Sertan Ünver’in yönettiği “Kolej Havası” belgeseli hakkında yazılmış olan eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…




1-Kolej Havası: Beşiktaş’ın ‘özkaynağa’ yöneldiği dönemin belgeseli

Kaya Özkaracalar’ın yazısı için tıklayın – İleri Haber

“Daha önce Blue (2017) adlı müzik belgeseliyle takdir toplamış olan Sertan Ünver’in yönettiği Kolej Havası, Beşiktaş’ın futbol altyapısının başına Serpil Hamdi Tüzün’ün gelip “özkaynak” yaratmaya yöneldiği, birkaç yıl sonra Süleyman Seba’nın başkanlığa seçilmesiyle Seba’nın da damgasını vurduğu ve 1980’ler boyunca, 1990’ların ilk çeyreğine dek süren dönemi inceliyor. Belgeselde takım kaptanı “Atom Karınca” Rıza Çalımbay, “Metin-Ali-Feyyaz”  üçlüsünden Metin Tekin ve Feyyaz Uçar gibi dönemin efsanevi futbolcularının yanı sıra, Zafer Algöz ve Feridun Düzağaç gibi  Beşiktaş taraftarı sanatçılarla da söyleşiler yer alıyor.”

2-Bir zamanlar Türkiye’de…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“‘Kolej Havası’, bir ruhun, ‘endüstriyel futbol’ çağında geçmişte kalmış bir kültürün ifadesi. Ünver’in çalışması ‘Ertem Eğilmez filmleri’ tadındaki o günleri hatırlatıyor, ister Beşiktaşlı olsun isterse diğer takımlara gönül veren taraftarlar olsun; yaşı yetenleri de o anılarıyla buluşturuyor. Bu tür çalışmalar sinemamızda çok az; bu alanda hayli eksik sayfamız var. ‘Kolej Havası’, ‘Eski Açık Sarı Desene’, ‘Güzel Adam Süreyya’, ‘Teknik Direktör Adnan Dinçer’ gibi filmlerin yer aldığı ailenin yeni üyesi oluyor. Umarız bu aile daha çok üyeye sahip olur…”

3-Bir zamanlar Türk futbolunda

Olkan Özyurt’un yazısı için tıklayın – Sabah

” Bu anlamda Kolej Havası şimdilerde ancak özlemi çekilen ve ideal gibi anlatılan, iyi futbolun, erdemli sporcunun, değerlerine bağlı, tutkulu taraftarların Türk futbolunda bir zamanlar kök saldığını ve yeşerip meyve verdiğini gösteriyor. Fakat orada da bırakmıyor. Malum futbolumuz da fena halde bize benziyor. Beşiktaş kabuğunu kırmasına kırıyor, bunu nasıl yaptığını izliyoruz ama bir nokta sonra ‘vazonun nasıl çatladığını’ da anlatıyor belgesel.”

4-Kolej Havası

Barış Saydam’ın yazısı için tıklayın – Avrupa Sineması

“Belgeselin bir diğer dikkate değer yanı da sadece Beşiktaşlılık ve taraftarlık üzerine kurulmamış olması. Bunda yukarıda da değindiğim gibi belgeselin bir soruyu araştıran tavrının da etkisi var. Bu anlamda belgesel takıma gönül vermiş taraftarları içine kattığı kadar, bu oyunu anlamaya çalışan, oyunun yönlendirdiği kitleleler ile oyun arasındaki ilişki üzerine düşünmeye çalışan kişilere de hitap ediyor.”

5-Kolej Havası: Metin-Ali-Feyyaz Üçlüsüne Dair Bir Belgesel

Kerem Akça’nın yazısı için tıklayın – keremakca.net

“Geçen yıl izlediğimiz “Güzel Adam Süreyya” (2018) dahil olmak üzere Beşiktaş üzerine fazlasıyla belgesel yapılmıştır. Ama konu belgesel olduğunda aslında işin odak noktasını iyi kavramak ve dağılmamak şart. Bu duruma ulaşmak için de “Kolej Havası” neredeyse tez niteliğinde…”

6-Kolej Havası: Beşiktaş filmi değil, Beşiktaş üzerine bir film!

Kerem Bumin’in yazısı için tıklayın – Gazete Duvar

“‘Kolej Havası’, bizim gibi Beşiktaş taraftarlarının özel bir tat alacağı ancak diğer sporseverlerin de keyif alabileceği bir yapım. Filmdeki ‘öncelikli’ ancak ‘gerçekçi’ tutum kuşkusuz diğer takım taraftarlarına da itici gelmeyecektir! Nihayetinde ‘Siyahla beyazı kimse ayıramaz ki!’”

7-Efsaneyi hatırlayalım!

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Evrensel

“Ama filmin bütününe dair asıl sıkıntı çok fazla ‘Beşiktaş filmi’ olması. Sanki Beşiktaş taraftarı için yapılmış ‘resmi’ bir yapım hissi bırakması. Kuşkusuz böyle bir belgeselde dönemin içeriden tanıklarına mikrofon uzatmak ana unsurlardan birisi olmak durumunda. Ancak, dönemin tanığı başka insanların da o takıma dair söyleyecekleri vardır kuşkusuz.”

8-Futbola ve hayata dair!

Banu Bozdemir’in yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Sertan Ünver daha önce karşımıza Blue belgeseliyle çıkmıştı ve izlerken o dönemin izlerini tekrar hatırlamamızı sağlamıştı. Hatta çıktıktan sonra Kemancı’yı özlediğimi hissetmiştim, aslında hissettiğimiz o dönemlerin ruhunu, yaşattıklarını özlemekti. Bu belgeselde de aynı şey var; dönem ruhu. Ve o ruhu tekrar yaşatmak!”

Comments

comments