John Wick serisinin yeni filmi “John Wick 3: Parabellum” hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik. iyi okumalar…

1-John Wick 3: Parabellum: Zaman Doldu, Bay Wick

Aslı Ildır’ın yazısı için tıklayın – Altyazı

“Kimsenin kimseden ahlaki olarak üstün olmadığı, benzeri aksiyonların “etik bir şiddet” arayışlarından kendini arındırmış olan John Wick, aksiyonu bir oyun alanı olarak tasarlıyor ve kelimenin tam anlamıyla bu alan içinde karakterine at koşturuyor. Düşmanların sürekli olarak dövüşü durdurup Wick’e hayranlıklarını belirtmeleri, yarattığı mizahi etkinin yanı sıra bunun bir gösteri olduğunun, dramatik bir derinliğin kasıtlı olarak tercih edilmediğinin bir işareti sanki.”

2-John Wick Chapter 3 – Parabellum (2019) – Film Eleştirisi

Müge İbrikçi Baran’ın yazısı için tıklayın – Karanlık Sinema

“Video oyun estetiğinden bolca faydalanan serinin, 3. filminde de aynı tarz korunuyor ve üstüne koymayı başarıyor. Level atladıkça güçlenen ve silah seçeneği artan ama öldürmesi gerektiği kişilerin de zorlaştığı John Wick, bir oyun karakteri tadında. Silahsız başlayıp her sekansta farklı bir zorluğun üstesinden gelmesi gerekiyor. Anjelica Hustonve Halle Berry’nin olduğu sahnelerde ise üst level’a geçebilmek veya kilitli kapıların açılması için elindeki “item”leri kullanmak zorunda kalıyor. Ayrıca finale doğru kötü adamların zırhlarının güçlü olması ve John Wick’in elindeki silahların yetersiz kalması da cabası…”

3-“kurşun adres sormaz ki…”

Murat Tolga Şen’in yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Beyaz yakalıların en sevdiği kahraman John Wick geri döndü, hem de ne dönmek! 2. filmin bıraktığı yerden devam eden bu macerada John Wick, tamamen yalnızlaşmış bir adama dönüşüyor ve yediği haltı temizlemeye çalışıyor. Her ne kadar haklı sebeplerle de olsa Continental Oteli’nin sınırları içinde bir şura üyesini öldürdüğü için aforoz ediliyor ve artık o bir av tilkisi… Bütün tazılar peşinde ve bu tilkinin yaşamak için tek şansı var; o da hala kaldıysa kendisine birkaç müttefik bularak sisteme topyekun meydan okumak!”

4-Biri John’u durdursun!

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Gazete Duvar

“Bu üç yapımın film zamanı bir haftalık bir zamanda geçiyor. Dolayısıyla her yeni film ister istemez hikayenin evrenine yeni halkalar eklemek zorunda kalıyor. İlk film düz bir hat üzerinde karakterin belirli bir hedefe doğru kararlılıkla gittiği bir yapıya sahipti. İkinci film, bu yapıyı yolundan çok saptırmasa da biraz daha kavisli hale getirmişti. Şimdi üçüncü filmle birlikte dallanıp budaklanan, geçmişin, yeni yapıların işin içine girdiği, haliyle John Wick’in hedeflerinin de çoğaldığı bir hikayeye sahip. Film aksiyon açısından geçmiştekileri aratmasa da ilkindeki basit (çünkü köpeği öldürdüler) motivasyon artık yeterli gelmiyor.”

5-Bir daha döv Wick…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“Zamanımızın en görkemli yakın dövüş sanatları aksiyonu ‘John Wick’ serisinin üçüncü adımında, yine kan gövdeyi götürüyor. Öykü New York-Casablanca hattında gidip gelirken ‘yakışıklı tetikçi’, peşindeki kiralık katilleri yok etmek için olağanüstü bir mücadele veriyor ve film boyunca yaklaşık 200 kişiyi öte tarafa gönderiyor. Keanu Reeves’ın sürüklediği film koreografik anlamda çok iyi tasarlanmış aksiyon sahneleriyle dikkat çekiyor.”

6-Yürü be John Wick! Kim tutar seni?

Mehmet Açar’ın yazısı için tıklayın – Habertürk

“İlk iki filmde suç dünyası, kendine özgü para birimi ve esrarengiz bürokratik yapısıyla kusursuzca işleyen mükemmel bir düzeneği andırıyordu. Mühürler, parmak damgaları, imzalar, kalın dosyalar, eski usul daktilolar, çevirmeli telefonlar, tebeşirli tahtalar, üniformalı görevliler ve 1980’lerden kalma bilgisayarlarla yürütülen bir bürokrasiydi bu… Tüm bunlar John Wick’in lehine işleyen gelenekçi, katı, hiyerarşik bir yapının göstergeleriydi. Burada ise aynı bürokrasi John Wick’in karşısına geçiyor.. ”

7-John Wick 3: Parabellum: Wick, Bildiği Sularda

Güvenç Atsüren’in yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Bu yazının, sadece John Wick 3: Parabellum yerine, serinin genelinden uzun uzun bahsediyor oluşu, filmin, John Wick evreninden hiçbir noktada ayrılmıyor oluşundan ileri geliyor. Karşımızdaki, serinin önceki ayaklarından hoşlananların yine çok hoşlanacağı, mesafeli duranların yine bu konumlarını koruyacakları bir yapım zira. İkinci filmde yaşananların ardından John Wick’in başına koyulan ödülle, şehrin orta yerinde at sırtında gitmesiyle ve ilk ölümlerinden birini klasik bir altı patlarla gerçekleştirmesiyle western’e yakın duracak şekilde başlayan film, devam ettikçe bu noktadan uzaklaşıp bildiği sulara dönüyor.”

8-Barış İsteyen, Savaşa Hazırlıklı Olsun: John Wick 3 Parabellum

Nihat Yayalar’ın yazısı için tıklayın – Arakat Sanat

“Lakin; başlıkta da bahsettiğim gibi 130 dakika boyunca, salondaki diğer seyirciler ile birlikte beyaz perdede bir vahşete görgü tanıklığı ettim. Bu süre sona erdiğinde düşündüğüm tek şey ise; sinema sanatını layığı ile icra ettiğiniz takdirde, ortaya konan şey vahşet de olsa bunu bir görsel şölene çevirebilme şansınız olduğudur.”

9-O da Hollywood’un Yıkılmayan Adam’ı

Olkan Özyurt’un yazısı için tıklayın – Sabah

“Eski tetikçi John Wick’in macerası hız kesmeden devam ediyor. Kural tanımaz tetikçimiz John Wick 3’te avcıyken av oluyor ve peşine takılmayan mafya kalmıyor. Seri uzadıkça Keanu Reeves de Zor Ölüm’deki Bruce Willis’i ya da bizim Yıkılmayan Adam Cüneyt Arkın’ı anımsatıyor.”

10-Doz aşımı aksiyon!

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“‘Epik’ bir aksiyon olarak işaretlenebilecek yapımın, ahır ve atlar, Casablanca, eğitilmiş köpekler, çöl, motosikletler, Slav tiyatrosu ve Çin mahallesi bölümleri, enfes yapım tasarımları içeriyor. Finaldeki dövüş sahnelerine mekan olan kurukafalı cam bölmeler ve aynalarla örülü salon, Bruce Lee’li kült aksiyon 1973 tarihli ‘Enter the Dragon / Ejderin Üç Fedaisi’ filmine bir saygı duruşu adeta!”

11-Altyazı çevirilerinde dinsel çağrışımlarından arındırılmış John Wick 3: Parabellum

Kaya Özkaracalar’ın yazısı için tıklayın – İleri Haber

John Wick 3: Parabellum’da serinin kurgusal evreninin arka planını oluşturan tuhaf küresel mafyatik örgütlenmeyi izleyiciye daha yakından tanıtmaya, onu öykünün daha fazla odağına taşımaya ağırlık verilmiş. Ancak Türkçe altyazılardaki çeviri tercihleri filmin bu bahisteki ilginç ve dikkate değer yöneliminin Türkiyeli izleyicilere geçmesine set vuruyor. Örneğin John Wick’in bu mafyatik örgütlenmeden ihraç edilmiş ve bu yapıyla bağlantılı kişilerin ona yardım etmesinin yasaklanmış olması için filmin orijinal repliklerinde geçen ve Türkçe’deki tam karşılığı “aforoz edilmiş” olan “excomunicado” sözcüğü, “men edilmiş” olarak çevrilerek dinsel ve özel olarak Katoliklikle bağlantılı çağrışımlarından kopartılmış.”

12-Cüneyt Arkın’ın Amerika Şubesi…

Korkut Akın’ın yazısı için tıklayın – Sadi Bey

“Kaçma kovalamaca dışında bolca silah sesi, vurma vurulma planlarıyla dolu bu filmde, kan oluk oluk akıyor. Silah külah sevenler kuyruğa girecektir muhakkak. Tam bir seyirlik… Bu yakıcı sıcakta orucun açlığını unutturur. Zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız, aç olduğunuz için mideniz de bulanmaz.”

13-Aksiyon tam gaz devam

Sungu Çapan’ın yazısı için tıklayın – Cumhuriyet

“Yıllarca yaptığı dublörcülük ve dublör koordinatörlüğünden yetişip yönetmenliğe geçen Chad Stahelski’nin yönettiği “John Wick 3”, öncelikle özenle tasarlanmış dövüş koreografilerinin ürünü uzun planları, seyirciye yer yer yeter artık dedirten kavga-dövüş sahneleri ve hız kesmeyen, inanılmaz hareketli bölümleriyle bu türün iflah olmaz meraklısının hoşuna gidecek (ama bizim gibi dinozorları da epeyce yoran) türden, zehir zemberek bir aksiyon, suç, heyecan, macera üstün yapımı.”

14-Eleştiri: John Wick 3: Parabellum

Muhammed Uyar’ın yazısı için tıklayın – Sinefesto

“Öykünün yerini görsel bir şölen havasında izlediğimiz öldürme sahnelerinin aldığı John Wick filminden çıktığınızda aklınızda kalan tek şey Wick’in öldürme stilleri oluyor. Kütüphanede Rus edebiyatından kitaplar, ahırda atlar, motosiklet sahnelerinde ise kasklar birer öldürme aracına dönüşüyor: Öldürmenin Elli Tonu.”

 

Comments

comments