Ken Loach’ın Altın Palmiye kazanan filmi “Ben, Daniel Blake” hakkında yazılmış eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…

1-I, Daniel Blake: Bürokrasiye Karşı Açılan Savaş

Utku Ögetürk’ün yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Beyazperdenin sosyalist yönetmeni Ken Loach, ilerleyen yaşına rağmen üretkenliğini devam ettirebilen ender yönetmenlerden. 2000’li yıllara şimdiden ondan fazla film sığdıran İngiliz yönetmen son filmi Ben, Daniel Blake – I, Daniel Blake ile Cannes’da Altın Palmiye kazanarak dikkatleri bir kez daha üzerine çekmeyi başardı.

2-I, Daniel Blake: Kopkoyu Bir Karamsarlık

Onur Kırsavoğlu’nun yazısı için tıklayın – Pera Sinema

“Ken Loach’u nasıl bilirisiniz? Asi, isyankar, devrimci, muhalif? Ya da tüm bunların hepsi. Sözünü sakınmayan, eleştirisini en sert şekilde yapan ve sistemin, onun gölgesindeki bürokrasinin bütün pisliklerini ortaya döken bir yönetmen. Bazen bunu eğlenceli, çoğu zaman içimizi parçalayacak şekilde hüzünlü ve bazen de harekete geçirici şekilde yapar. Bir ara sinemayı bırakmaya karar veren ve yüreğimizi ağzımıza getiren Loach, neyse ki bu kararından ve şimdilik vazgeçmiş duruyor.”

3-Ken Loach’un Altın Palmiyeli yeni filmi: Ben, Daniel Blake

Kaya Özkaracalar’ın yazısı için tıklayın – İleri Haber

“Elli küsur yıllık yönetmenlik kariyeri olan Loach’un son yirmi yıldaki filmlerinin çoğunun senaryosunu yazan Paul Laverty’nin senaryosundan çektiği Ben, Daniel Blake ileri yaşlardaki bir marangozun devletten sosyal yardım alabilmek için “bürokrasiye” karşı verdiği mücadeleyi öykülüyor. Ben, Daniel Blake’daki acıtıcı bürokrasi eleştirisi liberalizmin de diline doladığı ezbere bürokrasi eleştirilerinden tamamen farklı.”

4-Bir konserve kutusuna neler sığabilir?

Alper Turgut’un yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Düşen Kadın’dan Kerkenez’e, Aile Hayatı’ndan Gizli Ajanda’ya, Ayaktakımı’ndan Minik Kuş’a, Ülke ve Özgürlük’ten Benim Adım Joe’ya, Ekmek ve Güller’den Demir Yolcuları’na, Afili Delikanlı’dan Özgürlük Rüzgarı’na, Duygudan da Öte’den Hayata Çalım At’a, Meleklerin Payı’ndan Özgürlük Dansı’na… Elbette son eseri, Altın Palmiyeli Ben, Daniel Blake, en iyi filmi ve mesleğinin zirvesi değil, ancak yeni gerçekçilikten uzak kalmayan, tastamam ve ona uyan bir Ken Loach filmi, hiç şüphesiz.”

5-Ben, Daniel Blake: Katil uşak değil, patron

Cüneyt Cebenoyan’ın yazısı için tıklayın – Birgün

“Filmin konusu kısaca böyle. Öyle, çok heyecanlı değil. Bir adamın kendisine maaş bağlatma çabası gibi çok da merak uyandırmayacak bir konudan Ken Loach, ilgiyle izlenen bir film çıkarmış. Sadece ilgiyle değil, öfkeyle, nefretle, acıyla izlenen bir film Loach’inki.”

6-Bizim Hikayemiz

Burak Göral’ın yazısı için tıklayın – Sözcü

“Ben, Daniel Blake” vatandaşına sadaka verir gibi sosyal hizmet yapan, onu da müthiş bir gönülsüzlükle uygulayanların vicdanlarına sesleniyor. Hâlâ bir parça kaldıysa tabi!”

7-Ken Loach’tan içli geri dönüş

Çağdaş Günerbüyük’ün yazısı için tıklayın – Evrensel

“Sistemi anlatırken en çarpıcı ve hakiki tonu yakalayan Loach ile Laverty, işçi sınıfının sinemacıları olarak bilinmelerini borçlu oldukları özgünlük yerine popüler sinema unsurlarını tercih etmiş. Seyirci tarafından çok sevilmesi mümkün, karşısında hakkı gasbedilen bir işçi değil, ayıp edilmiş bir amca olunca o daha kolay olur.”

8-Sürüden Ayrılmıyorum, Haklarımı İstiyorum: Ben, Daniel Blake!

Fatma Karakuş Kaçmaz’ın yazısı için tıklayın – Fil’m Hafızası

“Ken Loach tarafından 2016 yılında çekilen I, Daniel Blake filminde, çalıştığı sırada ciddi bir kalp krizi geçirerek neredeyse iskeleden düşme tehlikesi atlatan marangoz Daniel Blake’in işe geri dönmek için verdiği mücadele anlatılıyor. Blake’in kalp krizi ardından işe geri dönmek için tamamlamaya çalıştığı bürokratik işlemler ise onun için tam bir ömür törpüsü.”

9-Mevzuat Böyle Efendim…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“Bu türden hamlelere ‘Altın Palmiye’ verseniz ne olur, vermeseniz ne olur? Asıl mesele 80 yaşında bir yönetmenin, yani Ken Loach’un hâlâ bu dertlere eğilmesi, sömürülenlerin, ezilenlerin sesi olması.”

10-Emeğin sinemacısına 80 yaşında gelen ikinci Altın Palmiye

Atilla Dorsay’ın yazısı için tıklayı – T24

“Film hiç tanınmayan ya da amatör oyuncularla çekilmiş. Baş roldeki Dave Johns ülkesinde tanınmış bir tiyatro ve ‘stand up’ adamı. Ama bu ilk sinema deneyimi.  Fabrika, sokak ve atölye sahneleri gayet başarılı.”

11-Ben, Daniel Blake: Tepeden tırnağa insan

Esra Karataş’ın yazısı için tıklayın – Gazete Duvar

“Filmin senaryosu, Ken Loach’un pek çok filminin senaryosunda da imzası bulunan Paul Laverty’ye ait. Laverty, İngiltere’nin çöken yardım sistemini, yaptığı röportajlardan hareketle ve gerçek olaylardan esinlenerek kaleme almış. Birbirlerinden başka yardım alacak kimseleri olmayan yardıma muhtaç insanlar ancak birbirleriyle sırt sırta vererek hayatta kalabiliyorlar.”

12-Ben, Daniel Blake

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Belgesel kıvamındaki sosyal gerçekçi öykü, bir an bile ödün vermeden, uzlaşmadan, kıvırmadan, hain dijital çağın ortasında kalakalmış korumasız, yaşlı bireyin çıkmazına ve ‘insan’ sayılmadan sistem tarafından yok edilişine değiniyor. Yine bildik Loach vicdanı, şefkati, inadı ve insancıllığıyla.”

13-Yurttaşlara Güvenmeyen Sistemin Yendikleri

Ali Erden’in yazısı için tıklayın – Sadibey

“Loach usta, öfkesini fazla öne çıkarmayan kamerasıyla Daniel’le beraber bu çürümüş sistemi yalın bir dille beyazperdeye yansıtmış. Ama bu filmde İngiliz “Özgür Sinema” akımının ruhuna da dokunabiliyorsunuz. 1960’ların başında ortaya çıkan bu akım, vahşi kapitalist sistemi, öfkeli bir kamerayla sert eleştiri getiriyorlardı. Lindsay Anderson’ın başını çektiği bu akımın içinde Karel Reisz, John Schlesinger gibi önemli yönetmenler vardı. ”

14-I, Daniel Blake (2016): Sosyal Devletin Özelleştirilmesi

Kürşat Saygılı’nın yazısı için tıklayın – Cinerituel

“Paul Laverty’nin usta işi senaryosu, Ken Loach’un duygusal, çarpıcı, derinlikli anlatımı, Daniel Blake karakterini canlandıran Dave Johns’un aşırı gerçekçi oyunculuğu filmi son yılların en iyi filmlerinden biri yapıyor. Loach sosyal devletin ne olduğunu bir kez daha hatırlatırken insan hikayelerine odaklanmayı ihmal etmiyor. “Evren atomlardan değil hikayelerden meydana gelmiştir.” diyen Muriel Rukeyser’in ne kadar haklı olduğunu Ken Loach’un filmini izlediğinizde daha iyi anlıyorsunuz.”

15-Ben, Daniel Blake: Sistemin Çarkları Arasında Ezilmek

Gözde Hatunoğlu’nun yazısı için tıklayın – Ranini.tv

“Ken Loach’u nasıl bilirsiniz? Sadece İngiltere’nin değil dünyanı en saygın yönetmenlerinden, yumruğu sıkı bir sosyalist, kendisi de işçi sınıfı bir aileden gelen ve her zaman işçilerin, yoksulların, ötekilerin, devrimin sesi, soluğu olmuş, bunu yaparken sinema sanatının gereklerinden asla ödün vermemiş, boş sloganların peşinde değil gerçeklerin yanında olmuş onurlu bir sinema emekçisidir Ken Loach.”

16-I, Daniel Blake – Sisteme Doğru Bir Eleştiri

Deniz Ali Tatar’ın yazısı için tıklayın – Popüler Sinema

““I, Daniel Blake” yüze vurulan bir tokat misali… eleştirisini tüm topluma, toplum üzerinden devlet sistemi merkezine doğru yapıyor. Altında yatan dramını da melodramik türden değil, hikayesi, senaryosu ve anlık sahnelerle gözler önüne seriyor.”

17-Kapitalizmde tutunamayanların hikâyesi: Ben, Daniel Blake

Selin Pelek’in yazısı için tıklayın – Birgün

“Ken Loach, ıskartaya çıkmış bir adamın bürokrasinin çarklarında öğütülmesini nakış gibi işlerken dokunaklı bir yakarışı da ihmal etmiyor. Vergisini kuruşu kuruşuna ödeyen, devlete ve kimseye borçlu olmamayı öğrenmiş, Newcastle’lı işçi Daniel, alacaklı olduğunda devletin ne kadar cimri olduğunu öğreniyor.”

18-Ben, Daniel Blake

Nusret Şen’in yazısı için tıklayın – Orta Koltuk

“Bazılarımız sıkça, bazılarımız arada sırada da olsa bürokrasi denilen illetle karşılaşmış ve mücadele etmiştir. Birçok insan, bu tür zorlukların sadece ülkesinde yaşandığını düşünebilir. İşin aslı şu: fakirsen, paran ve devlet kapısında tanıdığın biri yoksa hangi ülke olursan ol işin zor! ”

19-2016’ya İyi Veda: Ben, Daniel Blake

Tunca Arslan’ın yazısı için tıklayın – Aydınlık

“Filmin daha açılışında Daniel Blake’in sosyal yardım bürosundaki görevliyle uzun telefon konuşmasından başlayarak, “cv hazırlama semineri” gibi bir sürü saçma sapan “gerçeği” etkili dokunuşlarla aktaran Loach, Sanayi Devrimi’nden bu yana İngiliz yoksullarının yaşam standartlarında “bir arpa boyu” yol alınmış olmasına dikkat çekiyor.”

20-Ben, Daniel Blake | Bir Ken Loach filmi

Kardelen Ayhan’ın yazısı için tıklayın – Oggito

“Bu film bizi politik bir seviyede değil, insanı insan seviyesinde birleştirmeye yönelik bir çabaya sevk eder. Sonunda filmin ismi de bir anlam kazanır: “Ben, Daniel Blake demek kaçınılmazdır.”

21-Ben Vatansızım, Ne Eksik Ne Fazla!

Ayşe Özgür Aydoğan’ın yazısı için tıklayın – Popüler Sinema

“Filmin finalinde Daniel Blake’in cebinden bir not çıkar. Bu son sözleri aynen aktarmak istiyorum: Ben bir müşteri, bir alıcı veya hizmet kullanıcı değilim. Ben bir kaytarıcı, bir beleşçi, bir hırsız  ya da dilenci değilim. Ben bir sosyal güvenlik numarası ya da ekranda yanıp sönen bir iz değilim…”

22-Faili Görünür Kılmanın Yolu

Zeynep Turan’ın yazısı için tıklayın – Hayalperdesi

“Daniel Blake artık kendisine yakından bakıldığı ve bir hikâyede yaşadığı için “sözde sıradanlığını” yitirecektir. Bir senaristin kaleminden çıktığı ve beyazperdeye taşındığı için artık sıra dışı olmuştur zaten. O, her adım attığında peşinde dolanan kameranın ve ardındaki gözün yön vermesiyle yeni bir anlama bürünür.”

23-Ken Loach da umudu kestiyse…

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Gazete Duvar

““Ben, Daniel Blake”i fazlasıyla merak etmek için bu yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye almış olmasına gerek yok. Filmde imzası olan ismin Ken Loach olması tek başına yeterli bir neden. Buna bir de ‘kadim’ senaristi Paul Laverty’yi ekleyince heyecan daha da büyür. “İşçi sınıfının şairi” seçtiği hikaye ile şaşırtmıyor bizleri tabii ki.”

24-Ne eksik ne fazla hakkımı istiyorum!

Suat Köçer’in yazısı için tıklayın – Yeni Şafak

“Filmleriyle özgürlük ve insan hakları alanında yaşanan ihlallere dikkat çeken usta yönetmen Ken Loach, yeni filmi ‘Ben, Daniel Blake’te bürokrasi çarkının insafsızca öğüttüğü bir adamın mücadelesini anlatıyor. Yönetmen, siyasi ve ideolojik hesaplara bulaşmadan, gayri insani sistemlere güçlü bir dille itiraz ediyor.”

25-Ben Daniel Blake: Modern Eşitsizliğe Tiz Bir İsyan

Zeynep Şenel Gencer’in yazısı için tıklayın – Sosyal Bilimler

“Film, ulusal sınırların çok ötesinde yankı bulması gereken bürokratik durağanlık ve sıkıcılıktan daha önemli bir konuya parmak basıyor: Gelişme ve hatta sadece hayatta kalma olanaklarının her geçen dakika azaldığı bir dünyaya.”

26-Ben, Daniel Blake incelemesi

İrem Aktaş’ın yazısı için tıklayın – iremaktas.com

Film her ne kadar dram olsa da hikayeye dahil edilen yerinde kullanılan zekice mizah ögeleri izleyici ile Daniel karakteri arasında daha sağlam bir ilişki kurmasını sağlıyor. Bilgisayarın b’sinden anlamayan Daniel’in çıkmazlarla dolu “dijitalleşen” bürokratik adımları uygularken yüzleşmeye mecbur bırakıldığı teknoloji ile olan ilişkisini gösteren sahneler özellikle gülümsetiyor.

27-Ben, Daniel Blake* Bizim Ahali

Faysal Göktaş’ın yazısı için tıklayın – simurgunsedasi.com

“Filmin temel sorgusu; kendine, çevresine yabancılaşmış, duyarsızlaşmış, bireyci, kapitalist toplumda, temel ve basit insani değerlerin aşınması üzerinedir. Daniel Blake ise kendi kabuğunda yaşamayıp çevresiyle, komşularıyla, toplum ile ilgilenen ve paylaşımcılığı hayat prensibi haline getirmiş biridir. ”

 

Comments

comments