Kıvanç Sezer’in yönetmenliğini yaptığı Küçük Şeyler hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…

1-Küçük Şeyler: Beyaz yakalıları odağına alan toplumsal-eleştirel bir yerli film

Kaya Özkaracalar’ın yazısı için tıklayın – İleri Haber

“Küçük Şeyler, son çeyreğinde yalın biçimde drama yönelmekle birlikte mizahi yönelimi ana gövdesinde ağır basan bir çalışma olarak Babamın Kanatları’ndan farklılaşsa da, yine iş yaşamı koşullarına eleştirel gözle bakan bir film. Sezer ilk filminde dar gelirli inşaat işçilerine dair bir öykü aktarmışken bu kez orta-üst gelir grubundan “beyaz yakalıları” odağına almış.”

2-İronik Bir İşsizlik Hikayesi

Mehmet Açar’ın yazısı için tıklayın – Habertürk

“”Küçük Şeyler”in, en sevdiğim yanlarından biri, sinemamızdaki modaların, genel eğilimlerin dışına çıkması oldu… Sadece ele aldığı konu ve temalar açısından değil, ironik üslubuyla da sinemamızda pek karşımıza çıkmayan bir film… Anaakım sinemayla farklı kodları kullanmasına karşın seyirciyle çok rahat kontak kurabilecek bir film olduğunu düşünüyor, gönül rahatlığıyla herkese öneriyorum.”

3-Küçük Şeyler: Böyle Yaşıyoruz Artık

Coşkun Liktor’un yazısı için tıklayın – Altyazı

“Mizahi yönü ağır basan, trajikomik bir tona sahip Küçük Şeyler’in üslubu, bir işçinin trajik hikâyesini anlatan Babamın Kanatları’nın toplumsal gerçekçi üslubundan tamamen farklı. Bu farklılığın nedeni filmlerin içeriğinde yatıyor. Zira yönetmenin ifadesine göre Onur ile Bahar’ın yaşadıkları, yakından bakınca trajik, uzaktan bakınca komik görünüyor ve bu da filmin tonuna sirayet etmiş.”

4-Büyüyecek olan Küçük Şeyler!

Banu Bozdemir’in yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Şehir insanının egolardan beslenen açmazı, çalışırken ya da işsizken geliştirdiği korunma yöntemleri, maskeleri, onları kaybetme anları ve kaybetmeyle başladığı tekrarlar… Küçük şeyler birikmişliğin en toplu iğne ucu olabilir ama yarattığı etki bazen dönüşümsüz ve fazlaca yorucu oluyor!”

5-‘Küçük burjuva’nın büyük dertleri…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“‘Babamın Kanatları’ndaki toplumsal gerçekçi anlatım burada yerini absürd bir tarza bırakmış. Kim bilir, karakterlerin hayata karşı duruşları, bakışları, dertlerinin türü de bu tarz değişikliğini beraberinde getirmiştir, bilemiyorum ama Sezer’in yönetmenlik kumaşını daha da geliştirdiğini gösteren bir çalışma ‘Küçük Şeyler’.”

6-Orta sınıf dertleri

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Kıvanç Sezer’in öyküsü, işleyişi ve yaklaşımı, ilk filmine bakınca oldukça farklı duruyor. Bu farklı ‘matematik’ mukayeseye şimdilik engel! İşçi-müşteri-müteahhit üçlemesinin üçüncü filmini bekliyoruz şimdi.”

7-Küçük Şeyler (2019): Zebralaşan Erkeklik Maskesi Ardında Apolitik Bir Sınıf Taşlaması

Ziya Aydı’nın yazısı için tıklayın – birdunyafilm.co

“Kültür Bakanlığı’nın destek vermemesi üzerine projenin geliştirilme aşamasında Tolga Karaçelik kilit rol oynamış. Aşırı dozu nedeniyle zaman zaman seyirciyi yoran absürd mizahtan da anlaşılabileceği üzere Karaçelik’in yapımcı olarak filme etkisi bariz bir biçimde hissediliyor.”

8-Hayat “Küçük Şeyler”le Örülüyor

Korkut Akın’ın yazısı için tıklayın – Sadi Bey

“Yönetmen Kıvanç Sezer, -gerçekten başarılı bir film çıkarmış-“Babamın Kanatları”ndan sonra neyi nasıl ve niye yapacağını bilerek girmiş bir çalışmanın içine. Oyuncuların belirledikten sonra çalışmış onlarla. Alican Yücesoy,filmi taşıyan karakter olarak çok başarılı.”

9-Küçük Şeyler – Yine yabancılaşmış beyaz yakalı döven bir festival filmi…

Murat Dural’ın yazısı için tıklayın – Zaytung Sinema

“Babamın Kanatları filmini pek sevmiştik Kıvanç Sezer’in. Çünkü işçi sınıfından bahsediyordu, gerçekçi bir filmdi ve biz de solcuyduk. Ve her solcu etkinliğine gelen adam Menderes Samancılar’ın performansını da sevmiştik. Neyse Kıvanç Sezer o arada “Yeter bu kadar işçi sınıfı ya, diğer festival filmci arkadaşlarım beni hep dışlıyorlar ortamlardan, benim de onlar gibi yabancılaşmış beyaz yakalı anlatmam gerek” demiş olmalı ki bu tondaki yeni filmi Küçük Şeyler’le ufak ufak festival ödüllerini toplayıp vizyona geldi yine.”

10-Birbirimize Ve Doğaya, Yani “Küçük Şeyler”e İhtiyacımız Var

Arzu Arda Deger’in yazısı için tıklayın – haberem.com

“Her ne kadar ilk filminin sinema dilini daha net bulsam da, buz gibi gerçekliğimizi yüzümüze vururken başvurduğu absürt komedinin dozunu artırması bu filmde en beğendiğim şey oldu. Teknik olarak bu filmi ilkine göre daha sağlam, ölçeklerini, kadrajlarını daha yenilikçi buldum.”

11-Büyük Şeyler’in Gölgesinde…

Oğuzhan Ersümer’in yazısı için tıklayın – bufilmigordumben.wordpress.com

“Bana kalırsa filmin eleştirel boyutu yüzeysel ve hafif kalmış. Komedi ve absürd yanına ayrılan enerjisi, filmin potansiyel politik/toplumsal/kültürel tartışmasının üzerini bir miktar örtüyor. Doğrusu yönetmenin hedeflediği bu kadar ise, filme kendi içinde bakıp çıkan sonucu daha kolay sahiplenmek mümkün olabilir. Fakat daha entelektüel, daha sorgulayıcı bir film arıyorsak Küçük Şeyler aradığımız film değil, tam anlamıyla.”

12-Küçük Şeyler: Annesinin Oğluşunun Kentteki Zorlu Hayatı…

Gül Yaşartürk’ün yazısı için tıklayın – Cine Dergi

“Kıvanç Sezer’in bütünlüklü ve entelektüel arka plana sahip bir sineması var. İlk filmi Babamın Kanatları (2016) ile Küçük Şeyler arasındaki devamlılık gayet net. Babamın Kanatları filminde inşa edilen konutlarda yaşayanları görüyoruz bu filmde.”

13-Çağımızın vebası: İşsizlik

Tunca Arslan’ın yazısı için tıklayın – Aydınlık

““Küçük Şeyler”, iş-ofis yaşamından küçük burjuvaların dostluk ilişkilerine, küçücük ideallerden “yaşam koçluğu” seanslarına kadar günümüz orta sınıf insanının yüzeyselliğine başarıyla ayna tutan bir film. Filmin mizah yapma iddiası olmamasına rağmen bazı sahnelerde seyircinin içinden ya da dışından gülmesi, bu aynanın gayet temiz olmasından ve “acı mizah”la yüzleştirmesinden kaynaklanıyor, belli ki seyirci perdede kendisini görüyor.”

14-Bir tükeniş hikayesi; “Küçük Şeyler”

Mehmet Erduğan’ın yazısı için tıklayın – Independent Türkçe

“Türk sinemasında özellikle tür ve içerik olarak birbirini tekrar eden son dönem yapımlarından ele aldığı şehirli insan hikayesi, trajikomik ve sürrealist anlatım diliyle farklılaşan ve ayrışan film; Onur ve Bahar çiftinin hayatlarındaki yeni bir noktanın eşiğinde yaşadıklarını çok güzel anlatıyor.”

15-Sen, ben, o, biz… Anlatılan bizim hikayemiz!

Cansu Karagül’ün yazısı için tıklayın – Gazete Duvar

“Kıvanç Sezer’in hem yönettiği hem senaryosunu kaleme aldığı, başrollerini Alican Yücesoy ve Başak Özcan’ın paylaştığı komedi ve dram türündeki Küçük Şeyler 29 Kasım’da vizyona girdi. Film hayatları değişen bir çiftin yaşamındaki çatışmalara odaklanarak; ebeveyn ve çocuk, X ve Y kuşakları ya da klasik orta sınıf ve yeni orta sınıf arasındaki ayrımları temsil ediyor.”

16-Yabancılaşmanın Büyüklüğü: Küçük Şeyler!

Pırıl Tatari’nin yazısı için tıklayın – Cine Dergi

“Film boyunca sık sık duyduğumuz saat sesi, hızlı bir hayat temposuna sahip kapitalizmin yarattığı tüketim toplumunda, zamanın da diğer her olgu gibi hızla tükenmekte olduğunu gösteriyor. Sahip olduğumuz hayat süreci içerisinde, üretim ve tüketim biçimlerimizle kendimize ait sınıfsal hiyerarşiler sağlamaya çalışırken zaman içerisinde kendimize yabancılaşmaya başlıyoruz.”

17-Büyük Durumlar, Küçük Anlar: Küçük Şeyler Film Eleştirisi

Serkan Atak’ın yazısı için tıklayın – Sinema Kolektifi

“Ancak filmin en başarılı yanının, filmin en kusurlu yanını görünür kıldığını ekleyelim. Onur karakterlerinin yaşadıkları ne kadar başarılı bir şekilde anlatılıyorsa filmin büyük kısmını oluşturan evlilik ilişkisi o kadar yüzeysel bir şekilde anlatılmış. Filmin mizahi üslubunun azaldığı bu bölümler aynı zamanda filmin ritminin düşmesine, başarılı olan yanların tüm filme yayılmayarak bölünmesine neden oluyor.”

Comments

comments