Yönetmenliğini David Fincher’ın yaptığı ve Netflix’te yayınlanan Mank filmi hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik. David Fincher’ın yönettiği ve babası Jack Fincher’in senaryosuna dayanan film, 1941 yapımı “Citizen Kane” filminin senaristlerinden olan Herman Mankiewicz’in hayat hikayesini konu ediyor. Şimdiden iyi okumalar…

1-Mank: Hollywood taşlaması

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Gazete Duvar

“Her şey bir yana kendisinin de dediği gibi 40 değil de 30 yılı bulan sinema serüvenine “Alien 3” gibi bir faciayla başlamış olsa da on filmlik kariyerinde çok önemli yapımlara imza attı. Bütün filmleri iyi olsa da “Seven”, “Dövüş Kulübü”, “Zodiac”, “Sosyal Ağ” gibi sinema tarihine geçen filmlerin yanına “Mank” de girecek gibi görünüyor. Filmin estetik yönüne dair yorumlar farklı olabilir ancak sinema tarihine dair söyledikleriyle şimdiden tarihe geçmiş gibi görünüyor.”

2-Geç kalmış bir Hollywood hikâyesi

Mehmet Açar’ın yazısı için tıklayın – Habertürk

“‘Mank’, 1930’lar ve 1940’ların Hollywood’u üzerine çekilmiş en iyi filmlerden biri… Ön planda Mank ve yaşadıkları olsa da alttan alta Hearst üzerinden Hollywood’un sermaye, medya, siyaset ve iktidarla ilişkilerinin eşelendiği kesin…”

3-Mank: Fincher’ın Hollywood’u

Güvenç Atsüren’in yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Mank’te Hollywood’u farklı düzey ve boyutlarda mücadelelerin domine ettiği, görkemiyle ürküten bir cephe gibi tasvir ediyor Fincher. Gary Oldman’ın şimdiden Oscar’ın en güçlü adaylarından biri olmasını sağlayan enfes performansıyla hayat verdiği Herman J. Mankiewicz nam-ı diğer Mank’in, kendi içinde verdiği savaşla başlıyor bu silsile. Filmin odağında, Hollywood’un en önemli senaristlerinden biriyken, yavaş yavaş bu dünyadan uzaklaşan, kendini içkiye vuran Mank’in Orson Welles’ten gelen teklif üzerine Yurttaş Kane’in senaryosunu yazmak için girdiği badirelerle dolu yol var.”

4-Mank: Barton Fink’in biyografik kardeşi

Kerem Akça’nın yazısı için tıklayın – Posta

“4 Aralık’ta Netflix’te başlayan “Mank”, eksikleri kapatan bir biyografi. David Fincher, “Yurttaş Kane”e yan bölüm olarak gelen politik bir filme imza atıyor. Gerçek bir senaristin Hollywood’da yaşayabileceklerine dair belge açısından değerli bir miras bırakıyor. Siyah-beyazda ise büyülüyor. Büyük Buhran mağduru bir Hollywood emekçisini ve onun köhne bilinçaltını keşfe çıkıyor.”

5-Rosebud kimin eseri?

Sevin Okyay’ın yazısı için tıklayın – Birgün

““Mank”teki bütün olayların tarihe tamı tamına uymadığını anlıyorsunuz ama önemi yok, çünkü karakterler hakiki: meşhur yönetmenler, yarı yarıya unutulmuş olanlar, senaristler, yıldızlar ve patronlar. Herm/Mank’ı oynayan Gary Oldman başta olmak üzere yerli yerine oturmuş bir kadrosu da var. Umursama noktası gelip çatana kadar Mank’in sataşmalarına, eleştirilerine hoşgörüyle yaklaşan William Randolph Hearst’te Charles Dance, özellikle onu boş ziyafet salonundan kapıya kadar götürdüğü bölümde harika.”

6-Fincher’ın Karanlık Hollywood’u

Onur Kırşavoğlu’nun yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Hollywood, Hollywood’u anlatmayı her zaman çok sevmiştir. Yakın zamanda izlediğimiz Tarantino filmi Once Upon a Time in Hollywood ve Ryan Murphy dizisi Hollywood, zihinlerimizde taze olan yapımlar. Bu yapımların çoğu, altın çağa övgüler yağdırıp, sinemacıların çektikleri zorlukları peliküle aktarırken ve nostaljik rüzgarlarla yüzleri güldürmeyi seçerken, Fincher, oldukça sert bir yorumu tercih ediyor. Hollywood değişecek nidaları eşliğinde asla değişmediğini ya da değişmeyeceğini 1930’lu yıllardan söylemeyi uygun buluyor.”

7-Mank (2020): Endüstrinin ve Kapitalizmin Ruhu

Anıl Boydağ’ın yazısı için tıklayın – birdunyafilm.co

“Teknik olarak kendi tarzının dışına çıkmak onu zorlasa da, metin belki ilk defa bu kadar politik ve net. İnsanlar bu hikayeyi bireysel olarak algılayacaktır sadece stüdyo sistemi üzerinden okuyacaktır ancak şunu tekrar söylemek istiyorum, stüdyonun sistemi; aileyiz adına maaşların kesilmesi, senaryo yazarlarından beklenen itaat ve tüm bunların birey üzerine etkileri, bu yıkım ve tükenişin sebebi kapitalizmin ruhudur.”

8-Mank: Hollywood Ağlarını Örerken

Serkan Şefkatlı’nın yazısı için tıklayın – bakınız.com

“Filmin konusunu duyduktan sonra bir hayal kırıklığına uğramış ve beklentilerimi düşürmüştüm. Tarihin en çarpıcı ve iyi filmlerinden Citizen Kane ile ilgili sinemayla yakından ilgilenenlerin bildiği hikayeyi, Fincher’ın bize nasıl anlatacağını merak etsem bile, konusu itibariyle filme biraz önyargılı yaklaşmıştım. Durağan geçeceğini düşündüğüm filmi Fincher, bol diyalog, zaman atlamaları ve flashback’lerle başka bir noktaya getirmiş. Özellikle belirli sahnelerin verdiği rahatsız edici karanlık ve kasvetin, filme çok uyduğunu düşünüyorum.”

9-Mank: Sinemaya bir kez daha aşık eden film

Tuğçe Madayanti Dizici’nin yazısı için tıklayın – Birgün

“Fincher’ın bir filminden bahsederken, o filmi ağırlıklı olarak teknik anlamıyla ele almamak imkânsız. Görüntü yönetmeni Messerschmidt ile çalışan Fincher, siyah beyaz çektiği filmde, noir tipi ışıkla, retro ile modern arasında muazzam bir denge kurarak, filminin Citizen Kane’e yakın bir görüntü vermesini sağlamış. Filmi izlerken teknik olarak öne çıkan bu üst seviyeye, milyonlarca seyirci gibi ben de hayran kaldım.”

10-Senaristlerin Gücü Adına: Mank (2020)

Burak Ozkan’ın yazısı için tıklayın – Novicinema

“Fincher, Mank karakterine kafayı o kadar çok takmış ki yukarıda saydığım onca önemli meseleyi bile etkileyici bir şekilde filme yedirmeyi başaramamış. Konuların hepsi şöyle bir gündeme geliyor ve ardından kayboluveriyor. O yüzden filmi genel olarak Fincher’in diğer muazzam filmlerine göre zayıf buldum.”

11-Mank (2020) – Film İncelemesi

Gökçe Duman’ın yazısı için tıklayın – obicimsinema.com

“Büyük Buhran, sendikalaşma, sesli sinemaya geçiş, Almanya ve Hitler tehlikesi, Hollywood büyük patronları, Irving Thalberg, William Randolph Hearst gibi isimlere ve terimlere, daha doğrusu Amerika ve Hollywood tarihine aşina olmak gerekiyor filmden zevk almak için. The Crown‘da olduğu gibi filmi durdura durdura, tarihsel bağını araştırarak izleyebilirsiniz bittabi fakat oldukça yorucu olabilir. Zira film zaten diyalog bombardımanlarından oluşan oldukça geveze bir senaryoya sahip.”

12-Labirentin Dışına Bakmak: Mank

Tanju Baran’ın yazısı için tıklayın – Medium.com

Mankaracılığıyla Yurttaş Kane’nin dünyasına yönelen David Fincher, bir merkezi, girişi ve çıkışı olmayan bu labirente girmek yerine, bütün beklentileri, öngörüleri boşa çıkartan zekice bir hamleyle, Yurttaş Kane’i ikinci plana alarak onu çevreleyen en dış halkaya, dönemin Amerika’sına ve politik iklimine odaklanıyor.”

13-Hollywood’un İçinden Hollywood’a Bir Bakış: Mank

Miray Akın’ın yazısı için tıklayın – boboscope.com

“Bu anlamda Fincher bizlere tek yönlü bir hikâye sunmadığı gibibu ikonik hikâyeyi yazmaya Mank’i neyin, hangi koşulların ve dönemin yönlendirdiğini alttan alta değil direkt olarak gösteriyor. Ancak bunu yaparken seyircisinden de bilgi birikimi bekliyor. Citizen Kane’i izlemeden veya dönemi çok iyi bilmeden her ne kadar Mank izlenebilecek bir yapım olsa da bu bilgi birikimiyle ekran başına oturmak filmi daha iyi ve kolay bir şekilde anlamak için önemli.”

14-MANK: Değişmeyen Hollywood

H.Necmi Öztürk’ün yazısı için tıklayın – dialmformovie.net

“Öte yandan David Fincher’ın 11. uzun metrajlı filmi Mank’i, Citizen Kane gibi harika bir film ile Welles’in kariyeri üzerine değil de, 1941 Oscar ödüllerinde açıkça görüldüğü üzere, Hollywood’un tüm bu “Yurttaş Kane karmaşası” içinde bağrına bastığı tek isim olan Herman Mankiewicz üzerine kurmuş olması ilginç bir tercih. Bu noktada elbette Mank’in senaristi olan, Fincher’ın 2003 yılında vefat eden saygıdeğer babası Jack Fincher ve yönetmenin babasına olan vefası önemli rol oynamış olabilir.”

Comments

comments