Ünlü İskoç kraliçesi Mary Stuart ile İngiltere Kraliçesi Elizabeth arasındaki taht kavgasını anlatan dönem filmi İskoçya Kraliçesi Mary filmi hakkında yazılmış eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…

1-Mary ve Elizabeth

Banu Bozdemir’in yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Film şatafatı, dekoru, kostümü öne çıkarmaktansa daha çok dönemin kasvetini öne çıkarmayı seçiyor. Uzak, gözden ırak, hayatının ve tahtının derdine düşmüş, ego sahibi insanların kaçak göçek yaşamlarını gayet iyi aksettiriyor film. İki güçlü kadının o dönemin atmosferi içinde bir araya gelmeden, elçiler aracılığıyla sürdürdükleri görüşmeler, hırs ve taht aşkı yüzünden neredeyse aynı erkeği sevmeye kadar varacak taviz vermeleri, acı çekmeleri…”

2-Mary Queen of Scots: Şimdinin Emrindeki Tarih

Güvenç Atsüren’in yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Mary Queen of Scots’un tarihsel gerçekliklerle oynayan, ama bunu sadece mevcut politik duruma dair bir söz üretmek amacıyla yapan bir anlatı sunduğunu söyleyebiliriz. Tarihle oynarken, kendi alternatif zaman düzlemini kurmaya yeltenmeyen yapım, görselliğine kafa yorulmuş ama anlatısı fazlaca aceleye gelmiş bir dönem filmi.”

3-Taht oyunları insanı bozar!

Olkan Özyurt’un yazısı için tıklayın – Sabah

“Yönetmen Josie Rourke temel olarak iktidarın ve gücün insanı her şekilde zehirlediğini, insanın iktidarla olan sınavından normal çıkamayacağını savlıyor. Tarih belki Elizabeth’i kazanan Mary’i kaybeden olarak yazsa da Rourke’a göre ikisi de kaybeden. Çünkü kurallarını erkeklerin koyduğu iktidar mücadelesinin içinde buluyorlar kendilerini.”

4-Mary, Elizabeth ve iktidar

Mehmet Açar’ın yazısı için tıklayın – Habertürk

“Filmin feminist alt metninin giderek daha görünür olduğu bu bölümlerde Mary ve Elizabeth’in gerçek anlamda hiçbir zaman tam anlamıyla iktidar olmadıklarını, devlet işlerine kadınlığın farkını ve gücünü gereği gibi yansıtamadıklarını anlıyoruz…”

5-Kuzey cephesinde yeni bir şey yok!

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Evrensel

” Birçok kez bu ikili çeşitli biçimlerde sinemaya konuk olsa da en çarpıcı olan ShekharKapur’un 1998 ve 2007 tarihlerinde çektiği ve CateBlanchett’ın hafızalara kazınan performansıyla “Elizabeth” ve “Elizabeth: Altın Çağ” filmleriydi. Bu filmler gücü eline alan ve bir süre sonra o gücün içinde kaybolmaya başlayan, erkek bir dünyada ayakta kalmaya çalışan bir kadının iç dünyasına götürüyordu seyirciyi. Yakın tarihte çekilen “Reign” dizisi ise biraz da kurmaca bir dünyanın içinde Mary’yi odağına alıyordu.”

6-İngiltere Tarihine Doyamamak: Mary Queen of Scots

Gizem Yazgan’ın yazısı için tıklayın – Arakat Sanat

“Yönetmenlik adına da yeni hiçbir şey görmüyoruz filmde. Defalarca anlatılmış bir hikayeyi ele almaya kalkıyorsanız farklı bakış açılarına ihtiyacınız var. Saray koridorlarında hışımla yürüyen insanlardan, nedimelerin mum ışığında kraliçe giydirmesinden, acemice çekilmiş küçük savaş sahnelerinden fazlasına. Bütün bunlara rağmen şunu da söylemek gerekiyor, film kendini bir şekilde izletiyor.”

7-Bitmez tükenmez ‘taht oyunları’

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“John Guy’ın ‘Queen of Scots: The True Life of Mary Stuart’ adlı kitabından Beau Willimon imzalı adaptasyonla perdeye taşınan film, özellikle ilk bölümünde seyircisini sarıp sarmalayan bir yapıya sahip. Öyküye asıl ruhunu veren unsur ise erkekler dünyasında ayakta kalmaya çalışan iki simgesel kadının bazen çatışan, bazen kesişen kaderleri. Ayrıca kimi Amerikalı eleştirmenlerin de vurguladığı gibi filmde #MeToo dönemi etkileri fazlasıyla hissediliyor.”

8-İskoçya Kraliçesi Mary (Mary Queen of Scots) – “Sinemada Tudors bulduk” nidalarıyla film izlemek isteyenler için

Murat Dural’ın yazısı için tıklayın – Zaytung Sinema

“Bu film tamına tamına 124 dakika, bunda sorun yok. Sorun şurada ki; normal bir filmin uzun metraj senaryosunda 1-2 tane olması gerekirken bu filmde çok fazla doruk noktası olması, çünkü senaryoda çok fazla önemli olayı anlatmaya çalışırken hepsinin sıradanlaşması… Öyle olunca tatmin olamıyoruz ve; “Keşke bunu dizi yapsaymışınız, evde çoluk çocuk, elma portakal yerken kanlı İngiliz kraliyet entrikası izleseymişiz” diyoruz.”

9-Erkek dünyasında kadın olmak!

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“‘En İyi Makyaj ve Saç’ ile ‘En İyi Kostüm’ dallarında Oscar adayı olan tarihi biyografi, yönetmenin de kökeni olan başarılı sanat yönetimi ve genel yapım tasarımı ile öne çıkıyor. Buna karşılık, öyküde genel bir tartım sorunu var. Hikayenin eksik ve ağırlığı ayarlanmamış parçaları, süre ilerledikçe göze çarpıyor.”

10-Tarih dersinden zayıf not

Nil Kural’ın yazısı için tıklayın – Milliyet

“Josie Rourke, bu ilk filminde Saoirse Ronan ve Margot Robbie gibi iki güçlü oyuncunun varlığına rağmen bir odak bulamıyor. Bu iki güçlü ve sıra dışı kadın arasındaki saygı dolu rekabeti, Mary’i azizeleştirme eğilimi nedeniyle anlatamıyor. Dönemin dili ve kapalı diplomatik konuşma biçimiyle ilgilenmiyor. Filmin dağınık kurgusu olaylarla ilgili heyecan veren bir seyre izin vermiyor. “

Comments

comments