Ruben Östlund’un Altın Palmiyeli filmi Kare; bu hafta vizyona girmesinin ardından sinemaseverler tarafından ilgiyle karşılandı. Yönetmenin modern toplum ve sanat anlayışına kendi çerçevesinden getirmeye çalıştığı eleştiri kimilerince beğenildi, kimilerince ise yüzeysel bulundu. Sizlere Kare filmine gitmeniz için kendi nedenlerinizi yaratma fırsatı sunuyoruz. Aşağıda 5 farklı sitede yayınlanmış, film hakkındaki eleştiri yazılarını bulabilirsiniz. İyi okumalar.

1-Kare – The Square

Halil İbrahim Sağlam’ın yazısı için tıklayın – Filmloverss

“Cannes Film Festivali’nden ‘Altın Palmiye’ ödülüyle dönen The Square ile yılın en heyecanla beklenen filmlerinden birine imza atan Ruben Östlund, üç yıl önce keskin bir mizah anlayışıyla erkeklik hallerini hicveden, beklenmedik bir ‘an’ tarafından test edilen aile bağlarına ustalıkla bir bakış atmıştı. Östlund, bu sefer sanat, sanat eseri, sanatçı egosu, iktidar, suçluluk, güvensizlik, kentlerde yoksulluk, viral pazarlama, etik gibi birçok konuyu mercek altına alarak eğlenceli olduğu kadar zeki ve keskin üslubunu öne çıkarmaya çalışıyor.”

2-Kare: ‘Kavram’sal ve ‘Mavra’msal bir film

Cüneyt Cebenoyan’ın yazısı için tıklayın – Birgün

“Ruben Östlund’un, Cannes’da bu yıl Altın Palmiye kazanan filmi “Kare” için bir tür belirlemeye çalışsak herhalde kavramsal film demek çok aykırı kaçmaz. Filmin adını koyarak uğraştığı kavramlar var: güven, dayanışma, yardımlaşma gibi kavramların modern İsveç toplumundaki izdüşümleri diyebiliriz bunlara. Öte yandan Kare filmi kavramsal sanata bodoslamadan saldıran bir film. ”

3-Bir Modern Toplum Taşlaması: The Square

Özlem Yanilmez’in yazısı için tıklayın – Fil’m Hafızası

“24. Uluslararası Adana Film Festivali’nin seçkisinde en çok merakla beklenen filmlerden biri olan The Square tamamen bir eleştiri filmi olma özelliğini taşıyor. Film medyayı, toplumun sanat anlayışını ve tabii bunları bünyesinde barından toplumun kendisini taşlamayı kendine görev ediniyor. Ruben Östlund’un çizgisini asla bozmayıp onu daha da ileriye taşıyan The Square, modern insan imajını dışarıdan onlara bakarak değil tam olarak onların içinden tasvir ediyor.”

4-Kare Filmi: Bir Entellektüelizm ve post-modern sanat eleştirisi ya da Kuzeyli ,soğuk tarzda, “La Dolce Vita “

Kucors’un yazısı için tıklayın – kucorsakademi.com

“Peki 2015’den 2018’e oscar için ne yaptı Östland. Sanatsal sinema vs denen hastalıktan kurtuldu. Ustası Roy Anderson’un tarzında film yapmayı bıraktı.Yani Turist filmindeki gibi 2–3 dakikalık teleferiğin hareketini ya da bir başka modern sinema hastalığı olan güzel görüntüler izletme hatta biz de olduğu şekliyle görüntü yönetmenin altında : filmin ve yönetmenin ezilmesi — Rüzgarın hatıraları, Koca dünya gibi ya da İnnaritu’nun Revenant’ı gibi’’ gibi bir hastalıktan kurtulmuş.”

5-Ağzınız açık kalacak!

Ali Ercivan’ın yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Daha ilk dakikalarda niyetini açık ve net belli ediyor yönetmen. LED ışıklarla tarif edilmiş bir kareden ibaret sanat eserinin müzenin önündeki alana yerleştirilmesi uğruna, görkemli bir heykelin vinçlerle yerinden kaldırılışını ve bu işlem sırasında düşürülüp paramparça edilişini gösteriyor bize. O karenin altında, herkesin eşit ve özgür olabileceği demokratik bir alan yaratmak gibi fikirler var.”

Comments

comments