açan bir macera; Hayallerin Peşinde

Mehmet Erdoğan’ın yazısı için tıklayın –Independent Türkçe

The Peanut Butter Falcon, basit ama kusursuz bir şekilde iyi anlattığı hikayesiyle, güçlü bir etki yaratmak için çok fazla parlamaya ihtiyacı olmadığını kanıtlayan filmlerden.”

8-Doğum günü partisine sen de davetlisin!

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Öyküsü, tonu, ve özellikle ‘hasbelkader birlikte olmak değil, her türlü zorluğa karşın birlikte kalmanın’ önemini vurgulaması açısından, o denli güçlü olmasa da, Tom McCarthy’nin biricik filmi, 2003 yapımı ‘The Station Agent / Hayatın İçinden’i getiriyor akla.”

Comments

comments