1-Hitchcokvari bir gerilim hikayesi

Murat Tolga Şen’in yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Hani derler ya, ¨artık eskisi gibi filmler çekmiyorlar¨ diye… İşte George Clooney’in yönetmenliğini yaptığı bir Coen Kardeşler senaryosu olan Suburbicon o özlenen eski usul filmlerden… Coen’lerin yazdığı ve Clooney’e başrol teklif ettikleri filmin, yönetmenliği de oyunculuğu kadar kıymetli olan aktörün filmi yönetmek arzusuyla yanıp tutuşarak rejisör koltuğunu ele geçirdiği ilginç bir yapım süreci var. Filmi izlediğinizde de bu motivasyona neyin sebep olduğunu açıkça göreceksiniz; George Clooney tek filmde bile olsa Alfred Hitchcock olmak istiyor!”

2-Banliyöde huzur ve şiddet

Mehmet Açar’ın yazısı için tıklayın – Habertürk

“Suburbicon”, mahallede dozu giderek yükselen ayrımcı nefretle, Lodge’ların evinde olup bitenleri paralel olarak anlatıyor. Mahalledeki beyazlar “Biz ırkçı değiliz. Siyahların kendilerini geliştirmesini, bizimle eşit olmak için eğitim, kültür ve yaşam seviyelerini yükseltmelerini istiyoruz” diyor. Buna karşılık, Lodge Ailesi’nde yaşananlar, sözünü ettikleri “beyaz uygarlık seviyesi”nin çok altında… Dolayısıyla, bir yanda beyazların Afrika kökenli aileye yönelttiği şiddet, diğer yandaysa Lodge Ailesi’nin içindeki şiddet var.”

3-‘Fargo’nun izinde…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“Kamera arkasına George Clooney’nin geçtiği ‘Suburbicon’ın senaryosunu yönetmenin yanı sıra Coen Kardeşler ve Grant Heslov kaleme almış. Filmin genel havası, olay ve esrar örgüsü bizi ‘Fargo’ya götürüyor. Matt Damon’ın canlandırdığı Gardner Lodge’un hırsı ve ihtirasları sonucu raydan çıkması, art arda gelen cinayetler, aileyi tehdit eden katiller derken film bittiğinde, kendinizi aynı suda bir kez daha yıkanmış gibi hissedebilirsiniz. Ama bu durum sizi ‘Suburbicon’ı izlemekten alıkoymasın derim. Ayrıca öykünün ‘ırkçılık’ meselesine yaptığı vurgu da bence kayda değer.”

4-Amerikan taşrasında ırkçılık, suç ve cinayet

Atilla Dorsay’ın yazısı için tıklayın – T24

“Filmin en göze çarpan özelliği, farklı iki ana temaya dayanması. Bir tür ırkçılık eleştirisi başlayan film, ani bir dönüşle bir gerilime, o sevdiğim deyimle bir kara-filme dönüşüyor. Hem de kapkara türünden…”

Comments

comments