Alice Rohrwacher’in Cannes’da En İyi Senaryo ödülünü kazanan son filmi Mutlu Lazzaro hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…

1-Lazzaro felice (2018): Pastoral Masumiyetin Ölümü

Ziya Aydı’nın yazısı için tıklayın – birdunyafilm.co

“Rohrwacher, filmini bir halk hikayesiyle tam ortadan ikiye bölerek Ortaçağ feodalizmi ve modernite arasındaki ilişkiyi açığa çıkarıyor. Filmin ilk yarısında kullanılan anakronik feodalizm anlatısı, ikinci yarıya taşınırken zaman algısının kırılışını kolaylaştırıyor. Lazzaro’nun ölümü ve yeniden doğuşu sadece kendisi için değil filmin tüm karakterleri, hatta filmin bütünü için de tam anlamıyla bir kırılma noktası.”

2-Sana bu çağda yer yok ki Lazzaro…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“Önce feodal bir yapı içinde, sonra da kapitalist düzende bütün masumiyetiyle ayakta durmaya çalışan iyilik timsali bir gencin öyküsünü anlatan ‘Mutlu Lazzaro’, çürüyen insanlığın ve vicdanın tasvirine soyunuyor. Film, ikinci yarısı itibariyle ‘yeni gerçekçilik’ten ‘büyülü gerçekçilik’ çizgisine kayıyor…”

3-Mutlu Lazzaro: Kalpsiz Dünyanın Kalbi

Senem Aytaç’ın yazısı için tıklayın – Altyazı

“Bı̇r aziz kadar iyi kalpli Lazzaro’nun öyküsünü anlatan Mutlu Lazzaro’da yönetmen Alice Rohrwacher, bir önceki filmi Mucı̇zeler’dekine benzer büyülü gerçekçi bir dünya kuruyor. Dünyanın adaletsizliği ve kötülüğüne bakarken toplumsal olandan ayağını kesmeyen, soluk renklerle boyanmış bir masal bu.”

4-Lazzaro Felice: Keşke Bu Kadar Didaktik Olmasaydın Alice Rohrwacher

Gizem Çalışır’ın yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Etik-politik bir tahayyüle ve bir arada yaşama dair neler yapılabileceğine dair düşünce çığlıklarına evrilebilecek Lazzaro Felice’i ahlakçı ve didaktik ögeleri öne çıkararak yorumlayan Rohrwacher’in, elindeki güçlü kozu yine kendi elleriyle ters yüz ettiğini söyleyebiliriz.”

5-Masalsı Bir Yolculuğun Bitmeyen Çilesi: Lazzaro Felice

Gökhan Örenler’in yazısı için tıklayın – Arakat Sanat

“Yönetmen, güçlü olan insanların, güçlerini diğer insanları sömürmek için kullandığı evrensel bir meseleyi karşımıza çıkarıyor. Hemen hemen her filmde karşılaştığımız bu durumu, gerçekçilik ile büyülü gerçekçilik harmanı bir yapıda bizlere sunuyor. Geçmişi izlediğimiz kırsal kesimde yoksulluk içinde boğuşan köylülerin, şimdiye geldiğimizde ise kentsel bir yoksulluğa düştüklerini izliyoruz.”

6-‘Aziz’ olmayın!

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Evrensel

“Alice Rohrwacher, bir süre öncesine kadar ciddi kriz yaşayan İtalyan sinemasının geleceği olarak tanımlanan birkaç isim arasında yer alıyor. Hikayelerinin sadeliği, içerdiği pastoral ögeler, doğal kamera kullanımı, amatör oyunculara alan açması, kurgulanmış estetik duygusunu en aza indirmesi sinemasının alametifarikaları adeta. Seyirciyi mümkün olduğu kadar karakterlere yakın tutmak, hikayenin geçtiği evrenin içine sokmak için özel bir çaba harcıyor. Bu bana 2000’lerin başında yükselişe geçen yeni Romanya sinemasını çağrıştırıyor çoğu zaman.”

7-Sömürülen ‘Saf’lığın Karanlık Masalı

Gözde Güven’in yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Alışılmış bu sömürü düzeninin kurbanlarının da elbet sömürdükleri biri vardı: Saflığın sureti Lazzaro… Gerileme dönemindeki İtalyan sinemasının taze kanı Alice Rohrwacher, hakikat ile büyülü gerçekçiliği harmanladığı Mutlu Lazzaro’da bugünün insanına “nesli tükenmiş bir iyi”nin mistik ve karanlık masalını anlatıyor.”

8-Happy as Lazzaro: Yersiz Yurtsuz Bir Peygamber

Koray Soylu’nun yazısı için tıklayın – Fil’m Hafızası

“Bu iki dünya arasındaki yolculukla zamanı öteye taşıyan Rohrwacher, zamanın doğrusal çizgisini sosyoekonomik çevresel değişikliklere -köyden şehre doğru- paralel olarak korurken, yarattığı idealist karakter Lazzaro’yla zaman-mekanın sabit çizgisini bozuyor ve somut dünyaya dışarıdan bakabilen, zamanlararası bir yolcu tasarlıyor.”

9-İyi Olmanın Zorluğu

Olkan Özyurt’un yazısı için tıklayın – Sabah

“Lazzaro gibi bir ‘iyilik meleğinin’ günümüz dünyasında çok da yerinin olamadığını anlatıyor film. Feodal düzende yardımseverliği ancak suiistimal edilen Lazzaro, kapitalist modern dünyada yok sayılıyor. Varlığı konusunda ısrarcı olunca da tehdit unsuruna dönüşüyor.”

10-Zamansız Mekânsız Bir İyi İnsan

Ferhan Baran’ın yazısı için tıklayın – Sadi Bey

‘Mutlu Lazzaro’ benzerine kolay rastlanmayacak zariflikte bir film. Rochwacher’in elinde büyülü bir masala dönüşen enfes bir seyirlik. Çoğu amatör oyuncularını sevgiyle sarmalamış ve ustaca yönetmiş sinemacı. Lazzaro’yu canlandıran, topoğrafya üzerine meslek okulu öğrencisi Adriano Tardiolo’yu oyunculuğa zar zor ikna etmiş. Ne kadar da iyi etmiş.”

11-Kirli dünyada tertemiz olmak

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Hélène Louvart’ın başarılı görüntü yönetimi, çok şey eklemiş, kimi zaman Pasolini, Fellini, Rosi ve Olmi yapısı içeren incelikli drama! Kirli dünya ahvali içinde temiz kalmanın ‘anlam-anlamsızlığı’, günümüz modern toplumunda sınıflar ve geleneksel feodal yapının küçük insan üzerindeki etkisi, kırsal yaşam ve kent üzerine ciddi satırbaşları, insanı yok eden ağır kapitalist baskı ve karşılıksız çarpan, sıcacık yüreğin artık yaşanan dünya içindeki işlevsizliği!”

12-Yoksul ve Mutlu

Aslı Selçuk’un yazısı için tıklayın – Cumhuriyet

“Filmini iki bölüme ayıran Alice Rohrwacher, İtalyan Yeni Gerçekçi ustaları anımsatan şiirsel, metaforik, hiciv ve yergi içeren anlatımıyla ülkenin geçmiş ve geleceğini yetkin bir şekilde yansıtır. 1980’lerde İtalya’dakli gerçek bir olaydan yola çıkan sinemacı izleyiciyi tarihsel, gerçekçi bir yolculuğa çıkarıyor. İtalyanca’da ‘Mutlu Lazarro’ diye bir deyim var, yoksul ama mutlu, evsiz ama halinden hoşnut, kaybedecek birşeyi olmayan insanlara Mutlu Lazarro deniliyor.”

13-Gözlerdeki Masumiyet

Rosalino Levantino’nun yazısı için tıklayın – Bianet

“Brechtiyen bir örgü içinde sömürü mekanizmasının güdümündeki bir toplumu afişe etme görevini üstlenmiş gibi görünen Alice Rohrwacher, Dostoyevski’nin Budala’sını da hatırlatan Lazzaro üzerinden eleştiri oklarını saplıyor. En başta Olmi olmak üzere, Pasolini, Zavattini, Fellini, De Sica ve Taviani kardeşler gibi ustaların etkileri sinemasında farkedilen ve bunu asla inkâr etmeyen, hatta genlerine işlemiş olmasını gayet doğal bulan mütevazı Alice Rohrwacher, hicvi ve kara mizahı da zarafetle girift stiline yediriyor.”

Comments

comments