Haruki Murakami’nin kısa öyküsünden uyarlanan ve Güney Kore’nin Oscar adayı olan “Şüphe” filmi hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…

1-Yakarsa dünyayı…

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Gazete Duvar

““Şüphe”, bir yanıyla işsizlik, belirsizlik, tatminsizlik ve geleceksizlikle boğuşan Kore toplumunun genç kuşaklarına bakarken; diğer yanıyla da dünyadaki bir salgının resmini çekiyor adeta. Nasıl ki bugün doğru ile yanlışın, gerçek ile sanalın, zengin ile fakirin, haz ile mutluluğun birbirinin içine girdiği, sınırların bulanıklaştığı bir dünyada yaşıyorsak; Chang-dong Lee de filmi böylesi dille anlatmayı tercih ediyor. Haliyle ne kadarı Jong-su’nun öfkesi, ne kadarı Ben’in oyunu ne kadarı Hae-mi’nin hayali belirsizleşiyor.”

2-Şüphe: İki Yangın Arasında

Ayça Çiftçi’nin yazısı için tıklayın – Altyazı

Şüphe, az anlaşılıp çok sevilen filmlerden olmaya aday. Filmin ‘büyük’ bir finali olsa da, bu final hikâyenin başından itibaren itinayla örülen ve giderek derinleşen gizemi dağıtmıyor, kafamızdaki soruları cevaplamıyor. “Aslında…” diye başlayan bir açıklamaya girişmiyor, biz de “Meğer…” demiyoruz.”

3-Burning: Olmayanı Unutmak

Güvenç Atsüren’in yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Kaynak aldığı öykünün üzerine gittikçe içinden kendi anlatısını daha da zenginleştirecek detaylar yakalıyor. Filmin ana karakteri diyebileceğimiz Lee’nin çaylaklığıyla, yönetmenin ustalığı müthiş bir zarafetle bir araya geliyor. Lee’nin bu detaylar karşısındaki çaresizlik hâli, yönetmenin sinemasının lokomotifine dönüşüyor.”

4-‘Şüphe’ ruhu kemirir…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“Yazar olmak için çabalayan bir genç, tutkuyla bağlandığı kendi sınıfından bir kız ve gününü gün eden bir zengin çocuğu… ‘Şüphe’, üçlü bir yumağın içinde hareket eden, saplantılı karakterlerle örülü, son derece etkileyici bir film. Japon yazar Haruki Murakami’nin ‘Barn Burning’ adlı kısa öyküsünden yola çıkılarak çekilen yapım, seyircisini gizemli bir koridorun içine çekerken edebi bir lezzet de sunuyor.”

5-Güney Kore sapığı

Cüneyt Cebenoyan’ın yazısı için tıklayın – Birgün

“Eksik olan Jong-su’nun hafızası mı? Seyretmediğim bir önceki filmi Şiir’de Lee Chan-dong’un kadın kahramanı alzheimer hastasıymış, yani hafızasını yitirmekteymiş. Lee’nin daha önce seyretme şansı bulduğum tek filmi Vaha’nın kahramanları da zihinsel engellilerdi. Lee’nin filmlerinde, akıl ve hafıza eksikliği, dünyada olan biteni anlayamamanın mecazı (metaforu) sanki”

6-Büyük Açlık Çeken Ruhlar: Burning

Gökhan Örenler’in yazısı için tıklayın – Arakatsanat

“Bir izlemenin yeterli olmayacağı, türler arası yolculuğu ve her sinemaseverin ağzını sulandıran detaylı senaryosu ile tekrar tekrar izlenildiğinde yeni keşiflerin yapılabileceği, bunun sonucunda etkisinin daha da artacağına inandığım filmlerden biri Burning. Size sunduğum kısa eleştiri yazısının haricinde ileride filmi detaylı bir analizi ile kaleme almak ve tüm gizlerini masaya yatırmak, bu başarılı yapıt için hevesle üzerine düşeceğim görevlerden biri.”

7-ŞÜPHE: Edebiyattan Sinemaya Gizem Dolu Bir Şölen

Berna Kuleli’nin yazısı için tıklayın – Pera Sinema

“Filmin yönetmeni Lee Chang-dong kendisi ile yapılan bir söyleşide uzun zamandır günümüz gençliği üzerine film yapmak istediğini belirtiyor. Bugün dünyamızda uluslardan, dinlerden ya da sosyal statüden bağımsız birçok insanın değişik sebeplerle bir öfke durumunun içinde olmasından etkilendiğini söylüyor. Genç insanların öfke durumunun ise ayrı bir problem olduğunu ve bugün Kore’de gençlerin anne babalarının döneminden daha kötü durumda olduklarını, gelecek içinse bir değişiklik öngörmediklerini ve bu yüzden de zayıf olduklarını düşünüyor. Burning filmi, bugünün Koreli gençlerinin içlerinde biriktirdikleri öfke ile nasıl kendilerini zayıf hissettikleri hakkında.”

8-Arzu, gizem ve saplantı

Mehmet Açar’ın yazısı için tıklayın – Habertürk

““Şüphe” yazması zor filmlerden… Tam olarak nereden başlayacağınızı kestiremiyor, yanlış yollara girmekten çekiniyorsunuz. Zorluk, yorumlamaktan ziyade yorumlama alternatiflerinin çokluğundan geliyor…
Öte yandan, öyle karışık ya da anlaşılması zor bir film olduğu söylenemez. Anlamaktan ziyade hissedilecek bir film demek belki daha doğru… Kaldı ki, seyrederken rahatsınız.”

9-Burning (2018): Yazarın Öfkesi

Kaan Karsan’ın yazısı için tıklayın – Ekşi Sinema

“‘Mise en abyme’ ya da ‘mizanabim’… Anlatı içinde anlatı, hikâye içinde hikâye, çerçeve içinde çerçeve… Kendi kurmacalığına dikkat çeken referanslarla yoğrulmuş Burning’i en kestirme yoldan tanımlayan kavram bu belki de. Çoğu ‘mise en abyme’de (Barton FinkSwimming Pool yahut Stranger Than Fictiongibi) olduğu üzere, başkarakter, yaratım bunalımında olan bir yazar. Kendisini çerçeveleyen dünyayı bir süzgeçten geçirerek kendi yaratacağı çerçeveye almanın derdinde.”

10-Metaforların Gücü Adına

Metin Kaçar’ın yazısı için tıklayın – Fikri Sinema

“Burning yazılıp çizilen yorumlar sonucunda yanlış anlaşılmaya müsait bir film ne yazık ki. Her karesiyle gösterişsiz bir güzellik sunabilecekken, Cannes’ın yarattığı farklı beklentiler sonucunda anlaşılamama ihtimali var. Fakat yapay bir şekilde gelişen beklentileri bir kenara bıraktığımız zaman Burning neredeyse kusursuzluğu vadediyor. Çünkü yönetmenin, küçük gibi görünen bir konuyu büyük bir profesyonellikle işleyebildiğini göz ardı etmek gerçekten imkansız.”

11-Yakma ve kaybolma sevdası

Ali Ercivan’ın yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Şüphe’yi böylesine güçlü bir film yapan, seyircinin kafasında da genişlemeye devam edecek olması, seyircinin yorumuna alan bırakması. Zihnimize yerleştirdiği ama cevaplamadığı sorular. Belki bu yüzden, naçizane, Lee Chang-dong’un sert finalini ben bu anlatıya -en azından ton olarak- yakıştıramıyorum.”

12-Murakami ve Şüphe (Burning)

Meltem Sağlam’ın yazısı için tıklayın – T24

“Henüz Türkçe çevirisi yayınlanmamış olan Barn Burning, çok sade ve 10 sayfalık kısa bir öykü.  Doğal olarak Murakami kitaplarının ruhunu yansıtan; kedi, kuyu, cinsellik, sistem eleştirisi, doğal güzellikler ve çarpık kentleşme sıkıntıları, ergenlik ve aile içi çatışmalar gibi birçok öğeyi içermiyor. Ancak tüm bu öğeler, ana hikayenin ruhunu bozmadan, sinemanın görselliğinden de faydalanılarak küçük detaylar halinde başarılı bir şekilde senaryoya yerleştirilmiş.”

13-Şüphe (Burning) – Burning, Burning diye 8 aydır övülen film, nihayet vizyonda…

Murat Dural’ın yazısı için tıklayın – Zaytung Sinema

“Şiir (Shi) isimli müthiş filmiyle bildiğimiz Chang-dong Lee yönetti, kedili, gizemli karakterli metinleriyle ünlü bir Murakami öyküsünden uyarladı (Yo hayır Murakami okumadım). Murakami’nin 1983’te yazdığı bir öyküymüş bu, o da zaten 1939’da yayımlanan William Faulkner’in aynı isimli öyküsünden esinlenmiş, Faulkner de kesin bir Mısır hiyeroglifinden filan esinlenmiştir, böyle gider bu… Murakami, İngilizcesiyle Barn Burning demiş öyküsüne, ahır yakan bir adam, umutsuz bir erkek ve bir kadın öyküsüymüş bu… Evet, niye verdik bu uzun uzun bilgileri? Burası dolsun diye tabii ki.”

14-Gerçeğin halleri!

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Murakami’nin metafor zenginliği, Chang-dong Lee’nin sinemasal derinliğiyle birleşmiş. Gerilimli, tutkulu ve saplantılı bir aşk üçgeni fonunda, hastalıklı oluşlar, iflah olmaz yalnızlık, ihtiras, özlem, öfke, irade, hafıza, sınıfsal farklılıklar, kimlik, ruhumuz ve gerçekliğin halleri. Müthiş özenli anlatım, incelikli senaryo, kamera, sanat yönetimi ve kurgu, başka bir düzleme taşıyor filme Türkçe adını veren ‘şüphe’ olgusunu!”

15-Şüphe – Beoning – Burning (2018)

Murat Can Aşlak’ın yazısı için tıklayın – muratcanaslak.com

“Lee’nin Jungmi Oh ile Murakami’nin Ahır Yanıyor (Barn Burning) isimli hikayesinden senaryolaştırdığı/esinlendiği film sinemadan çıktıktan sonra izleyici zihninde kendi yolunu kazmaya uzun süre devam ediyor.  İzleyicinin günlerce çiğnemeye devam edebileceği bol bol düşünce gıdası ve peşinden koşabileceği  fazla fazla tavşan veriyor; yılın zihindeki yarı ömrü en fazla olan filmlerinden biri…”

16-Şüphe  /  Burning

Erdoğan Mitrani’nin yazısı için tıklayın – Orta Koltuk

“Uyarlamadan çok esinlenme olarak büyük başarıya ulaşan bu uygulamada özgün metne göre iki önemli değişiklik var. Birincisi öyküde pasif anlatıcı olan karakteri filme aktif olarak dahil ederek, aykırı aşk üçgeninin baş köşesine oturtması. İkincisiyse heyecanı ve azar azar artan gerilimi ile, hiç açığa çıkmayan gizemini hep koruyan bir öykü anlatması.”

17-Yansın Bu Dünya

Ferhan Baran’ın yazısı için tıklayın – Sadi Bey

“İçe dönük bir aşk ve cinsellik hikâyesi olarak başlayan, sınıf çatışmasının körüklediği bir yangın yerine dönüşen hikâye, son bölümde yaman bir gerilim ve iz sürümle noktalanıyor. Ancak perde kapandıktan sonra, filmin Türkçe adındaki ‘şüphe’ Jong-su gibi içimizi kemirmeye devam ediyor. İzlediklerimiz gerçekten yaşanmakta mıdır? Yoksa yazar olmak isteyen genç adamın hayalleri midir her şey?”

Comments

comments