Bu hafta vizyona giren Merhaba Güzel Vatanım, Nazım Hikmet ile Ahmet Ümit’in farklı dönemlerde kesişen hikayelerini anlatıyor.

2019 yılı biyografi filmleri açısından bereketli bir yıl olmaya devam ediyor. Bu türün başarılı örneklerinin yanı sıra başarısız örneklerini yıl içerisinde seyretme imkanımız oldu. Merhaba Güzel Vatanım bu furyanın son parçası olarak sinemalarımıza konuk oluyor. Sadece Türkiye’nin değil Dünya edebiyatının ünlü ismi Nazım Hikmet’le, polisiye edebiyatın popüler ismi Ahmet Ümit’in farklı dönemlerde kesişen hayatlarını ele alarak, iki kişinin hikayesi üzerinden, türün zaten bıçak sırtı olan kalıplarını esnetmeye çalışıyor. Film, bu zorluğun üstesinden belgeselvari bir hava yakalayarak çıkmaya çalışıyor.

Ancak ortaya çıkan filmin; ne ele aldığı kişilerin hayatlarını düzgünce anlatabildiğini, ne de farklı dönemler üzerinden ülke üzerine söylemeye çalıştığı sözü doğru bir şekilde aktarabildiğini söyleyebiliriz.

Nazım’ı canlandıran Yetkin Dikinciler filmin en başarılı yanı

Bunda kuşkusuz en büyük pay, akıcı ve bir solukta okunan polisiye kitaplarını kaleme alan Ahmet Ümit’in, bunu senaryo yazımına uygulayamamış olmasında. Sinemanın kendisine has matematiğini ve ritmini anlamakta güçlük çektiğini anlayışla karşılayabiliriz. Ahmet Ümit’in geçmişteki sinema tecrübelerinden bildiğimiz bir konu bu ayrıca. Sadece senaryo açısından değil; sahnelerin devamlılığı, oyuncuların performansları vb. filmin bir çok konuda aksadığını belirtelim. Hatta Nazım Hikmet’I canlandıran Yetkin Dikinciler değil, başka biri olsa filmin izlenebilir olmaktan bile çıkabileceğini iddia edebiliriz. Kısacası karşımızda sinema açısından kusurlu ve iyi olmayan bir film var.

Ancak Merhaba Güzel Vatanım’ın kötü bir film olması, sadece sinema açısından zayıf yönleriyle açıklanamaz. Ahmet Ümit’in hayatını anlatan bir filmin, yine Ahmet Ümit tarafından kaleme alınmasıyla başlayan, ancak bu kadarla kalmayıp filmin tümüne sinen bir başka durumun varlığından bahsetmemiz gerekiyor.

Ahmet Ümit’in kendisini Nazım ile eşitleme çabası

Öncelikle Ahmet Ümit’in kendisini Nazım Hikmet’le eşitleme çabasının hem edebi olarak, hem de politik olarak abesle iştigal ettiğini belirtelim. Hatta, Nazım Hikmet’in dış sesi ile Ahmet Ümit hakkında söylediği sözlerin hiçbir tutar yanı bulunmadığını ekleyelim. Bu açıdan filmin çıkış noktası olarak, baştan hatalı olduğunu, filmin bu kadar başarısız sinema tercihlerinin sebebinin buradan kaynaklandığını söyleyebiliriz.

Nazım’ın hayatı ile Ahmet Ümit’in hayatı arasında kurulmak istenen benzerliğin tarihsel bir gerçek olmadığını, Ahmet Ümit’in istediği şekli ile tamamen kurgusal bir tercih olduğunu belirtelim. Ahmet Ümit’in bir dönem Nazım gibi Moskova’ya gitmiş olması ya da bir dönem solun içerisinde bulunmuş olması dışında pek bir benzerlik yok. Gerisi tamamen zorlamadan ibaret.

Dediğimiz gibi, eğer ki film Ahmet Ümit’in hayatını anlatsaydı ve hayatının bir döneminin Nazım’a benzediğini iddia etseydi yine kabulümüzdü. Ancak ortada bunu aşan nafile bir eşitleme çabası olduğunu ve bunun kabul edilemez olduğunu belirtelim.

Solun değil, Ahmet Ümit’in hikayesi

Bunun yanı sıra, filmin Ahmet Ümit’in röportajlarında bahsettiği gibi solun hikayesini anlattığı hususunun detaylarına ise hiç girmeyelim. Nasıl ki Ahmet Ümit kendi mücadelesi ile Nazım Hikmet’in mücadelesi arasında ve kendi edebiyatı ile Nazım Hikmet’in edebiyatı arasında yanlış bir paralellik kuruyorsa; bu topraklarda verilen gerçek ve tarihsel “sol mücadele” ile kendi anladığı şekliyle “sol mücadele” kavramı arasında hatalı bir bağ kurmaya çalışıyor. Film anlatsa anlatsa, Ahmet Ümit’in nasıl iyi bir yazar olduğunu, onca şeyden sonra nasıl insanların kitaplarını imzalatmak için kuyruklar oluşturduğunu anlatıyor.

Bu açılardan bestseller yazarı Ahmet Ümit’in, bu formülü sinemaya uyarlayarak, filmi yükselen muhalif dalganın üstüne çıkarmaya çalıştığını tahmin edebiliriz. Gerek Osmanlı tarihi, gerek İttihat vb. konularda çalışan bu formülü söz konusu Nazım olduğunda çalışmak bir yana, yoğun bir ego bombardımanı eşliğinde bayağı itici durduğunu belirtelim. Merhaba Güzel Vatanım, fragmanı ile beklenti içine girenleri tamamen hayal kırıklığına uğratacak bir film olarak karşımızda.

Comments

comments