Taika Waititi’nin yönetmenliğini yaptığı Tavşan Jojo (Jojo Rabbit) filmi hakkında yazılan eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…

1-Çok mu komik!

Şenay Aydemir’in yazısı için tıklayın – Evrensel

“Yönetmenin bu hafta itibarıyla salonlarda gösterilmeye başlanan ve çokça tartışılan filmi “Tavşan Jojo” daha çok 2010 tarihli “Boy” ve 2016 tarihli “Vahşiler Firarda”yı getiriyor akla ama. Bu iki film de ergenliğin başlangıcındaki çocukların baba figürleriyle ilişkisini mizah yoluyla anlatıyordu. “Tavşan Jojo”yu tartışmalı yapan şey ise “Hitler”in komedi malzemesi olarak kullanılmasının, meselenin ciddiyetini azaltıp azaltmadığına dair yorumlar.”

2-Jojo Rabbit: Bir Tavşanın Gözlerinden

Sezen Sayınalp’in yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Waititi mizahı bir geçiş aracı olarak kullanıyor. Dönemin vahşetine bire bir ortak etmeden yaşanan tüm katliamın dünyanın ünlü narsist kişilik bozukluğuna sahip müsebbibi Adolf Hitler’i bir komedi aracına dönüştürerek yapıyor bunu hem de. Çünkü karşımızdaki figür, aklın mantığın alamayacağı fikirlerle yoğrulmuş ve eyleme geçmiş birini temsil ediyor.”

3-“Arkadaşım Hitler”

Başak Bıçak’ın yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Elbette İkinci Dünya Savaşı sırasında gerçekleşen soykırım ve bu esnada yaşanan insan hikâyeleri üzerine, çocukların gözünden de olmak üzere pek çok film yapıldı; hatta Hitler de daha önce pek çok kez mizah unsuru oldu ancak bir çocuğun belleğinde Hitler figürü ve Nazi “çılgınlıkları” bu denli sıra dışı ve zekice kurgulanmış bir mizahla ve aslında trajediyle çok az filmleştirildi…”

4-Faşizme Gülmek

Coşkun Liktor’un yazısı için tıklayın – Biamag

“Günümüzdeyse Hitler’in tarihsel bağlamından kopartılıp metalaştırıldığına tanık oluyoruz. Hitler içi boş bir imgeye, adeta bir pop ikonuna dönüşmüş durumda. Hitler filmleri, Hitler romanları, Hitler biyografileri ve Nazi dönemini simgeleyen bilumum tüketim nesnesinden oluşan devasa bir Hitler endüstrisinden bahsetmek mümkün. Hitler’in işlediği insanlık suçlarının ve Nazilerin vahşetinin üzerini örten Tavşan Jojo da son tahlilde Hitler’i metalaştırmaktan, başka bir deyişle Hitler endüstrisinin bir parçası olmaktan kurtulamıyor.”

5-En Çok tartışılan Oscar Adayı

Mehmet Açar’ın yazısı için tıklayın – Habertürk

“Christine Leunens’in “Caging Skies” adlı romanından Taika Waititi tarafından sinemaya uyarlanan “Jojo Rabbit”in bence en parlak yanı, bir çocuğun faşizm ve ırkçılıkla yüzleşmesini “iki cephe”de birden anlatması…İki cepheden kastım, iç ve dış dünya…”

6-Jojo Rabbit: Heccav olmadan hiciv olmaz

Tuğçe Madayanti Dizici’nin yazısı için tıklayın – Birgün

“Jojo Rabbit bana kalırsa dramatik bir film. Esas sorun tam da burada. Filmlerle ilgili değerlendirmem kafamda izler izlemez hemen belirir, vereceğim puan da hemen kafamda hazırdır. Siyasi hiciv yapan The Death of Stalin filmini hemen sevmiştim. Yani politik doğruculuk olmadı beni Jojo’dan soğutan. Sonuçta anlaşılıyor ki, yönetmen heccav olamadan hiciv yapmaya kalkmış.”

7-Jojo Rabbit (2019): Büyüklere Faşizm Masalları

Burak Yılmaz’ın yazısı için tıklayın – birdunyafilm.co

Jojo Rabbit, bir özgürleşme hikâyesi anlatıyor: Savaş bitene kadar evin içindeki daracık bir bölmede saklanan Elsa’nın savaş bittiğinde fiziken özgürleşmesiyle ona temas ettikçe hayranlıkla sevgi arasında bir yerde konumlanan Jojo’nun kahramanlık hayallerinden ve Nazi ideallerinden özgürleşmesi.”

8-En yakın arkadaşım bir diktatör

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“Ama genel bir çizgide “Nazilerin arasında da iyiler vardı” türünden bir noktaya uzanan mesajıyla derinleşemeyen espri ve göndermeleri, ‘Hunt for the Wilderpeople’ ve ‘Thor: Ragnorak’ gibi filmlerden hatırladığımız Yeni Zelandalı Taika Waititi’nin yapıtını sıradanlaştırıyor.”

9-Jojo Rabbit: Faşizm Bir Çocukluk Hastalığıdır

Fırat Türkoğlu’nun yazısı için tıklayın – Bakınız

“Jojo Rabbit, baştan sona hiç tempo sorunu yaşamıyor. Özellikle son savaş sahneleri, bir çocuğun gözünden savaşın nasıl algılanabileceğini iyi anlatmış. Taika Waititi, süper kahraman janrında takılı kalmadan, farklı konularda film çeksin dedirten bir finalle, nazilere, savaşa ve anlamsız faşizme güle güle diyoruz. Darısı günümüzün diktatörlerinin başına…”

10-Jojo Rabbit: Hail Hitler

Güney Yurdakul’un yazısı için tıklayın – Pera Sinema

“Filmin renkleri ve tonu da anlatılan döneme ve yapılan eleştirilerin nüktedan diline hizmet ediyor. Taika Waititi, komediyi çok yerinde kullanıyor. Komedisine yeri geldiğinde iğneleyici ve çok akılıca yazılmış diyaloglar ev sahipliği yapıyor.”

11-Tavşan Jojo: Nefret karşıtı hiciv yaratmanın zorluğu…

Kerem Bumin’in yazısı için tıklayın – Gazete Duvar

“Filmde dönem, sınırlı mekanlara rağmen gayet inandırıcı bir şekilde yansıtılıyor. Yönetmenin sık sık Jojo’nun bakışına geçmesi, hikayeye en baştan kapılmamızı sağlıyor. Filmin iç mekanlarındaki ‘sıkışmışlık’ ve dış mekanlardaki ‘sahte ferahlama’ seyirciye tam anlamıyla hissettiriliyor.”

12-Bir çocuğun Hitler ile sınavı

Olkan Özyurt’un yazısı için tıklayın – Sabah

“Nazi olan bir çocuğun gittikçe normalleşmesi sürecini mizahi bir dille anlatarak hamasi bir milliyetçiliğin ve ırkçılığın nasıl zehirli olduğunu gösteriyor bize. O zehrin devlet eliyle beyinlere zerk edildiğini, kafalarda oluşturulan düşman algısının nelere yol açtığını Jojo ve arkadaşı Hitler’in ilişkisi üzerinden görüyoruz. Anlatı olarak biraz Roberto Benigni’nin Hayat Güzeldir filmini hatırlatan film, ırkçı bir çocuğun geçirdiği değişimi göstermesi açısından da Shane Meadwos’un This is England (2006) ile akraba sayılabilir.”

13-Hayal Arkadaşım Hitler

Kerem Akça’nın yazısı için tıklayın – keremakca.net

“Waititi, romanın çizgi romansal karşılıklarını ilk 15-20 dakikada gayet iyi işliyor. Hitler rolünde ‘hayal arkadaşı’ olarak canlanınca çocukla ilişkisinin zeka koktuğu bir yapı dokuyor. Sanat yönetimi ve kostüm tasarımı da ‘yeni nesil Wes Anderson’ dedirtiyor. Ama her şeyin ötesinde bizim yaşadıklarımız yavaş yavaş 2017’de tiyatroya uyarlanan metnin daha fazla potansiyeli olmadığını idrak etmekten başka bir şey değil.”

14-Jojo Rabbit: Bir Çocuğun Gözünden…

Ayşe Başak Uçan’ın yazısı için tıklayın – Sinematopya

“Oyunculukları, senaryosu ve kurgusu sayesinde su gibi akan film aslında izleyeni şaşkına çevirecek kadar hızlı ton değiştiriyor ama bunu pek yadırgamıyoruz  çünkü film seyirciye olanların  bir çocuğun gözünden anlatıldığını ve onun gibi dikkatinin çabuk dağıldığını, sevincinin, ilk aşkının, hüznünün ve korkusunun hep çocuksu bir hayal dünyasında, onun çerçevesinden yaşandığını hissettiriyor.”

15-Faşizm Fantezisi: JOJO RABBİT

Pırıl Tatari’nin yazısı için tıklayın – Cine Dergi

“Jojo Rabbit’in mizahı da burada yatıyor. Aslında kara mizah daha yerinde bir kelime olur. Kitleleri sorgusuz sualsiz peşinde sürüklemiş, temeli hiçbir mantıksal çıkarıma dayanmayan, tamamen insanlığın açgözlülüğü ve merhametsizliği sonucu milyonların ölümüne yol açan bir ideoloji ile dalga geçen bir film var karşımızda.”

16-Hicvimiz karadır abiler!

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Sinema tarihine egemen olmak çok keyifli olsa da, bazı şeyleri yazıp çizmek; özellikle perdedeki yapımı çok beğenip, öncüllerini ve tetikleyicilerini bilmeyen ya da ilgilenmeyen izleyici için bir parça sinir bozucu oluyor sanırım. İşin aslı, eleştirmen dediğinin görevi ve sorumluluğu da tam olarak bu. İzleyiciye kılavuzluk edip, bilgi vermek… Gayet iyi film ‘Tavşan Jojo’ fakat o denli çok daha iyi benzeri var ki!”

17-Stilize ve Alışılmadık Bir Nazi Hikâyesi: Jojo Rabbit

Burak Erken’in yazısı için tıklayın – Wannart

“Film aynı zamanda muzip yönetmeninden de beklediğimiz üzere absürt bir savaş taşlaması. Bu noktada espri dozunun son derece doğru tutulduğunu söylemek gerekiyor. Fakat bu bile, politik doğruculuğun üst seviyede yaşandığı, günümüzün sabır çizgisini hayli aştığı dönemde eleştiri odağı olabiliyor.”

18-Tavşan peşinde Nazi Almanyası

Nil Kural’ın yazısı için tıklayın – Milliyet

“Hitler’le alay eden bir sahneyle açılan ve bir tiyatro grubu üzerinden Nazizm’i tiye alan 1942 tarihli Ernst Lubitsch filmi “To Be or Not to Be” veya Charlie Chaplin’in klasiği “The Great Dictator”gibi 1940’lardan örnekler, bir kötülüğü tam gaz alay ederek yenilebilir kılma denemeleri olarak sinema tarihinde yerlerini aldılar. Ancak araya ciddi trajediler koyup bir sonraki sahneyle bunun da üzerini kapatan “Jojo Rabbit”, etik açıdan kaygan bir zeminde duran, naifliğin sorumsuzluğa kaçtığı bir film. Özellikle de Neonazizm’in böylesine yükseldiği bir dönemde.”

Comments

comments