Frankenstein’ın yazarı Mary Shelley’nin hayatının bir kesitini anlatan “Mary Shelley” filmi hakkında yazılmış eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…

1-‘’Madem Sevmeyecektin Beni Neden Yarattın?’’

Tayfun Bodur’un yazısı için tıklayın – Artful Living

“2012 yapımı Wadjda filmiyle öne çıkan Suudi Arabistanlı yönetmen Haifaa Al-Mansour, Frankenstein’ın yazarı Mary Shelley’nin yaratıcı kişiliğini, gotik dünyasını oldukça başarılı bir atmosferle yansıtan son filmiyle karşımızda. Filmin başrollerinde Elle Fanning, Douglas Booth, Stephen Dillane, Bel Powley bulunuyor.”

2-Mary Shelley: Yalnızlıkla Gelen İlham

Tuba Büdüş’ün yazısı için tıklayın – Pera Sinema

“Wadjda filmiyle tanıdığımız Suudi Arabistan’ın ilk kadın yönetmeni Haifaa Al-Mansour, yine bir kadın hikâyesi ile karşımıza çıkıyor. Lakin bu kez ülkesinden uzakta ve İngilizce bir filme imza atıyor. Wadjda’da Suudi Arabistan’da bir kız çocuğu olarak yaşamanın ve hayallerine ulaşmanın ne kadar zor olduğunu perdeye yansıtan Haifaa Al-Mansour, bu kez ise on sekizinci yüzyılda Avrupa’nın göbeğindeki İngiltere’de bir kadın olarak mutlu olmanın ve kadın bir yazar olarak varlığını kabul ettirmenin güçlüğüne odaklanıyor.”

3-Mary Shelley: ‘Ruhu alev içinde ve kimsenin bunu söndürmesine izin vermemeye kararlı’ genç bir kadın

Kaya Özkaracalar’ın yazısı için tıklayın – İleri Haber

Mary Shelley bir başyapıt değil, bu takdire şayan tarihsel karakterin belki daha iyi bir filmi hakettiği söylenebilir –ve filmin en finali açıkçası biraz fazla Hollywood-vari- ama bir dönem filmi olarak başarılı bir çalışma ve biyografik bir film olarak da asgari işlevini yerine getiriyor:…”

4-O canavar böyle yaratıldı…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“Haftanın yenilerinden ‘Mary Shelley’, öncelikle bu sorulara cevap vermeye çalışıyor. “Suudi Arabistan’ın ilk uzun metrajlı filmi” namlı ‘Wadjda’yı (‘Vecide’) çeken Haifaa Al-Mansour (aynı zamanda Suudilerin ilk kadın yönetmenidir kendisi) imzalı yapıt, uzunluğu itibariyle kimi ilginç detaylara uğrasa da genel olarak klasik biyografi filmlerinin ötesine pek geçememiş.”

5-Mary Shelley adının hakkını vermeyen bir senaryo

Alin Taşçıyan’ın yazısı için tıklayın – Ahwal News

“Suudi Arabistan’ın ilk kadın sinemacısı olarak tanıyıp sevdiğimiz Haifaa al-Mansour’un imzasını taşıyan Mary Shelley’i büyük bir heves ve merakla bekleyenler klişelerle dolu bu filmde düşkırıklığına uğrayabilir. Mary Shelley adının hakkını vermeyen bir senaryoya sahip, çünkü… Al – Mansour’un yazdığı ve yönettiği ilk uzun metrajlı filmi Wadjda’daki derinlik, duyarlılık ve özgürlük duygusu Mary Shelley’de oluşturulamamış.”

6-Kafayı farklı yönlere çevirmek…

Banu Bozdemir’in yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Film bir biyografinin izini sürdüğü için bunu kusursuz yapıyor, yansıtıyor diyebiliriz. Mekanlar, dekor ve kıyafetler, hatta duygular tam da döneminin gerektirdiği gibi inşa edilmiş. Bu da filme iyi ve izlenesi bir gerçeklik duygusu katıyor. Ben sadece daha az tekrarlı ve daha yoğun sancılı bir süreç, geçiş beklerdim.”

7-Frankenstein böyle doğdu

Özlem Ertan’ın yazısı için tıklayın – Evrensel

“Haifa All-Mansour, bu filminde Mary Shelley’nin Frankenstein romanıyla ulaştığı alışılmadık başarıyı, alışıldık romantik drama kalıpları içinde anlatıyor. Mary ile Percy Shelley tanışırlar, birbirlerine aşık olurlar, yakınlarına meydan okurlar, çeşitli engellerle karşılaşırlar. Babasının Mary’ye “Kendi sesini bul” önerisinde bulunması, Percy’nin “Mary yakında hepimizi geride bırakacak bir iş yapacak” demesi, Mary’nin “Bu mümkün mü? Ölüler yaşama geri dönebilir mi?” sorusunu sorması, seyirciye öykünün hangi yöne gideceğinin işaretlerini veriyor.”

8-Aşk, yaratı ve karanlık

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Frankenstein düşüncesinin ortaya çıkışı, bir genç kadının yanı başındaki dünyayla olan ilişkisi ve edebiyatın hayatın tam ortasında nefes alıp verişinin doğallığı. Elle Fanning ve oyuncu kadrosunun bütününün nüanslı performansları, iyi yazılmış öykünün hakkını veriyor.”

9-Fırtınalı, Kural Tanımayan Aşk ve Frankenstein

Erdoğan Mitrani’nin yazısı için tıklayın – Orta Koltuk

“Yine de Al-Manosur ve Jensen ikilisi, yaratıyla yaratıcısı arasındaki ilişkiyi, döneminin hoşgörüsüzlüğünün, aşırı muhafazakârlığının, ilk bakışta ilerici görünse de sevdiği adama arada bir ayak bağı olan erkek egemen bağnazlığın özgür ruhlu Mary’nin imbiğinden geçerek nasıl bir başyapıta dönüştüğünü izleyiciye başarıyla aktarıyor.”

10-Frankenstein’in ‘annesi’!

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Gazete Duvar

““Mary Shelley” bu haliyle yüzyılları etkileyen bir eserin yaratıcısının anlam dünyasını anlatmaktan çok, bir dönem filmi tadı veriyor. Her şeye rağmen böylesine önemli bir kadın yaratıcının ve önemli bir eserin ortaya çıkış sürecini takip etmek, dönemin entelektüel dünyasına dair fikir edinmek için görülmesi gereken bir film “Mary Shelley”.”

11-Mary Shelley’den Trump’a nasıl geldik?

Serdar Akbıyık’ın yazısı için tıklayın – Star

“Bu hafta vizyona giren Mary Shelley sinemasal kalitesinden çok Frankenstein’ı yazan kadın yazar Mary Shelley’in gerçek hayatının farklılığıyla öne çıkan bir film… Kesinlikle seyredilmesi ve tartışılması gereken bir yapım…”

12-Yetenekli Bayan Shelly

Necip Gözüaçık’ın yazısı için tıklayın – Sinegazete

“Filmi genel itibarı ile vasat bulduğumu ifade edebilirim. Oyunculuklar başarılı. Elle Fanning “Mary Shelley” karakterinde iyi bir iş ortaya çıkarmış. Özellikle bu filmde Elle Fanning’in yüz hatları ve mimikleri diğer bir ünlü oyuncu Nicole Kidman’a benzemekte. Film yönetimi başarılı olsa da senaryonun ve hikâyenin sıkıntılı tarafları var.”

Comments

comments