Tayfun Pirselimoğlu’nun son filmi “Yol Kenarı” hakkında yazılmış eleştiri yazılarını sizin için derledik. İyi okumalar…

1- Yol Kenarı: Kıyameti Beklerken

Döndü Toker’in yazısı için tıklayın – Türk Sinema Araştırmaları

“Bu yılki İstanbul Film Festivali’nde Yol Kenarı yoğun bir ilgi ve beklentiyle karşılandı. Tayfun Pirselimoğlu’nun birçok usta oyuncu, ödüllü kurgucu Ali Aga ve Angelopoulos filmlerinden bildiğimiz görüntü yönetmeni Andreas Sinanos ile çalıştığı film, festivalden iki ödülle döndü. Tayfun Pirselimoğlu En İyi Yönetmen, başrol oyuncularından Tansu Biçer de En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görüldü. Pirselimoğlu’nun kariyerindeki önemli basamaklardan biri olarak görülebilecek Yol Kenarı, etkili görsel çözümlemeleri ve Kafkaesk denebilecek anlatı yapısıyla dünyanın sürüklendiği, görmezden geldiği bir sonu anlatıyor.”

2-Kıyamet Meleklerine Dair Bir Pastiş

Ali Ercivan’ın yazısı için tıklayın – Beyazperde

“Sonumuzun yaklaştığına inanan insanların yaşadığı kasabaya ister Türkiye’nin ister dünyanın halet-i ruhiyesinin yansıması deyin, Pirselimoğlu’nun tasvir etmeye çalıştığı ruh hali yabancı değil. Sadece dinsel anlamında bir kıyamet korkusu değil çünkü anlatılanın karşılığı. Sonumuzun gelişinin, felakete sürüklenişimizin, umutsuzluk hissinin çoğumuzun gündelik yaşamında karşılığı var.”

3-Yol Kenarı: Kıyameti Beklerken

Güvenç Atsüren’in yazısı için tıklayın – FilmLoverss

“Filmin Angelopoulos’un da sıklıkla birlikte çalıştığı görüntü yönetmeni Andreas Sinanos imzalı kusursuza yakın siyah-beyaz sinematografisi, Pirselimoğlu’nun ağırbaşlı anlatım tercihiyle iyi bir uyum yakalıyor. Bireylerin ve mekânların adının dâhi olmadığı bu dünya tasviri, tüm şıklığına rağmen renksizlikle de birleşince seyircinin ilişki kurmasının son derece güç olduğu bir hâl alıyor.”

4-Yol Kenarı: Umut Gerçekten Hiç Yok mu?

Tuba Büdüş’ün yazısı için tıklayın – Pera Sinema

“Tüm bu filmlerindeki, bir karakterin bir başkasının yerine geçmesi ya da kendini, yaşamının devamını o karakter üzerinden devam ettirmesi, ölülerin dirilmesi gibi durumların hepsi aslında bir nevi Yol Kenarı’nda buluşur. Pirselimoğlu bugüne kadarki filmlerinde kişisel ölçekte değindiği mevzuyu toplumsal olanda buluşturur yeni filminde. Yol Kenarı’nı dünyanın sonu (kıyamet) olarak düşünürsek eğer diğer filmlerde yaşanılanlar bir nevi kişisel ölçekte yaşanılan kıyamet alametleriydi. Yol Kenarı’nda ise toplum üzerinden görülen alametler karşılar bizi. Yaklaşan yok oluşun alametleri…”

5-Bir karamsar gelecek, yani ‘distopya’ öyküsü

Atilla Dorsay’ın yazısı için tıklayın – T24

“Pirselimoğlu’nun bu uluslararası ortaklıkla yapılmış filmi, kuşku yok ki yüksek sinemasal değerler taşıyor. O gepgeniş uzanan perdeye gelen enfes siyah-beyaz görüntülere vurulmamak; o çok az, ama tam yerinde kullanılmış müziğe kapılmamak elde değil. İkisinin de ortak-yapımcı Yunanistan’dan geldiğini ekleyeyim.”

6-Tedirgin Edici Karanlık Öykü

Erdoğan Mitrani’nin yazısı için tıklayın – Orta Koltuk

“Tayfun Pirselimoğlu öykünün serim bölümünü, birbiriyle bağlantısız kısa planlar ya da kısacık plan-sekanslarla yapıyor; sonrasında ise ya film boyunca bunları bir yap bozun parçaları gibi birleştiriyor, ya da kimi zaman birleştirmeyi, dikkatine ve zekasına güvendiği izleyicisine bırakıyor. Seyirciyle böylece birinin anlattığı ve olası çözümleri sunduğu, diğerinin de çözmeye çalıştığı keyifli bir interaktif ilişki oluşuyor.”

7-Çok alametler belirdi…

Uğur Vardan’ın yazısı için tıklayın – Hürriyet

“Tayfun Pirselimoğlu’nun son filmi ‘Yol Kenarı’, birtakım metaforlar eşliğinde toplumsal bir cinnetin panoramasını çiziyor. Tasvir edilen kasabayı bütün bir insanlığın küçük ölçekli bir yansıması olarak görmek mümkün. Giderek yükselen kasvet, korku, tekinsizlik, şüphe ve bu ortamı fatura edecek birinin aranması.”

8-Tanıdık Bir Kasaba

Burak Göral’ın yazısı için tıklayın – Sözcü

“Pirselimoğlu defalarca farklı şekillerde de olsa anlatılmış olan bu hikayeyi hayli uzun ve ağır bir biçimsellikle anlatıyor. Seyircinin herhangi bir karaktere yakınlık hissetmesini de istemiyor. Belki bu yapı 90-100 dakikada halledilebilmiş olsa seyirci üzerinde daha etkili olabilirmiş film. Ama iki saat biraz yorucu bu üslüpta bir film için. Rol aldığı her filmde etkileyici performanslar gösteren Tansu Biçer, kasabaya çalışmaya gelmiş genç adam rolünde, içinde yer aldığı her filmde olduğu gibi yine çok iyi. Karakterinin belirsizliğini ve tedirgin halini ustalıkla yansıtıyor.”

9-Son noktada her şey aynı

Murat Erşahin’in yazısı için tıklayın – sinemamuzik.com

“Macar auteur Béla Tarr’ın 1988 tarihli ‘Karhozat / Lanet’ ve özellikle 2000 yapımı ‘Werckmeister harmóniák / Karanlık Armoniler’ filmleriyle kardeş bir yapım ‘Yol Kenarı’. ‘Karanlık Armoniler’in distopik tükenmişliğiyle ruh ikizi bir öykü çıkmış usta sinemacıdan. Farklı bir coğrafya, farklı duyarlıklar, kaçınılmaz son hissi ve o son noktada beklenen yıkım! Bütün bir Pirselimoğlu sinemasında en çok benimseyip beğendiğim film olmasa da, ilgiye fazlasıyla değer bir yapım ‘Yol Kenarı’!”

10-Her şey anlamını yitirirken

Olkan Özyurt’un yazısı için tıklayın – Sabah

“Pirselimoğlu filminde, her şeyin anlamını yitirdiği bir dönemde, kıyametin kopacağına inanan ve bu süreçte bir kurtarıcıyı bekleyen kasabalıların hikayesini anlatıyor. Açıkçası yönetmen romanlarında ve resimlerinde yarattığı dünyaları sinemasıyla belirgin bir şekilde ilişkilendiriyor.”

 

Comments

comments