Yönetmenliğini Cenk Ertürk’ün yaptığı ve Tribeca Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma bölümünde En İyi Senaryo ve En İyi Erkek Oyuncu (Ali Atay) ödülleriyle dönen, Adana Film Festivali’nden En İyi Film seçilen Nuh Tepesi hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…

1-‘Nuh Tepesi’ ya da uğultusuz tepeler

Tunca Arslan’ın yazısı için tıklayın – Aydınlık

” “Deneme” diyorum; çünkü bana çok şaşırtıcı gelen ödül ve övgülere rağmen, amacına ulaşamamış, tamamlanamamış, taslak, girişim ya da deneme aşamasında kalmış bir çalışma izlenimi veriyor “Nuh Tepesi”. Denenen, taslağı oluşturulan, girişilen iş ise açık söylemek gerekirse Nuri Bilge Ceylan’ın “Ahlat Ağacı”nın bir benzerini oluşturmak. “Orijinalinden” fersah fersah uzakta, katbekat geride olduğunu da söylemek zorundayım.”

2-Nuh Tepesi: Baba, Oğul ve Alışkanlıklar

Güvenç Atsüren’in yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Filmin ana aksını oluşturan baba-oğul çatışmasına baktığımızda Nuh Tepesi’nin tematik anlamda ortaya yeni bir şey koyduğunu söylemek zor. Bir sebepten yolları ayrılan iki yetişkin erkeğin arasındaki bu çatışmanın, metinsel anlamdaki sıradanlığı, Haluk Bilginer ve Ali Atay’ın iyi yazılmış diyalogları ve başarılı performanslarıyla ortadan kalıyor. Karakterlerine susmak yerine, dert ve düşüncelerini yüksek sesle dışa vurma imkânı sunan Ertürk, oyuncularının da yardımıyla bu çabasının karşılığını anlıyor ve Nuh Tepesi her anına sinema duygusunun sızdığı bir filme dönüşüyor.”

3-Hor görme garibi bir derdi vardır!

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Evrensel

“Türkiye sinemasında yakın dönem ‘baba-oğul’ hesaplaşmalarını içeren filmlerin çoğundaki hastalıktan mustarip o da. Yani “Yaptılar ama soralım bir niye yaptılar” ya da “Hor görme garibi bir derdi vardır” şeklinde özetleyebileceğimiz bir ‘iyi niyet’ taşıyor film. Belli ki ne İbrahim’in ne de Ömer’in eş ve çocuklarına yaptıklarının anlaşılır ve hak verilir bir tarafı yok. Ama film bize ısrarla “Bir dinleseniz hak vereceksiniz” diye fısıldıyor adeta. Türkiye sinemasının erkek yönetmenlerinin, kafalarındaki ıssız adamlara, gizemli babalara, dertli oğlanlara mazeret üretip durmasından çokça sıkıldım açıkçası.”

4-Bir tepenin üstündeki baba ve oğul

Banu Bozdemir’in yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Film öyle bir damar yaratıyor ki; her karakter kendince haklı. Seyirciye burada zor bir görev yaratıyor yönetmen. Ömer’in uzun uzun kendini anlattığı kısımdan sonra, büyürken yaşadığı zorlukları anlıyoruz ama karısı Elif onunla konuşurken bambaşka bir Ömer’le karşılaşıyoruz. Haklı ve haksız kısmında biraz duygularımızla oynuyor Ertürk ve bunu gayet başarılı yapıyor. Hatta çok kere işlenmiş, baba oğul hesaplaşması üzerinden gayet akıcı, tatmin edici diyaloglarla bir kez daha geçiyor.”

5-Hurafeler üzerinden rant elde edilmesinin teşhirini de içeren Nuh Tepesi

Kaya Özkaracalar’ın yazısı için tıklayın – İleri Haber

Nuh Tepesi’nin anlatı çerçevesi yukarıda ana hatlarını ortaya koyduğum ölçekte kalmıyor ne yazık ki. Senarist-yönetmen Ertürk, Ömer ve İbrahim arasındaki sorunlu ilişkinin geçmişini ve Ömer’in hayatı, kişiliği üzerindeki etkilerini gereğinden fazla açımlamaya yöneliyor ve üstelik bunu ağırlıklı olarak birkaç uzun diyalog sahnesi üzerinden yapıyor. Bu diyaloglara Dostoyevski’den pasajların yedirilmiş olması kağıt üzerinde iyi bir fikir gibi görünmüş olabilir ama bu sahnelerin filmin geneli ile olan doku uyuşmazlığı, edebi değil kitsch bir ambians yaratıyor.”

6-Kökü içerde meseleler…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“Genç yönetmen Cenk Ertürk, ilk uzun metrajı ‘Nuh Tepesi’nde farklı limanlara uğruyor ve ortaya, sağlam bir dönem panoraması çıkarıyor. Film temelde bir ‘baba-oğul hesaplaşması’ olarak ele alınabilir; bu durum elbette ‘Nuh Tepesi’ni başta ‘Ahlat Ağacı’ olmak üzere son dönemde karşımıza çıkan birçok yerli yapımla aynı parantezde buluşturuyor.”

7-Nuh Tepesi: Baba-Oğul İlişkisi Ekseninde Bir Türkiye Portresi

Güzin Tekeş’in yazısı için tıklayın – Ters Ninja

“Filmin en dikkat çekici taraflarından biri de hangi karakteri dinlersek onu haklı bulmamız. İbrahim karakteri ailesini terk edip gitmiş bir baba olarak maça 1-0 yenik başlıyor ancak Haluk Bilginer’in etkileyici performansının da etkisiyle zamanla İbrahim’e kanımız kaynıyor ve son arzusu gerçekleşsin istiyoruz. Diğer taraftan Ali Atay’ın unutulmaz monologunu izlerken Ömer’in büyürken çektiği zorluklar içimize işliyor.”

8-Nuh Tepesi: Birkaç Dönüm Arazi İçin

Emir Erdönmez’in yazısı için tıklayın – Bakınız

“Son zamanlarda filmleri kafamda ikiye ayırmaya başladım; Bir şeyler anlatma amacı bulunanlar ve belirli duyguları hissettirme dürtüsü uyandıranlar olarak. Bu film hem anlatıyor hem hissettiriyor. Oyuncular sağ olsun, imamın ve Ali Atay’ın oyunculuğuna parantez açmak gerek, hissettirme işinin altından rahatça kalkılıyor. Anlatma kısmında ise bazı aksaklıklar var.”

9-Baba yurdu

Olkan Özyurt’un yazısı için tıklayın – Sabah

“Anlat Ağacı filminin eleştirisinde yazmıştım. Burası ‘babayı öldüremeyen’ sonra da istemeye istemeye babasına dönüşen insanların coğrafyası. Günün sonunda herkes kendi babasının gölgesine sığınıyor. Ve herkes kendi travmasıyla baş başa o gölgelerde yaşayarak günü gelince babalık yapmaya çalışıyor. Baba yurdu da böylece hep varlığını sürdürüyor. Nuh Tepesi de bunu gösteriyor bize.”

10-Nuh Tepesi

Barış Saydam’ın yazısı için tıklayın – Avrupa Sineması

“Filmin kanımca en önemli zaafiyeti ise hikâyenin ve anlatının görsel dilin unsurları üzerinden aktarılmasından ziyade oyunculuklar üzerinden metnin sahneye koyulma girişimidir. Bu anlamda film, Fransız sinemasında savaş sonrasında ortaya çıkan Kalite Geleneği’ni de hatırlatır. Büyük eserlerin, büyük oyuncularla son derece tiyatral ama eserin ruhuna birebir bağlı kalmak adına esere sadık biçimde uyarlanan filmlerden bahsediyorum.”

11-Nuh Tepesi: Ağaç Dikenin midir, Bakanın mı?

Arzu Arda Deger’in yazısı için tıklayın – haberem.com

“Cenk Ertürk’ün metafor kullanımıyla zenginleştirip, ince eleyip sık dokuduğu senaryosu etkileyici olmasına etkileyici, ancak fazla katmanlı ve zaman zaman ,karakterlerin birbirleriyle yüzleştikleri sahnelerde, kitabi cümlelere başvurmasıyla kulak tırmalayıcı olabiliyor; burada devreye giren oyunculuk performansları bu dezavantajı avantaja çevirip, karakterlerin duygusunu bize direkt aktarırken, ne kadar doğru bir cast yapıldığını da ispatlıyor. Filmin cast direktörü ve işinin piri Harika Uygur’u takdir etmeden geçmeyeyim.”

12-Nuh Tepesi: Kopyala-Yapıştır Taşra Fetişizmi

Kerem Akça’nın yazısı için tıklayın – keremakca.net

“Ülkemiz sinemasında hastalığa dönüşen ‘taşra sıkıntısı’na dair bir şeyler söylemek isteyen bir film daha. Cenk Ertürk’ün ilk uzun metrajı “Nuh Tepesi”, bu durumun arkasında yatabilecek ‘dini tarikat’ ve ‘derin Türkiye’ problemine dikkat çekiyor. Ama ağacın etrafında şekillenen eklektik yapısıyla “Ahlat Ağacı”nın ustalığının altında eziliyor.”

13-Nuh Tepesi (2019): Oğullar ve Kamburları

Ziya Aydı’nın yazısı için tıklayın – birdunyafilm.co

“Yakın dönem Türkiye sinemasındaki bu sempatik imam fetişinin nedeni düşünülünce ilk olarak anlatılan hikâyelerdeki belirli temalar (din, inanç vs.) sebebiyle gelmesi muhtemel tepkilere yönelik bir defans mekanizması akla geliyor. Ancak Cenk Ertürk, senaryoyu yazarken karakterlerine şefkatle yaklaşmayı hedeflediğini belirtirken, Orhan Pamuk’a referans vererek bu tercihini gerekçelendiriyor. Günümüz Türkiyesi’nin dinamikleri göz önünde bulundurulduğunda inandırıcı ve tutarlı karakterler yazmayı birincil amacı olarak ifade eden yönetmenin maalesef bu karakter özelinde iyimserliği nedeniyle başarılı olamadığını söylemek gerek.”

14-Yoğunlaşırken Zayıflamak: Nuh Tepesi

Burak Erkan’in yazısı için tıklayın – Wannart

“Birbirlerinden bağımsız şekilde ilerleyen bu iki öykü hattı hiçbir şekilde birbirini beslememekle birlikte, karşılıklı bir biçimde güçlerinden de çalarak yapımı zayıflatmışlar. Oluşan bu karmaşık durum, ilk filmde görülmesi beklenen bir eksiklik olduğu için es geçilebilir. Cenk Ertürk, başarılı görüntü yönetiminin ve zengin oyuncu kadrosunu kullanmadaki yetkinliğiyle senaryosunun gediklerini kapatamasa da ikinci filmini merak etmemizi sağlıyor.”

15-Son istekler

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Sevgi, öfke, korku, cesaret, acı çekmek, sözler, dilekler, inanç, hurafeler, aidiyet, kimlik, kopuşlar, baba-oğul ilişkisi, birliktelik, kökler, vicdan ve insana ait bir kısım derin oluş. İyi oynanmış, plastiği sağlam fakat elindeki ‘beylik’ öyküyü pek iyi değerlendirememiş, ‘duygusu’ eksik bir yapım ‘Nuh Tepesi’.”

Comments

comments