Bir kuşağın korkulu rüyası olmuş Candyman’nin bugüne güncellenerek Get Out ve Us filmlerinin yönetmeni Jordan Peele’ın yapımcılığında yeniden çevrilmiş hali Şeker Adamın Laneti (Candyman) hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…

1-“Şeker Adam polis şiddetine karşı!”

Murat Tolga Şen’in yazısı için tıklayın – BEYAZPERDE

“Orijinal Şeker Adam, amacı bu olmasa da Tony Todd yüzünden ABD’deki siyahların favori korku filmi olabilir. Peele bu filmi çok sevdiğini, replik replik ezberlediğini zaten söylüyor ve asıl amacını gerçekleştirmekten geri durmuyor; Şeker Adam’ı siyahları öldüren bir siyahi Freddy Krueger olmaktan çıkarıp onların koruyucusu yapmayı deniyor. ABD’de devam eden siyah ırka yönelik baskı politikalarını ve özellikle polis şiddetini tek bir filmde eleştirmeyi, bunun da ötesine geçerek karşı saldırı yapmayı deniyor.”

2-Candyman (2021)

Gizem Şimşek Kaya’nın yazısı için tıklayın – gizemsimsekkaya.com

“Bir aşk hikâyesi ekseninde oluşan ve siyahi-beyaz birlikteliğinin yasak olduğu kölelik dönemi Amerika’sında geçen, duygusal bir korku efsanesine karşılık; 1977 yılındaki Mardi Grass şenliklerinde beyaz bir kız çocuğunun şekerinden jilet çıkması sonucu suçlanarak polisler tarafından yakalandığı yerde infaz edilen Sherman Fields bir Candyman efsanesi olarak anlatılıyor. Bu bağlamda bir aşk hikâyesinden çıkan dramatik korkunun yerine daha realistik, Amerika’da sıklıkla yaşandığını duyduğumuz siyahilere yönelik polis şiddetinin çarpıcı gerçekliği tercih ediliyor. İzleyici önceki Candyman’leri izlediyse filmin ilk yarısında yumruk yemiş gibi bir durum yaşasa da ikinci yarı ile birlikte önyargıları kıracak ters köşeler başlıyor.”

3-‘Şeker Adam’ın öfkesi!

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – GAZETE DUVAR

“Candyman efsanesi yaklaşık 30 yıl sonra yine aynı mekânı merkeze alarak ama bambaşka bir yorumla seyircinin karşısına çıkıyor bu hafta itibarıyla. “Little Woods” filmiyle dikkat çeken, şimdilerde “The Marvels” için hazırlıklarını sürdüren Nia DaCosta’nın yönetip, Jordan Peele ve Win Rosenfeld’ı da yanına alarak senaryosunu yazdığı yapım, bir bakıma ‘kent’ hayatına ve kimlik politikalarına dair 30 yıllık değişimin de göstergesi olarak okunabilir. Birkaç kelam etmeden önce ’92 tarihli yapımla dolaysız bağlantılar kurulduğunu, birçok gönderme yapıldığını belirterek, aslında bir devam filmi ile karşı karşıya olduğumuzu belirtmek gerekiyor.”




4-‘Kentsel dönüşüm’ çare değil

Mehmet Açar’ın yazısı için tıklayın – HABERTÜRK

“‘Şeker Adamın Laneti’nde bakması zor çok kanlı şiddet sahneleri var. Rahatsız edici bir bedensel dönüşüm sürecini ele alması itibarıyla ‘biyolojik korku’ adı verilen alt türü hatırlatan sahneleri de unutmayalım. Özetle korku unsuru, vahşet içeren cinayet görüntüleri, yani grafik şiddet üzerinden gelişiyor. İlk saldırı dışında her seferinde ne olacağını biliyorsunuz. O yüzden eski usul gerilimle pek ilgisi olmayan, daha çok 1980’lerde rüştünü ispatlayan ‘teen-slasher’ tarzında bir film bekliyor sizi.”

5-Başkası olma, ‘Candy’n ol…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – HÜRRİYET

“Bu kez, ‘Şeker Adam’ efsanesinin biçimlendiği Chicago’daki Cabrini-Green bölgesinden yola çıkılarak kentsel dönüşüm problemleri, beyazların siyahlar üzerindeki her türlü tahakkümü, sanat galerilerindeki iktidar odakları ve en önemlisi ‘George Floyd vakası’na gönderme yaparken ırkçı polisleri bize hatırlatan gelişmeler eşliğinde son derece sıkı, radikal ve sözünü esirgemeyen bir metinle ve onun ustaca görselleştirilmesiyle karşı karşıyayız.”

6-Beyazların üzerinde bir hayalet dolaşıyor

Olkan Özyurt’un yazısı için tıklayın – SABAH

“Odağında ırkçılık olsa da sadece bu değil filmin derdi… Kentsel dönüşümün hamlelerinden biri olan soylulaştırmanın yarattığı sonuçlar, ‘piyasa sevgisi’ uğruna sanat dünyasında sanatçının edilgen hale getirilmesi, toplumların kolektif hafızasının yok edilmeye çalışılsa bile bunun nasıl işlevsiz hale geldiği gibi farklı alanlarda da sözünü söylemekten çekinmiyor Şeker Adam’ın Laneti.”

7-Ayin Şeklinde Şiddet

Tuğçe Madayanti Dizici’nin yazısı için tıklayın – BİRGÜN

“Ana karakter Anthony’nin bir arı sokması ile başlayan görseldeki iğrenç değişimde kullanılan makyaj sayesinde o sahneleri izlerken gözlerimi perdeden kaçırdım diyebilirim. Ses tasarımı ve ses kurgusunun, korku dolu anları yükseklere taşıyarak kulak doldurduğunu da eklemeliyim. Bu filmin özelinde az da olsa değinmeye çalıştığım tüm bu tartışma başlıkları dışında bana bu efsane ile ilgili merak uyandıran şey, insanların neden ısrarla ayna karşısında “Şeker Adam” ismini
beş kez tekrarlamak istedikleri olmuştur.”

8-“Cesaretin varsa adını söyle”

Aslı Selçuk’un yazısı için tıklayın – CUMHURİYET

“Sinema tarihinde genellikle yeniden çevirimler özgün yapımların gölgesinde kalırlar ama Da Costa, etkileyici bir açılış sekansıyla filmine giriyor, Robert Aiki Aubrey Low’ın müziği, John Guleserian’ın görüntüleri çok başarılı.”

9-Siyahlara yönelik şiddetin tarihi

Nil Kural’ın yazısı için tıklayın – MİLLİYET

““Little Woods”un yönetmeni Nia DaCosta’nın imzasını taşıyan “Şeker Adamın Laneti”, Jordan Peele’in korku türüne örtülü veya açık travmaları yerleştiren tarzı için sağlam bir zemin sunuyor. Siyahların kurban olma tarihini arka plana yerleştiren film, yakın dönemin en zekice korkularından biri.”

Comments

comments