Bong Joon-ho’nun Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan filmi Parazit hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…

1-Parazit: Kokusu Gitmeyenlerin İntikamı

Aslı Ildır’ın yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Dünyaca ün kazandığı Cinayet Günlüğü – Salinui cueok’dan gişe rekoru kıran Yaratık – Gwoemul’a tür sinemasını ters yüz eden filmleriyle bilinen Bong Joon-ho, asla vazgeçmediği sınıf meselesini yine en bariz hâliyle, hatta politik bir ısrarla hikâyesinin en temeline oturtuyor. Son dönemde çektiği Okja ve Snowpiercer gibi filmleriyle meseleye çok daha geniş, alegorik ve yapısal bir perspektiften bakan yönetmen, bu sefer ise bir çekirdek aileye odaklanıyor ve onları kendi deyişiyle sanki “mikroskoptan bakarcasına” gözlemliyor.”

2-Müthiş bir senaryo ve kurgu başarısı!

Banu Bozdemir’in yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Film 72. Cannes Film Festivali’nde oy birliğiyle Altın Palmiye ödülünü kazandı. Ve jürinin ne kadar da isabetli bir karara imza attığını filmi izleyince anlıyorsunuz. Filmin zekasını, ince ince filmin içine yaymasını zevkle izliyorsunuz.”

3-Aç Sınıfın Laneti: Parazit

Tunca Arslan’ın yazısı için tıklayın – Aydınlık

“Bong Joon-ho, alt sınıfın üst sınıfa yönelik bilinçötesi nefretinin altını, neredeyse hiçbir sınıfsal gönderme yapmadan çiziyor ve hatta bolca “Yoksul yoksulun kurdudur” vurgusu yapıyor. Komedinin gerilimle, toplumsal eleştirinin kan revanla, zengin yaşam sürüp özgürleşme arzusunun esaretle harmanlandığı, tıpkı “Arakçılar”da olduğu gibi aile bağlarının gücüne işaret eden ama “Arakçılar”ın tersine bu gücün kötücül sonuçlarına eğilen bir film “Parazit”.”

4-Onca yoksulluk varken…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“‘Cinayet Günlükleri’, ‘Canavar’, ‘Snowpiercer’, ‘Okja’ gibi yapıtlarıyla tanıdığımız Bong Joon-ho, son adımı ‘Parazit’te yine kapitalizmin açtığı, kapanmayan ve bu sistem daim kaldıkça sonsuza kadar kapanmayacak olan meselelere dokunduruyor ve burjuvaziye olan öfkeyi perdeye taşıyor.”

5-Parazit: Bu koku kimin, neyin kokusu?

Kaya Özkaracalar’ın yazısı için tıklayın – İleri Haber

Parazit “yılın en iyi filmi” mi değil mi tartışılır -yılın henüz bitmemiş olması bir yana; geçen yılın Altın Palmiyesini kazanmış, ülkemizde ise, bu yılın ilk haftalarında vizyona girmiş olan Japon yapımı Arakçılar (Manbiki kazoku/Shoplifters, 2018) benim Parazit’ten çok daha değerli bulduğum bir film örneğin- ama yılın en dikkate değer filmlerinden biri olduğuna kuşku yok.”

6-Güney Kore, Şili ya da Türkiye: Eşitsizlik her yerde!

Melis Zararsız’ın yazısı için tıklayın – Ters Ninja

“Tüm dünyada eşitsizliğe dair bir başkaldırı başlamışken, Şili’de, Lübnan’da, Hong Kong’da ve dünyanın pek çok yerinde hükümet karşıtı protesto gösterileri haberlerini –  zar zor da olsa – alıyorken, sinemada da son dönemde küresel adaletsizlikle ilgili filmler izliyor olmamız hem doğal hem de olumlu.”

7-Sınıfın korkusu, kokusu ve öfkesi!

Şenay Aydemir’İn yazısı için tıklayın – Evrensel

“Yönetmenin bu yıl Cannes’da Altın Palmiye kazanan “Parazit”, bir bakıma “Kar Küreyici”deki anlatının başka versiyonu olarak okunabilir. “Kar Küreyici” yoksulluklarının farkına varan ve ‘Sınıf bilincine ulaşan’ insanların yukarıya doğru ilerleyişini anlatırken; “Parazit”, adıyla müsemma artık parazite dönmüş, hayatta kalmak için her yolu deneyen, zengin bir ailenin yanına teker teker yerleşerek onların sırtından geçinip gideceğini sanan yoksul bir aileye odaklanıyor.”

8-‘Parazit’: Yoksulluğun kokusu

Mehmet Açar’ın yazısı için tıklayın – Habertürk

““Parazit”in gücü, yeni bir bakış açısıyla yeni şeyler söyleyebilmesi…
“Memories of Murders” (2003), “The Host” (2006) gibi filmleriyle tanıdığımız Güney Koreli usta yönetmen Bong Joon Ho, 2000’li yıllara ait başka tür bir yoksulluğu anlattığının fazlasıyla farkında… Filmin ilk sahnesinde yiyecek değil, akıllı telefonları için wi-fi aramaları, atlanmaması gereken bir ayrıntı… Sonuçta, her çağın, her dönemin kendine özgü yoksulluk ölçüleri var. Kim, ailesinin yoksulluğu, geçim zorluğu kadar düşmüşlük ve dışlanmışlık halleriyle ilgili…”

9-İçten Fethetmek: Parasite

Valerii Ege Deshevykh’in yazısı için tıklayın – Arakat Sanat

“Film, ismini sonuna kadar hak eden nadir filmlerden biri. Filmi izledikten sonra ismi düşündüğümde tebessüm ettim. Parazit gibi eve sırayla yerleşmeye çalışan ailenin muhteşem tiyatrosunu izlediğimiz film son dakikasına kadar heyecanını ve gerilimini korumayı başarıyor. Kore sinemasının filmleri her daim aksiyonu bol tutmayı başarır ama senaryo son yıllarda izlediğim en akıcı hikayelerden birini sunuyor.”

10-Parazit – Gisaengchung – Parasite (2019)

Murat Can Aşlak’ın yazısı için tıklayın – muratcanaslak.com

Üst sınıfların alt sınıflarla ilişkilerinde körlüklerinin ve farkındalık eksikliklerinin, kendilerini “daha insan” görmelerinin ve aile dışı-sınıf içi ilişkilerindeki yapmacıklıklarının karşısına; alt sınıfların üsttekilere oranla kurnazlıklarını -ve beraberinde vizyonsuzluklarını, aile dışı-sınıf içi ilişkilerinde birbirlerine karşı gaddarlıklarını koyuyor. Ama; kötüsü olmayan bir hikayenin trajedi üretebilmesi ancak sistemin çürümüşlüğü ile mümkün… Parazit, Güney Kore’nin Yabancı Dilde En İyi Film Oscar aday adayı ve de şimdiden heykelciğin en güçlü adayı.”

11-Parasite (2019): Fark Yaraları

Burak Yılmaz’ın yazısı için tıklayın – birdunyafilm.co

“Film ilerledikçe eşitsizlik, yoksulluk gibi inceltilmiş duyguların inşa ettiği özdeşleşme mekaniği bir bir yıkılıyor. Yönetmen bizi, çokça yapıldığı gibi içi boş bir alt sınıf övgüsüne, ucuzlatılmış bir yoksulluk romantizmine götürmek yerine, kapitalizmin altın çağında bu sınıfların işe koştuğu hayatta kalma stratejilerine odaklanmaya davet ediyor.”

12-Gerçek Kan Emiciler, Gerçek Kemirgenler: Parasite

Musa Bölükbaşı’nın yazısı için tıklayın – Fil’m Hafızası

“Geçtiğimiz yıl yine Cannes’da Altın Palmiye’yi kucaklayan Shoplifters (2018) ile düşkünlerin hayatlarını anlatması bakımından benzerlikleri olan Parasite, merkezine aldığı konusu itibariyle Shoplifters ile tamamen ayrılıyor. Film, başlarda biraz Shoplifters esintisi verse de onun kadar naif, sempatik ve sakin değil. Bu film, bir yerden sonra tarafınızı değiştiren, o ana kadar düşündüğünüz her şeyin yanlış olduğunu söyleyen, iliklerinize kadar işleyecek sertlik, delilik ve meydan okuma içeriyor.”

13-Parasite: Kanalizasyon, Pis Kokular ve Dehlizlere Dair…

Gül Yaşartürk’ün yazısı için tıklayın – Cine Dergi

“Peki filmi bu kadar özel yapan nedir diye sorulacak olursa verilecek ilk yanıt senaryosunu inşa etmesindeki ve kurgusundaki ustalık olmalı. 2 saat 11 dakikalık filmin ilk bir saati ile takip eden bir saati birbirinden hayli farklı. Ancak birbirinden kopuk değil. Marifet tam da burada başlıyor. İkinci bölümde yavaş yavaş tırmanan şiddet ve gerilimin inşa edilmesi.”

14-Parasite

Osman Danacı’nın yazısı için tıklayın – Avrupa Sineması

“Filmin sürprizlerini filme saklayıp biçim ve anafikirler üzerine yoğunlaşırsak önceki Bong filmlerinden izleri yine yoğun biçimde görebiliriz. Nasıl ki Memories Of Murder sadece bir seri katil filmi, The Host sadece bir canavar aksiyonu, Mother ise sadece bir suç yapımı değilse, Parasite da sadece yoksul bir ailenin başka bir zengin aile yaşantısına sızma hikayesinden ibaret değil.”

15-Altın Palmiyeli yıldız film

Nil Kural’ın yazısı için tıklayın – Milliyet

“Bong Joon Ho, izleyicinin sempatisini kendisi gibi Ki-taek ailesinin yanında tutuyor. Zeki ve hayatta kalma konusunda becerikli aileyi gösterirken komediden drama türler arasında dikişsiz geçişler yapıyor. Yönetmenlik açısından büyüleyici ve güçlü oyuncu performanslarına sahip film, izledikten yıllar sonra bile akılda kalmayı sürdürecek sahnelere sahip.”

16-Gözlere Şölen, Akıllara Zarar

Tan Ağırkaya’nın yazısı için tıklayın – obicimsinema.com

“Filmin ilgi çeken o kadar çok yanı var ki hiçbir sahnenin hiçbir detayı zaman harcamaya veya doldurmaya yönelik değil. Her diyalog, karakterlerin arasındaki bağlantıyı güçlendirmek ve hikâyeyi geliştirmek için yazılmış. Bize absürt gözüken her detay, daha sonradan hikâyeyi birbirine bağlayan bir parçası haline gelmesi için gösterilmiş. Her oyuncu, komedi olsun, dram olsun, gerilim olsun karakterlerine tamamen bürünerek ve seyirciye empati ve sempati duygularını hissettirerek oynamış.”

17-Evler ve sahipleri

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Her şeyden önce hemen her karesine hüzün sinmiş politik bir film ‘Gisaengchung / Parazit’. Toplumsal meselesini, insana ait en derin ve hakiki nüanslarla yoğuran bir öykü perdede duran. Sınıfsal farklılıklar, bu farklılıkların açtığı derin ve kanayan açık yaralar, sınıf atlama gayreti ve en nihayetinde sapasağlam bir sınıf bilinci!”

18-İşsizlik Sadece Bizim Ülkemizin Değil Herkes(im)in Sorunu… Parazit

Korkut Akın’ın yazısı için tıklayın – Sadi Bey

“Yönetmen Bong Joon-ho, belli ki çok iyi tanıdığı iki kesimi buluşturmuş Parazit’te. Senaryo kadar oyuncular, oyuncular kadar mekânlar, mekân kadar dekor aksesuar da çok başarılı. Yani, aradan sıyrılıp da, torpille kazanmamış Cannes’da, Altın Palmiye’yi.”

19-Kim’lerle Park’ların strateji oyunu

Sungu Çapan’ın yazısı için tıklayın – Cumhuriyet

“Giderek Kim’lerin piyonlarını peşpeşe sürerek sürdürdükleri bir strateji oyununu andıran, muzipçe ve parlak bir sosyal komedi etkisi uyandıran “Parazit”i, 1960’ların o efsanevi İtalyan komedisi tarzının bir çeşit Uzakdoğu versiyonu seyirliği gibi beğenerek izledim 132 dakika boyunca.”

20-Bir statü göstergesi olarak ‘Koku ve Parasite’

Başak Bıçak’ın yazısı için tıklayın – Akşam

“Kara mizahla gerilim arasında gidip gelen yönetmen, Güney Kore’de yaşayan iki farklı sınıfa mensup aile üzerinden sistem sorgulamasına girişiyor ve sınıf çatışmasını sarsıcı bir dille hikayeleştiriyor.”

21-Parazit: Merdiven Altında “Oyunun Kuralı” Başka!

Kerem Akça’nın yazısı için tıklayın – keremakca.net

“Kore Yeni Dalgası’nın en yetkin yönetmenlerinden Bong Joon-Ho’nun yedinci filmi… “Parazit” (“Gisaengchung”), türler, formüller ve alt türler arasında artistik patinaj yapan teknolojik bir ‘aşağıdakiler-yukarıdakiler gerilimi-kara komedisi’.”

22-Aile bağları ve yalanları; “Parazit”

Mehmet Erdoğan’ın yazısı için tıklayın – Independent Türkçe

Parazit’in sevdiğim bir diğer tarafı da sinematografisi oldu. Harika bir görüntü yönetmenliğinde filmin yavaş kamera hareketleri ve izleme çekimleri, fantastik prodüksiyon tasarımıyla mükemmel bir uyum sağlamış.”

Comments

comments